kadına yönelik şiddet

Basit ve sıradan: Kadın ve Ölüm

Öldürülüyoruz!!!

Her gün gazetelerin üçüncü sayfasından haberlerimiz okunuyor. Çoğunlukla geçiştiriliyor ölümlerimiz.

Her gün içimizden üç kişi “günün seçilmiş kadını” oluyor. Ölümde sıramızı bekliyoruz.

Feryat ediyoruz!!!

Yüzümüz gözümüz morarmadan, birkaç bıçak darbesi almadan ve dahi raporlamadan Aile Mahkemesi Hakimi uzaklaştırmıyor yüzümüzü gözümüzü morartıp, bıçaklayacak olanı. Korunma kararı öyle kolaydan, canımız acımadan verilemiyor. Esasında “koruma kararını” alabildiysek şanslı bile sayılırız lakin can yandıktan sonra gelen adalete biz adalet demiyoruz! Bazen Cenaze namazımız kılınıyor adaletin tecelli ettiği saatlerde.

Cumhuriyet Savcılıklarında “yetersiz delilli” dosyalarımız “takipsizlik” kararlarıyla arşivlere kaldırılırken, her dosyanın bir mağduru bir de cesaret bulanı oluyor. Bize düşen rol çaresizlikle beklemekken, cesaret bulanlar ise planlar yapıyor ecelimize dair. Şiddetin hiçbir geçerli gerekçesi olamayacağını biliyoruz biz. Bilmeyen Savcılar var ki “ne yaptın da dövdü seni” diyebiliyor, meslektaş olmaktan utanıyoruz.

Kamusal otoritenin toplam üç yüz elli hakim ve savcıyı eğitmesi yetmiyor, yaralara derman olamıyor.

Koruma kararlı dosyalarımızın akıbeti kolluk kuvvetlerinden sorulamıyor. Arz edemiyoruz polise halimizi, arz ettiklerimiz “hadi barışın, olur böyle şeyler aile içinde” sümeninin altına tıkılıyor. Kırk bin dört yüz polisi “Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesinde Polisin Rolü ve Uygulanacak Prosedürler Eğitimi “ kapsamında eğitmemiş miydiniz?

Münferitmiş ölümlerimiz, öyle diyor Aileden ve Bizden Sorumlu Devlet Bakanı.

Kadını erkeğin şiddetinden koruyamadığından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde ceza alan Devletin bizi münferiden yahut topyekünen koruması lazım gelen Bakanının ilgisini çekmek için topluca mı katledilmemiz gerekir? Günde üç kadın cinayeti münferitse bir günde kaçımızın öldürülmesi gerekir?

“Kadın” kelimesini duymaya tahammülsüzler, bizi “kadın”, bizi “birey” olduğumuzdan değil “Aile”nin yapı taşı olduğumuzdan önemsiyor yalnız. “Aile” kurumu dışında varlık göstermemize kanun başlıkları engel oluyor, kadın oluşumuza set çekiliyor, sokuluyor gözümüze bireysizliğimiz.

Ailenin Korunması Hakkında Kanun dedikleri (4320 S.Y.) esasında KADINı şiddetten koruyan yasa değil. “Aileyi Bir Arada Tutma Yasası”, “Kol Kırılır Yen İçinde Kalır Yasası”. Kadını şiddetten koruma amaçları, kadını hapsetmek istedikleri AİLE’yi korumaktan öte değil.

Çok şey değil, sadece insanın en temel hakkı olan yaşam hakkını istiyoruz biz. Bu hakkımız için verdiğimiz dilekçeler dosyalarda birikiyor. Hayatta kalmak uğruna verdiğimiz mücadele küçümseniyor, yıldırılıyoruz. Bizi koruyacak mekanizmayı hayata geçirmek için vereceğimiz mücadelede bıktırılıyoruz.

Feryat ediyoruz!!!

Duymuyorlar…

Acı çekiyoruz!!!

Hissetmiyorlar…

Öldürülüyoruz!!!

Görmüyorlar…

Bu sebeplerle artık İsyan Ediyoruz!!!

AV. İlknur SEZGİN TEMEL

Ankara Barosu Kadın Hakları Kurulu

Başkan Yardımcısı

04.01.2011

4320 SAYILI YASANIN UYGULANMASINDAKİ SORUNLAR

AV. İLKNUR SEZGİN TEMEL[1]

Sistematik bir sınıflandırma yapmak gerekirse genellikle sorunların aşağıdaki başlıklar altında toplandığını görmekteyiz.

1- ZAMAN / İVEDİLİK SORUNU

*** 4320 S.Y.’yla ilgili ilk zaman sorunu özellikle fiziksel şiddet görerek kolluk kuvvetine başvurmuş mağdur için Savcılığın Aile Mahkemesine başvurusundaki gecikmelerdir. Kolluk, her iki yanın ifadelerini almadığı sürece elindeki evrakı Savcılığa intikal ettirmediğinden, olayın Savcılığa intikali şiddet olayından birkaç hafta sonra olabilmektedir. Savcılığın dosyayı incelemesi, tarafların yeniden ifadesine başvurması, Sulh Ceza Mahkemesinde dava açması, en önemlisi Aile Mahkemesine 4320 S.Y.  çerçevesinde koruma tedbiri için başvurması olayın oluşundan üç ay sonraya rastlamaktadır.

*** Kişi (mağdur veya ihbar eden) Aile Mahkemesine direkt olarak başvurduğunda her ne kadar karar bir saat içinde yazılması mümkün kararlardansa da, bu kararın imzadan çıkması (UYAP’ta hakim ve katipçe onaylanması) ortalama 2-3 gün almakta, İnfaz Savcılığının sistemine düşmesi (somut olarak karşılaştığım bir olayda 3 gün sürmüş) yine birkaç gün almakta, İnfaz Savcılığından Emniyet Müdürlüğüne ilgili kararın üst yazı ile gönderilmesi hazırlığı yine en az 1-2 gün sürmektedir. Savcılıktaki evrak postayla / yahut bu iş için görevlendirilmiş memur aracılığıyla Emniyet Müdürlüğüne gönderilmekte, burada tasnife tabi tutulmakta, bilahare ilgili Karakol’a gönderilmektedir. Okumaya devam et

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız