mavi kart davası

SGK Dava Kaybetmeye Bıkmadı mı?

Son zamanlarda 3201 sayılı yasa gereği müvekkillerim adına SGK’ya yapmış olduğum başvurular neticesinde muhtelif illerdeki Sosyal Güvenlik Merkezlerinden birbirinden çok çok farklı cevaplar gelmeye başladı.

Dava yoluna gidebilmek için SGK’ya başvuru yapıp beklediğimiz “RED” cevabını almamız zaruri lakin, bazı hususlarda 3201 Sayılı Yasanın kesin hükümleri mevcutken (ki SGK uluslararası sözleşmeleri değil, 3201 Sayılı Yasayı baz aldığından ) Reddedilme ihtimali bulunmadığını düşündüğümüz hususlarda dahi “Red” cevabı almak SGK’nın dava kaybetmeye bıkmadığı yönlü sonuç çıkarmamaza neden olduğu gibi, her bir Sosyal Güvenlik Merkezinin Yurtdışı Borçlanma Başvurularına verdiği cevapların da farklı olabileceğini, SGK bünyesinde bu konuyla ilgili yeknesaklık bulunmadığını gösterdi bize.

Türkiye’de 5510 Sayılı Yasanın 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi gereği (eski adıyla SSK) sigortalılığı bulunan müvekkillerim için 3201 Sayılı Yasa gereği İstanbul ve Ankara’daki SG Merkezlerine yapmış olduğumuz başvurular neticesinde Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezi borçlanma talebimizi 3201 S.Y.’nın 5. Maddesinin 4. Fıkrasındaki: “Ek fıkra: 17/4/2008-5754/79 md.) Yurdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.” yönlü düzenlemeye uygun olarak SSK’ya saymış ve borçlanmaya ilişkin cetvel tarafımıza gönderilmişken, Cağaloğlu Sosyal Güvenlik Merkezi asrın icadı olarak nitelenebilecek aşağıdaki cevabı vermiştir:

5510 sayılı Kanunun 4-1/a bendi kapsamındaki hizmetleriniz 23.02.2013 tarihi itibariyle son bulmuş olup, hala 4-1/b kapsamında olduğunuzdan yurtdışı borçlanmanız 4-1/b (Bağ-kur) kapsamında değerlendirilecektir.”

Belirtmek gerekir ki, müvekkil SSK’lı işten çıktıktan sonra Bağ-Kur’lu bir işe girmiş de değildir. Almanya’ya dönmüştür, o kadar.

Üstelik Merkezin bu cevabı, resmi yazının altına “not” olarak el yazısıyla, imzasız bir şekilde yazılıp tarafımıza gönderilmiştir.

Yasa bu kadar açık ve başvurulan kurum dahi aynı kurumken aynı tarihlerde iki farklı cevap alınmış olmasını hafsalamız almamaktadır haliyle.

Bir diğer “SGK dava kaybetmeye bıkmadı mı?” dedirten durum ise mavi kartlıların borçlanma taleplerine ilişkin SGK’nın verdiği istikrar kazanmış “RED” cevaplarıdır. Yurtdışı borçlanmalar sebebiyle değilse de mavi kartlıların davalarını kaybetmesi neticesinde ödemek zorunda kaldığı dava masrafları ve vekalet ücretleri sebebiyle SGK’nın bütçesi sarsılmaktadır lakin, gel gör ki, onlarca Hukuk Genel Kurulu kararına rağmen SGK “Nuh” demekte, “Peygamber” dememektedir.

Türk vatandaşı olmayan yabancıların dahi Türkiye’de çalışması ve emekli olması mümkünken, üstelik Vatandaşlık Kanunu dahi mavi kartlıları “vatandaş” tanımına dahil etmişken, vatandaş olmadığı gerekçesiyle mavi kartlıların borçlanma taleplerinin reddinde ısrar etmek, mevzuatın açık hükümlerine de aykırılık teşkil etmektedir.

Değinmek istediğim son husus Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin Esas:  2013/1920, Karar: 2013/2329,  13.02.2013 tarihli kararıdır.

Yargıtay bu kararında: “3201 sayılı Kanun’un 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun ile değişik 5,maddesinin son fıkrasında <Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini, bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz.> hükmü bulunmakta ise de 02.11.1984 tarihinde imzalanan ve 05.12.1984 tarihli 3241 sayılı Kanunla onaylanıp 01.04.1987 tarihinde yürürlüğe giren ve Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca yöntemine göre yürürlüğe girmiş uluslararası sözleşme olarak 3201 sayılı Kanunun 5. maddesinden önce uygulanma önceliğine sahip bulunan 30 Nisan 1964 tarihli Türk Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesine Ek Sözleşmenin 29. maddesinin 4. bendi hükmü uyarınca yurtdışında ilk defa çalışmaya başlanılan tarihin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

Yurtdışında iken fiili (eylemli) çalışması bulunmadığı halde o ülkenin sosyal güvenlik mevzuatına göre yardım niteliğinde ödeme yapılan dönemler ile ev hanımı olarak geçen sürelerin Türk Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesine Ek Sözleşmenin 29. maddesinin 4. bendi anlamında yurtdışında geçen çalışma olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığından ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi mümkün değildir.” demiştir.

Yoğunlukla Almanya ve Hollanda’da bulunan gurbetçilerimizle çalıştığımdan her iki ülkeyle yapılmış Sosyal Güvenlik Sözleşmelerinde Yargıtay 21. H.D.’nin aradığı “fiili çalışma başlangıcı”nın bulunmadığını söylemek gerekir. Örneğin Hollanda-Türkiye Sözleşmesinin 29. maddesinde “Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları hakkındaki Türk mevzuatının uygulanmasında, sigortalı, Türkiye’de yaşlılık sigortasına tabi işe girmeden önce, Hollanda’da bir yaşlılık sigortasına tabi olmuşsa, bahis konusu Hollanda rejimine tabi olduğu ilk gün, Türk mevzuatına göre yaşlılık sigortasına tabi işe ilk defa girdiği gün olarak kabul edilir.” denmekte iken;

Almanya-Türkiye Sözleşmesinin  29. maddesinin (4). fıkrasında: Bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edilir. denmektedir.

Her iki sözleşmede de gayet net görüldüğü üzere Yurtdışında İŞE GİRİŞ TARİHİnden değil, YURTDIŞINDA SİGORTALILIK BAŞLANGIÇ TARİHİnden bahsedilmektedir. Yargıtay 21. H.D.’nin sözleşmeye üstünlük tanıyor olmasına rağmen bu yönlü kararlarıyla uluslararası sözleşmelerde düzenlenmemiş olan fiili çalışmayı esas almakla kanuna uyarlı olmayan kararlar verdiği kanısındayım.

Sözleşmelerin hiçbir yerinde fiili çalışma başlangıcından bahsedilmemekte, sigortalılık başlangıcından bahsedilmektedir. Peki Yargıtay niçin sigortalılık girişi yönündeki açık düzenlemeleri görmezden gelip, fiili işe başlangıç tarihine değer vermeye başlamıştır?

Hukuk Genel Kurulu’nun bu hususa da el atması dileğiyle.

Saygılarımla.

 

Yurtdışı borçlanmasını SSK’ya saydırmak isteyenler için:

Değerli site ziyaretçileri,

Yargıtay’ın son yıllarda istikrar kazanmış kararları Yurtdışı Borçlanma’nın Bağ-Kur’a değil SSK’ya sayılması gerektiğine, daha doğru bir ifadeyle 5510 Sayılı Yasanın 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre borçlanma yapılabileceğine ilişkinken, Yargıtay 10. H.D. 04.04.2012 tarih, 2012/9969 E., 2012/13423 K. sayılı kararı ile GÖRÜŞ DEĞİŞTİRMİŞTİR.

Bu karara göre Türkiye’de işe giriş tarihi bulunmayan kişilerin yurtdışında ilk sigortalılık tarihi Türkiye için de sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilse dahi, yapılacak olan borçlanmanın 5510 S.Y.’nın 4/1(a) (SSK)’ya göre olamayacağını 4/1(b) (Bağ-Kur) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönünde olmuştur.

Bu sebeple, özellikle Bağ-Kur’lu borçlanmasını SSK’ya geçirmek için dava sürecini başlatmak isteyenler için HGK’ndan karar çıkmasını beklemenin uygun olacağı kanısında olduğumu daha önce bildirmiştim. Hukuk Genel Kurulu Türkiye’de çalışması olmayanların kesinlikle Bağ-kur’lu olacağına dair hükmetti. (güncelleme tarihi: 15.11.2013)

Gelişmeleri web sitemden duyurmaya devam edeceğim.

Saygılarımla.

 

 

Yurtdışı borçlanma – Ev kadınının yurtdışı borçlanması – Yurtdışında işe ilk giriş tarihinin Türkiye’de de sayılması davaları

Web sitemizin Değerli ziyaretçileri,

Son zamanlarda özellikle Almanya’da mukim, Türk Vatandaşlığını zorunlu olarak kaybetmiş gurbetçilerimizden gelen istekler üzerine bazı hususları somut olarak ortaya koymak amacıyla kısa bir bilgilendirme yazısı yayımlamak durumunda hissettim kendimi.

Hukuk Büromuzda

-Yurtdışında ev kadını olarak geçen sürelerin Türkiye’de sigortalı olarak geçen süreler olarak tespiti davaları,

– Yurtdışı işe ilk giriş tarihinin Türkiye’de de işe ilk giriş tarihi olarak tespiti davaları,

– Yurtdışı borçlanması Bağ-Kur’a sayıldığı halde bu borçlanmanın SSK’ya saydırılmasını talep edenlerin davaları açılmaktadır. Okumaya devam et

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız