SGK

Sıhhiye SGM’yi Şikayetim Üzerine Alınan Netice

Bundan birkaç ay önce, Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezinde yeni bir uygulamaya geçilmiş avukatların müvekkilleri adına başvurularında Vekaletname aslı yahut noter onaylı sureti istenir hale gelmişti. Özellikle aynı dosyaya girmek üzere, aynı müvekkille ilgili defalarca yazışma yapmamız gerektiğinde “dosyasında örneği var” dememize rağmen her yazı için noterde yüklü harçlar ödemek maddi külfet getirdiği gibi, SGK’nın bu uygulaması tamamen Avukatlık Kanunu’na aykırıydı.

Sıhhiye SGM’nin benim Avukatlık Kanunu’na göre onayladığım evrakımı almamak için gösterdiği çabayla başa çıkamadığımdan, Merkezin üst düzey yetkilisine ulaşma imkanım da kendisi şehir dışında olması sebebiyle mümkün olamadığından Ankara Barosu ve Türkiye Barolar Birliği’ne verdiğim şikayet dilekçesiyle netice alma yolunu seçtim.

Tarafıma aylar önce Ankara Barosu’nun Sosyal Güvenlik Kurumu’na yaptığı başvuru evrakları gönderilmişti. Şimdi ise resmi neticesi Baromun web sitesinde açıklandı.

Avukatların ve vatandaşların vekaletname ibrazıyla ilgili oldukça geniş kapsamlı bir çalışma yapmış Sosyal Güvenlik Kurumunun Hukuk Müşavirliği. Ben de sizlerle paylaşmak istedim. İlgili Yazıya Buradan Ulaşabilirsiniz.

 

SGK Dava Kaybetmeye Bıkmadı mı?

Son zamanlarda 3201 sayılı yasa gereği müvekkillerim adına SGK’ya yapmış olduğum başvurular neticesinde muhtelif illerdeki Sosyal Güvenlik Merkezlerinden birbirinden çok çok farklı cevaplar gelmeye başladı.

Dava yoluna gidebilmek için SGK’ya başvuru yapıp beklediğimiz “RED” cevabını almamız zaruri lakin, bazı hususlarda 3201 Sayılı Yasanın kesin hükümleri mevcutken (ki SGK uluslararası sözleşmeleri değil, 3201 Sayılı Yasayı baz aldığından ) Reddedilme ihtimali bulunmadığını düşündüğümüz hususlarda dahi “Red” cevabı almak SGK’nın dava kaybetmeye bıkmadığı yönlü sonuç çıkarmamaza neden olduğu gibi, her bir Sosyal Güvenlik Merkezinin Yurtdışı Borçlanma Başvurularına verdiği cevapların da farklı olabileceğini, SGK bünyesinde bu konuyla ilgili yeknesaklık bulunmadığını gösterdi bize.

Türkiye’de 5510 Sayılı Yasanın 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi gereği (eski adıyla SSK) sigortalılığı bulunan müvekkillerim için 3201 Sayılı Yasa gereği İstanbul ve Ankara’daki SG Merkezlerine yapmış olduğumuz başvurular neticesinde Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezi borçlanma talebimizi 3201 S.Y.’nın 5. Maddesinin 4. Fıkrasındaki: “Ek fıkra: 17/4/2008-5754/79 md.) Yurdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.” yönlü düzenlemeye uygun olarak SSK’ya saymış ve borçlanmaya ilişkin cetvel tarafımıza gönderilmişken, Cağaloğlu Sosyal Güvenlik Merkezi asrın icadı olarak nitelenebilecek aşağıdaki cevabı vermiştir:

5510 sayılı Kanunun 4-1/a bendi kapsamındaki hizmetleriniz 23.02.2013 tarihi itibariyle son bulmuş olup, hala 4-1/b kapsamında olduğunuzdan yurtdışı borçlanmanız 4-1/b (Bağ-kur) kapsamında değerlendirilecektir.”

Belirtmek gerekir ki, müvekkil SSK’lı işten çıktıktan sonra Bağ-Kur’lu bir işe girmiş de değildir. Almanya’ya dönmüştür, o kadar.

Üstelik Merkezin bu cevabı, resmi yazının altına “not” olarak el yazısıyla, imzasız bir şekilde yazılıp tarafımıza gönderilmiştir.

Yasa bu kadar açık ve başvurulan kurum dahi aynı kurumken aynı tarihlerde iki farklı cevap alınmış olmasını hafsalamız almamaktadır haliyle.

Bir diğer “SGK dava kaybetmeye bıkmadı mı?” dedirten durum ise mavi kartlıların borçlanma taleplerine ilişkin SGK’nın verdiği istikrar kazanmış “RED” cevaplarıdır. Yurtdışı borçlanmalar sebebiyle değilse de mavi kartlıların davalarını kaybetmesi neticesinde ödemek zorunda kaldığı dava masrafları ve vekalet ücretleri sebebiyle SGK’nın bütçesi sarsılmaktadır lakin, gel gör ki, onlarca Hukuk Genel Kurulu kararına rağmen SGK “Nuh” demekte, “Peygamber” dememektedir.

Türk vatandaşı olmayan yabancıların dahi Türkiye’de çalışması ve emekli olması mümkünken, üstelik Vatandaşlık Kanunu dahi mavi kartlıları “vatandaş” tanımına dahil etmişken, vatandaş olmadığı gerekçesiyle mavi kartlıların borçlanma taleplerinin reddinde ısrar etmek, mevzuatın açık hükümlerine de aykırılık teşkil etmektedir.

Değinmek istediğim son husus Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin Esas:  2013/1920, Karar: 2013/2329,  13.02.2013 tarihli kararıdır.

Yargıtay bu kararında: “3201 sayılı Kanun’un 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun ile değişik 5,maddesinin son fıkrasında <Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini, bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz.> hükmü bulunmakta ise de 02.11.1984 tarihinde imzalanan ve 05.12.1984 tarihli 3241 sayılı Kanunla onaylanıp 01.04.1987 tarihinde yürürlüğe giren ve Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca yöntemine göre yürürlüğe girmiş uluslararası sözleşme olarak 3201 sayılı Kanunun 5. maddesinden önce uygulanma önceliğine sahip bulunan 30 Nisan 1964 tarihli Türk Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesine Ek Sözleşmenin 29. maddesinin 4. bendi hükmü uyarınca yurtdışında ilk defa çalışmaya başlanılan tarihin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

Yurtdışında iken fiili (eylemli) çalışması bulunmadığı halde o ülkenin sosyal güvenlik mevzuatına göre yardım niteliğinde ödeme yapılan dönemler ile ev hanımı olarak geçen sürelerin Türk Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesine Ek Sözleşmenin 29. maddesinin 4. bendi anlamında yurtdışında geçen çalışma olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığından ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi mümkün değildir.” demiştir.

Yoğunlukla Almanya ve Hollanda’da bulunan gurbetçilerimizle çalıştığımdan her iki ülkeyle yapılmış Sosyal Güvenlik Sözleşmelerinde Yargıtay 21. H.D.’nin aradığı “fiili çalışma başlangıcı”nın bulunmadığını söylemek gerekir. Örneğin Hollanda-Türkiye Sözleşmesinin 29. maddesinde “Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları hakkındaki Türk mevzuatının uygulanmasında, sigortalı, Türkiye’de yaşlılık sigortasına tabi işe girmeden önce, Hollanda’da bir yaşlılık sigortasına tabi olmuşsa, bahis konusu Hollanda rejimine tabi olduğu ilk gün, Türk mevzuatına göre yaşlılık sigortasına tabi işe ilk defa girdiği gün olarak kabul edilir.” denmekte iken;

Almanya-Türkiye Sözleşmesinin  29. maddesinin (4). fıkrasında: Bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edilir. denmektedir.

Her iki sözleşmede de gayet net görüldüğü üzere Yurtdışında İŞE GİRİŞ TARİHİnden değil, YURTDIŞINDA SİGORTALILIK BAŞLANGIÇ TARİHİnden bahsedilmektedir. Yargıtay 21. H.D.’nin sözleşmeye üstünlük tanıyor olmasına rağmen bu yönlü kararlarıyla uluslararası sözleşmelerde düzenlenmemiş olan fiili çalışmayı esas almakla kanuna uyarlı olmayan kararlar verdiği kanısındayım.

Sözleşmelerin hiçbir yerinde fiili çalışma başlangıcından bahsedilmemekte, sigortalılık başlangıcından bahsedilmektedir. Peki Yargıtay niçin sigortalılık girişi yönündeki açık düzenlemeleri görmezden gelip, fiili işe başlangıç tarihine değer vermeye başlamıştır?

Hukuk Genel Kurulu’nun bu hususa da el atması dileğiyle.

Saygılarımla.

 

Sigortalılığın Tespiti Davası – Re’sen Araştırma İlkesi

  • T.C. YARGITAY
  • 21.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2010/9182
  • Karar: 2010/9903
  • Karar Tarihi: 14.10.2010

TESPİT DAVASI – KURUMA KAYIT VE TESCİL EDİLMEYEN ÇALIŞMALARIN TESPİTİ İSTEMİ – EKSİK İNCELEME – HÜKMÜN BOZULMASI GEREĞİ

ÖZET: Somut olayda, toplanan kanıtlar hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi, anlatımları karara dayanak kılınan tanıkların beyanlarının, nitelikleri itibariyle hükme esas alınamayacağı da belirgindir. Yapılacak iş, davanın nitelikçe kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması nedeniyle mahkemece, doğrudan soruşturma genişletilmek sureti ile, 2003 yılı 3. dönemine ait dört aylık sigorta primleri bordrosunu getirtmek, anılan bordroda bildirimi yapılmış sigortalı/sigortalılar ile 2004 yılı 1. dönem bordrosunda yer alan T. Y. isimli sigortalının bilgilerine başvurmak ve gerektiğinde, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda kayıtları olan komşu işyeri veya benzer işi yapan işyeri sahiplerinin veya çalışanlarının bilgilerine başvurulmak ve olabildiğince delilleri toplayıp, bunları birlikte değerlendirerek sonucuna göre karar vermektir.

(506 S. K. m. 79) (5510 S. K. Geç. m. 7) (YHGK 16.09.1999 T. 1999/21-510 E. 1999/527 K.) (YHGK 05.02.2003 T. 2003/21-35 E. 2003/64 K.) (YHGK 15.10.2003 T. 2003/21-634 E. 2003/572 K.) (YHGK 03.11.2004 T. 2004/21-480 E. 2004/579 K.) (YHGK 03.11.2004 T. 2004/21-479 E. 2004/578 K.) (YHGK 24.11.2004 T. 2004/21-538 E. 2004/621 K.) (YHGK 01.12.2004 T. 2004/21-629 E. 2004/641 K.) Okumaya devam et

Doğum Borçlanmasına ilişkin SGK Genelgesi

Sayı : B.13.2.SGK.0.10.03.00-

Konu : Hizmet Borçlanması İşlemleri.

GENELGE

2008/111

 

Bilindiği üzere, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun hizmet borçlanmalarına ilişkin hükümleri 2008 yılı Ekim ayı başı itibariyle yürürlüğe girmiştir.

 

5510 sayılı Kanunun uygulamasına yönelik olarak “Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği” 28/08/2008 tarihli ve 26981 sayılı, “Hizmet Borçlanma İşlemlerinin Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ” ise 28/09/2008 tarihli ve 27011 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış bulunmaktadır.

 

Söz konusu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerine tabi sigortalılar ile bunların hak sahiplerinin borçlanabilecekleri süreler Kanunun 41, 46 ve geçici 4 ve 8 inci maddeleriyle düzenlenmiştir.

 

Hizmet borçlanmalarına ilişkin usul ve esaslar aşağıda açıklanmıştır. Okumaya devam et

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız