Yurtdışı Borçlanmalarda sonradan SSK’lı işe girmek

  • T.C. YARGITAY
  • 10.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2013/8333
  • Karar: 2013/19685
  • Karar Tarihi: 31.10.2013

TESPİT DAVASI – ÇALIŞMA BAŞLANGICI TARİHİ AYNI SİGORTALILIK STATÜSÜNDE BİR BORÇLANMA İRADESİ OLARAK KABUL EDİLMESİ VE BU ÇERÇEVEDE YENİDEN YAPILACAK DEĞERLENDİRME SONUCUNA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Somut olayda, borçlanma bedelinin ödenmesinden önce, … günlü borçlanma bedelinin tebliğinden itibaren yasal üç aylık ödeme süresi içerisinde, … tarihinden itibaren Yasanın maddesinde öngörülen sigortalılık niteliğinde çalışmağa başlayan davacının, söz konusu sigortalı çalışmaların gerçek ve fiili olmadığı yönünde bir kurum iddiasının bulunmadığı da dikkate alınarak, anılan madde kapsamındaki çalışma başlangıcı tarihi, aynı sigortalılık statüsünde bir borçlanma iradesi olarak kabul edilmeli ve bu çerçevede yeniden yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir.

(5510 S. K. m. 4) (3201 S. K. m. 3)

Dava: Davacı, Alman rant sigortasına giriş olan 11.09.1987 tarihinin Türkiye’de 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında sigorta başlangıcı olarak kabulünü, 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan borçlanmanın tüm sonuçlarıyla birlikte 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin tespitini ve aksi kurum işleminin iptalini istemiştir.
Mahkeme, Alman Rant Sigortasına giriş olan 11.09.1987 tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak kabulüne karar verirken; borçlanmanın, 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında sayılmasına yönelik davacı isteminin ise, reddine karar vermiştir.

Hükmün davacı ile davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Karar: Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

İnceleme konusu olayda; 29.12.2011 günlü borçlanma talep tarihi itibarıyla yurt içi sigortalılık kayıt ve tescili bulunmayan ve Alman rant sigortasına 11.09.1987 tarihi itibarıyla giriş yapan davacının, anılan başvurusu üzerine Almanya’da geçen 17.05.1987-07.12.2011 tarihleri arası yurt dışı süresine ilişkin olarak ve 5510 sayılı Yasanın 4/1-b maddesinde öngörülen sigortalılık niteliğinde belirlenen borçlanma bedeli, 13.01.2012 tarihli tebliğ üzerine ve öngörülen üç aylık yasal ödeme süresi içerisinde 11.04.2012 tarihinde davacı tarafından ödenmiştir. 3201 sayılı Yasanın 4. maddesinde öngörülen aynı üç aylık ödeme süresi içerisinde, 14.03.2012-28.03.2012 tarihleri arası 15 gün 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı çalışan davacının, rant sigortasına giriş olan 11.09.1987 tarihinin sigorta başlangıcı olarak alınması ve anılan başlangıç ile 4/1-b kapsamında yapılan borçlanmanın tüm sonuçlarıyla 4/1-a kapsamında değerlendirilmesine yönelik 20.04.2012 günlü davacı başvurusunun reddi üzerine de eldeki bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Yasanın 79. maddesiyle değişik 3201 sayılı Yasanın 3. maddesi <Bu Kanunun 1. maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar…> hükmünü içerirken,

Yine aynı Yasayla 3201 sayılı Yasanın 5. maddesine 4. fıkra hükmü olarak eklenen ek fıkra ile de; <Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.> Hükmü getirilmiştir.

Anılan 5754 sayılı Yasa ile, 3201 sayılı Yasada yapılan değişiklikler ve getirilen ek düzenlemelere birlikte bakıldığında; başvurulacak kuruluşların belirlenmesinde, eski 3. maddede öngörülen değişik hallerden tümüyle vazgeçilmiş ve sadece, Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık suresi olarak değerlendirileceği öngörülmüştür. Anılan düzenlemeyle, Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması bulunmayan kişilerin, 3201 sayılı Yasaya dayalı borçlanma sürelerinin 5510 sayılı Yasanın 4/1-b kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi gerekecektir.

Yurtdışı hizmet borçlanmasının hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağını düzenleyen 3201 sayılı Yasanın yukarıda belirtilen 5. madde hükmünde yer alan <talep tarihindeki en son sigortalılık hali> ibaresinin, aynı yasanın başvurulacak kuruluşları düzenleyen 3. maddesindeki <..Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna,

Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar..> hükmüyle birlikte değerlendirilmesi, giderek, sosyal güvenlik hakkının, anayasal güvenceye sahip, vazgeçilemez nitelikli temel insan haklarından biri olması da dikkate alındığında; sigortalının, borçlanma başvuru tarihinden, ödeme tarihine kadarki dönemde, yasal üç aylık ödeme süresi geçirilmemek kaydıyla, yurtiçinde bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olunması halinde, tabi olunan sigortalılığa giriş, aynı sigortalılık niteliğinde bir borçlanma iradesi olarak değerlendirilmesi yerinde olacaktır.

Somut olayda, borçlanma bedelinin ödenmesinden önce, 13.01.2012 günlü borçlanma bedelinin tebliğinden itibaren yasal üç aylık ödeme süresi içerisinde, 14.03.2012 tarihinden itibaren 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesinde öngörülen sigortalılık niteliğinde çalışmağa başlayan davacının, söz konusu sigortalı çalışmaların gerçek ve fiili olmadığı yönünde bir kurum iddiasının bulunmadığı da dikkate alınarak, anılan 4/1-a madde kapsamındaki çalışma başlangıcı tarihi, aynı sigortalılık statüsünde bir borçlanma iradesi olarak kabul edilmeli ve bu çerçevede yeniden yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 31.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız