Yurda Kesin Dönüş yapmış olma şartı / ev kadınları için

  • T.C. YARGITAY
  • Hukuk Genel Kurulu
  • Esas:  2012/10-1148
  • Karar: 2013/261
  • Karar Tarihi: 20.02.2013

TESPİT DAVASI – YURDA KESİN DÖNÜŞ – GEÇİMLERİNİ SAĞLAYACAK HİÇBİR GELİRİ OLMAYAN VEYA MEVCUT GELİRLERİYLE GEÇİMLERİNİ SAĞLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKEN KİŞİLERİN ASGARİ GEÇİM DÜZEYİ İLE SINIRLI OLMAK ÜZERE GEÇİMLERİNİN SAĞLANMASI – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Somut olay değerlendirildiğinde mahkemece, davacının <yurda kesin dönüş> koşulu ile ilgili, çalışma yaşamı süresince karşılaşılan hastalık, iş kazası, meslek hastalığı veya işsizlik gibi riskler nedeniyle iş göremezlik veya işsizlik gibi adlar altında bir ödeme almakta olup olmadığı ve yurt dışında bulunduğu ülke mevzuatı kapsamında, geçimlerini sağlayacak hiçbir geliri olmayan veya mevcut gelirleriyle geçimlerini sağlamakta güçlük çeken kişilerin asgari geçim düzeyi ile sınırlı olmak üzere geçimlerinin sağlanması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları tarafından muhtaçlık durumuna ve süresine göre ödenek alıp almadığı konusu yöntemince araştırılmamıştır. O halde, yukarda açıklanan bu değişik gerekçeyle direnme kararı usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
(2709 S. K. m. 62) (3201 S. K. m. 1, 6) (1479 S. K. m. 35, Geç. m. 10) (Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması Ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik m. 4, 13)

Dava: Taraflar arasındaki <tespit> davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 3. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 28.05.2008 gün ve 2007/275 E., -2008/230 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 09.11.2009 gün ve 2008/13155 E., 2009/16984 K. sayılı ilamıyla bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

(… 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde, ev kadınlarının yurtdışında ev kadını olarak geçen süreleri borçlanmasına olanak tanınmış olup; davacı anılan düzenleme uyarınca yurt dışında ev kadını olarak geçen 10.04.1981-10.05.1999 ve 02.05.2000-02.04.2002 tarihleri arasındaki 7200 günlük süreyi, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu’na (devredilen Bağ-Kur’a) müracaat etmek suretiyle borçlanmış, tahakkuk eden döviz cinsinden borçlanma bedelinin tamamını ödeyerek, 13.11.2006 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmuş; mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Borçlanma yoluyla değerlendirilen süreler gözetilerek, 3201 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığının bağlanabilmesi, anılan kanunun 6. maddesinde öngörülen <yurda kesin dönülmüş olması> koşulunun varlığı halinde mümkün olup, bu hususta yurtdışında çalışanlar ile ev kadınları hakkında bir ayırıma gidilmemiştir. Evli olsun, yada olmasın, yurtdışında ev kadını olarak bulunan Türk vatandaşları bakımından yurda kesin dönüş koşulundan; yerleşmek niyetiyle ve sosyal güvenliklerini de Türkiye’de sağlamak üzere anavatana dönüş yapmaları, başka bir anlatımla, ikametgahının Türkiye’ye nakli biçiminde anlaşılması gerekir.

Dosya kapsamından, borçlanma ve yaşlılık aylığı tahsis talebinin davacının avukatı aracılığı ile yapıldığı, dilekçelerde adres olarak avukatının adresinin bildirildiği, avukatı adına vekaletnamenin; Hochfeldstr. 102, 47053, Duisburg, Almanya adresi ikametgah gösterilerek Duesseldorf Başkonsolosluğu’nca düzenlendiği, yurda kesin dönüş yaptığına ilişkin bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşılması karşısında; yurda kesin dönüş yapma koşulunun davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak, saptandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; mahkemece, bu yönde herhangi bir inceleme yapılmayarak, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır….)

gerekçesiyle oy çokluğuyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Karar: Davacı vekili; müvekkilinin, yurtdışında ev kadını olarak geçirdiği süreyi 3201 sayılı Kanun uyarınca yaptığı borçlanma dikkate alınarak yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ile hak edilen aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Yerel mahkemece; Türkiye’de ikamet ettiği anlaşılan davacıya, davalı Kurumca 1479 sayılı Kanunun 35 ve geçici 10. maddeleri uyarınca 01.07.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği gerekçesiyle istemin kabulüne karar verilmiştir.

Davalı Kurum vekilinin temyizi üzerine Özel Daire; yukarıda metni yazılı gerekçe ile hükmün bozulmasına oyçokluğuyla karar vermiş, yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiştir. Direnme hükmünü, davalı vekili temyize getirmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Mahkemece yapılan araştırmanın, yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli olan, yurda kesin dönüş koşulunun isbatına yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

3201 sayılı Kanun, kendisinden önce yürürlükte bulunan 2147 sayılı Kanun ile birlikte; yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarına; yurt dışında çalıştıkları süreleri, döviz karşılığı borçlanma ve buna bağlı yaşlılık sigortasından yararlanma hakkı vermiş ve bu kişilerin, yurt dışındaki ülke sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında sosyal güvenliklerine gerek kalmaksızın Türkiye’de sosyal güvenceye kavuşma hakkı tanımıştır. Böylece Türkiye’de çalışıp, belli bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunan Türk vatandaşları ile yurt dışında çalışanların sosyal güvenceleri açısından bir farklılık kalmamıştır.

3201 sayılı Kanunun 6.maddesinde;

<A-Bu kanuna göre değerlendirilen sürelere istinaden aylık tahsisi yapılabilmesi için;

a) Yurda kesin dönülmüş olması,

b) Tahakkuk ettirilen döviz borcunun tamamının ödenmiş olması;

c) Döviz borcunun tamamının ödenmesinden sonra yazılı istekte bulunulması

şarttır.

Yukarıdaki şartları yerine getirenlerden tahsise hak kazananların aylıkları, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılmak üzere ilgili sosyal güvenlik kurumu kanunu hükümlerine göre bağlanır.

B- Bu kanunun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında çalışmaya başlayanların çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ay başından itibaren aylıkları kesilir.

Bunlardan yeniden kesin dönüş yapanların, bu hizmetlerini 4’üncü madde hükümleri gereğince borçlanmaları şartıyla aylıkları bu süreler de dikkate alınarak yeniden hesaplanır. Bu borçlanmayı yapmayanların eski aylıkları yurda kesin dönüş tarihini takip eden ay başından itibaren müracaatları üzerine tekrar ödenmeye başlanır.>

Hükmü bulunmakta olup, 3201 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığının bağlanabilmesi için <kesin dönüş> koşulunun varlığı aranmaktadır.

06.11.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin <Aylığa Hak Kazanma ve Aylık Başlama tarihi> başlıklı 13. maddesinin 1/a bendinde: de aylık bağlanabilme koşulları arasında <Yurda kesin dönülmüş olması> sayılmıştır.

Aynı yönetmeliğin <Tanımlar başlıklı> 4. maddesinin 1/d bendinde: <Kesin dönüş: Aylık tahsis talebinde bulunanların yurtdışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu,> şeklinde tanımlanmıştır.

Yönetmelikteki, kesin dönüşün tanımında yer alan <sosyal sigorta ödeneği> ibaresinin, ne anlama geldiği ifade edilmektedir. Buna göre <sosyal sigorta ödeneği> çalışma yaşamı süresince karşılaşılan hastalık, iş kazası, meslek hastalığı veya işsizlik gibi riskler nedeniyle iş göremezlik veya işsizlik gibi adlar altında yapılan ödemeleri ifade etmektedir. Tanımda geçen <sosyal yardım ödeneği> de, bulunulan ülke mevzuat kapsamında, geçimlerini sağlayacak hiçbir geliri olmayan veya mevcut gelirleriyle geçimlerini sağlamakta güçlük çeken kişilerin asgari geçim düzeyi ile sınırlı olmak üzere geçimlerinin sağlanması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları tarafından muhtaçlık durumuna ve süresine göre ödenen ikamet şartına bağlı nakdi yardımlar anlaşılmaktadır. Bu nedenle, yurt dışı sürelerini borçlananlara aylık bağlanmasında, öncelikle yurt dışındaki çalışmaları ve varsa ikamete dayalı sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneklerinin sona ermesi şartı aranacağı, kesin dönüş ifadesinden, hiçbir şekilde mutlak anlamda yurt dışında bulunduğu ülkeden, Türkiye’ye döndükten sonra tekrar yurtdışına çıkış yapmama şeklinde anlaşılmaması gerekmektedir.

Açıklanan mevzuat hükümleri ve uygulama dikkate alındığında yasada yer alan <kesin dönüş> olgusuna uygulama ve mevzuat dikkate alınarak bir değerlendirme yapmakta zorunluluk bulunmaktadır. Ayrıca çalışanlar bakımından yapılan değerlendirmenin ev kadınları yönünden de gözetilmesi amaca uygun bir yorum olacaktır.

Bu yorum tarzı, Anayasanın 62 maddesinde yer verilen <Devlet, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının eğitiminin, kültür ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliğinin sağlanması, anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerine yardımcı olunması için gereken tedbirler alır.> Hükmüne de uygun yorum yapılmış olacaktır.

Yukarıdaki açıklamaların ışığında, somut olay değerlendirildiğinde mahkemece, davacının <yurda kesin dönüş> koşulu ile ilgili, çalışma yaşamı süresince karşılaşılan hastalık, iş kazası, meslek hastalığı veya işsizlik gibi riskler nedeniyle iş göremezlik veya işsizlik gibi adlar altında bir ödeme almakta olup olmadığı ve yurt dışında bulunduğu ülke mevzuatı kapsamında, geçimlerini sağlayacak hiçbir geliri olmayan veya mevcut gelirleriyle geçimlerini sağlamakta güçlük çeken kişilerin asgari geçim düzeyi ile sınırlı olmak üzere geçimlerinin sağlanması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları tarafından muhtaçlık durumuna ve süresine göre ödenek alıp almadığı konusu yöntemince araştırılmamıştır.

Yerel mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde araştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

O halde, yukarda açıklanan bu değişik gerekçeyle direnme kararı usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarda açıklanan değişik nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen <Geçici Madde 3> atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 5521 sayılı Kanunun 8/son maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.02.2012 oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız