3201 Sayılı Kanun

Torba Kanunda Yurtdışı Borçlanma İşlemleri

Değerli okuyucularım,

11.09.2014 tarihinde Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 Sayılı Yasa oldukça kapsamlı ve dahi fazlaca karışık düzenlemeler ve yenilikler getirmiştir.

Bu başlıkta sadece Yurtdışı Borçlanma işlemlerini ilgilendiren maddelere değinerek kendi hukuki kanaatimi yazacağım.

Kanunun getirdiği düzenleme ve maddelerle ilgili kanaatlerim aşağıdaki gibidir:

MADDE 28 – 8/5/1985 tarihli ve 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 1 – Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.”

Bu madde 3201 Sayılı Yasada yaptığı değişiklikle Mavi / Pembe kartlıların da Yurtdışı Borçlanma başvurusunda bulundukları takdirde 18 yaşını doldurduktan sonraki, sadece Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık, işsizlik ve ev kadını sürelerini borçlanabileceklerini düzenlemiş ve böylelikle Vatandaşlıktan izinle çıkmış olanların haklarını davaya gerek kalmaksızın iade etmiştir.

Ancak dikkat edilecek husus, sadece Bakanlar Kurulu Kararıyla İZİN ALARAK Türk Vatandaşlığını kaybedenlerin bu maddeden yararlanacak olmasıdır.

Bu konuda ekstra bir bilgi daha vermek istiyorum; Bakanlar Kurulu Karar tarihi vatandaşlığın kaybı tarihi olmayıp, Türk Vatandaşlığı, Bakanlar Kurulu Karanının tarafınıza tebliğ edildiği, yani Elinizdeki Karar Sayfasında aşağıda solda yer alan tarihtir. Bu tarihe kadar olan çalışma, işsizlik ve ev kadınlığı sürelerinin borçlanılması, bu sürelerin SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı hizmetleriyle çakışmaması halinde mümkündür.

Buraya kadar tamam, Torba yasa izinle vatandaşlıktan çıkanlara da borçlanma hakkı getirdi gibi görünüyor,

AMA,

3201 Sayılı Yasanın “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yürürlükte duruyor.

Ne diyor bu bent: “c) Sürelerin Değerlendirilmesi; Türk vatandaşlığını haiz olanların 1 inci maddede belirtilen sürelerinin istekleri halinde değerlendirilmesini,… ifade eder.”

İki madde arasındaki çelişki giderilmeden Torba Yasayı SGK’nın nasıl uygulayacağı şimdilik bir muamma. Zira 1. maddeye göre mavi kartlıların borçlanma işlemleri kabul edilebilecekken, borçlanılacak sürelerin değerlendirilmesini isteyen kişilerin halen Türk Vatandaşı olma zorunluluğu yasanın 2. maddesinde aynen durmaktadır.

MADDE 29 – 3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Ancak, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce akit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların akit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir.”

Bu maddeyle getirilen düzenleme de ilk etapta kişilerin lehine bir düzenleme olarak görünmekte ve Sosyal Güvenlik Sözleşmesi imzalanmış ülkelerdeki SİGORTALILIK BAŞLANGIÇ TARİHİ’ne ilişkin sözleşmede bir düzenleme olması halinde Türk Sigortasına Giriş Tarihi olarak Kurumca kabul edileceği vaz edilmişse de, maddede birbiriyle çelişen, (kanaatimce Yargıtay 21. H.D.’nin kararları doğrultusunda geliştirilmiş) ibare sebebiyle özellikle kadınların eski durumundan farklı olmayan bir sonuç doğurmaktadır.

Şöyle ki; Uluslararası Sosyal Güvenlik Sözleşmelerinde başlangıç tarihinin kabulüne ilişkin yapılan düzenlemelerin tamamında “SİGORTALILIK SÜRESİ”nden bahsedilmesine ve maddenin birinci kısmında da “SİGORTALILIK SÜRESİ” demesine rağmen, maddenin devamında “İLK DEFA ÇALIŞMAYA BAŞLADIKLARI TARİH” demekle, esasında Türkiye’den daha “Sosyal Devlet” olan ülkelerde geçen ve fiili çalışmaya dayanmayan “SİGORTALILIK SÜRELERİNİN” Kurumca kabul edilmeyeceği, fiili çalışma başlangıcı hiç olmayanlar, yahut Fiili Çalışma başlangıcından önce örn: Analık, çocuk yetiştirme sürelerinin kadınlar için,  Hollanda için SVB sigortalılığının hem kadın hem erkekler için başlangıç tarihi kabul edilmeyeceği anlaşılmaktadır.

Bu durumda  yine sözleşmenin uygulanarak karar verilmesi için dava yoluna gitmek zorunluluğu doğmaktadır.

MADDE 30 – 3201 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“Davalardan vazgeçenlerin işlemleri

GEÇİCİ MADDE 8 – 1 inci madde ile 5 inci maddenin beşinci fıkrasında bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurum aleyhine, bu Kanunun bu maddenin yürürlük tarihinden önceki 1 inci maddesi ile 5 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca açılmış ve henüz sonuçlanmamış davalardan feragat edenler hakkında da uygulanır. Davadan feragat edilmesi halinde davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmez.”

Kanaatimce;

SGK uygulama genelgelerini çıkarmadığı sürece kesinlikle uygulanmaması gereken bir maddedir bu. Zira; Davadan feragatin hukuki sonuçları davacı için oldukça ağırdır. SGK’nın bu madde değişikliklerini nasıl uygulayacağını görmeden, uygulama yöntemi kurum tarafından açıklanmadan yapılacak feragat pekçok olumsuz sonucu da beraberinde getirecektir.

Ayrıca, borçlanma işlemleri devam eden vatandaş veya mavi kartlıların şunu da bilmesinde fayda vardır ki;

Hiçbir yasa Kurumlarca kendiliğinden ele alınıp uygulanmaz. Yani bu madde çıktı diye SGK’nın dosyalarınızı kendiliğinden ele alıp, mavi kartlılar için borçlanmayı kabul etmesini, yurtdışı sigortalılık başlangıç tarihi Türkiye’deki başlangıç tarihinden önce olanlar için ise, dosyalarınızı arşivden çağırıp bunu kendiliğinden değerlendirip işlemesini -bir müvekkilimin dediği gibi “otomatik olarak” bu yasayı uygulamasını beklemeyin. Böyle bir uygulama yoktur. Muhakkak başvuru şartı olacaktır.

Davası açılmış olanlar için önerim; asla bu maddeye aldanarak davanızdan feragat etmeyin. Sonuçlarına razı olmadığınız takdirde geri dönüşü yoktur.

Bu maddeyle ilgili dikkat çekmek istediğim bir diğer husus davası devam edenlerin o aşamaya gelmesinin en az 6 ay sürdüğü unutulmadan (Ki Ankara Sıhhiye SGK’ya başvurulmuşsa bu 1 yılı dahi geçmiş olabilir),  davadan feragat halinde yaptığınız tüm işlemler sil baştan yapılacak ve başladığınız noktaya geri dönerek yine 6 ay – 1 yıl beklemeniz gerekecektir. Bu maddeyle işler hızlandırılmamış, aksine, o ana kadar yapılan tüm işlemler silinmiş, tüm çabalar yok edilmiş ve aynı işlemlerin yeniden yapılması için kronometre en başa alınmıştır.

Bununla birlikte; örn: Borçlanmasını 2013 yılının ilk yarısındaki rakamlarla yapmış bir kişinin, yeni torba kanundan yararlanmak üzere davasından feragat edip yeniden başvurması halinde bu kez 2014 yılının ikinci yarısının borçlanma rakamları üzerinden borçlandırılıp borçlandırılmayacağı hususu da müphemdir. Böyle bir durumda Yurtdışı borçlanması yapıp, davasından feragat eden kişinin en az 6.000.- TL ekstra bir ödemesi çıkabilecektir. Özellikle mavi kartlıların zararı tahmin edilemez boyutta olacak gibi görünüyor.

Zaman kadar değerli bir unsurun, beklemek gibi yıpratıcı bir eylemle yok edilmesi taraftarı olmadığımdan buradan da tüm müvekkillerime duyurmak istiyorum ki; hiçbir davadan feragat etmeyeceğiz. Kazanılmış haklarımızın, nasıl bir sonuç doğuracağı müphem bir yasa maddesiyle ortadan kaldırılmasına müsade etmeyeceğiz.

Herkese mutlu ve sağlıklı bir emeklilik hayatı dileğimle

16.09.2014

18.09.2014 tarihinde güncellendi

Av. İlknur SEZGİN TEMEL

Aylık Tahsis Talebinde Yurda Kesin Dönüş Şartı

T.C. YARGITAY

10.Hukuk Dairesi
Esas:  2010/8373
Karar: 2012/224
Karar Tarihi: 16.01.2012

YAŞLILIK AYLIKLARININ İSTİRDADI İSTEMİ – YURDA KESİN DÖNÜŞ KOŞULU GERÇEKLEŞMEDİĞİ İÇİN İPTAL EDİLEN AYLIKLAR – İKAMETE DAYALI SOSYAL SİGORTA VEYA SOSYAL YARDIM ÖDENEĞİNİN BİTİŞ TARİHİNİN YURDA KESİN DÖNÜŞ TARİHİ OLARAK KABUL EDİLMESİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: İkamete dayalı sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneğinin bitiş tarihi yurda kesin dönüş tarihi olarak kabul edilerek, yapılacak hesaplama sonucuna göre karar verilmesi gereğinin gözetilmemiş olması isabetsizdir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. Okumaya devam et

SGK Dava Kaybetmeye Bıkmadı mı?

Son zamanlarda 3201 sayılı yasa gereği müvekkillerim adına SGK’ya yapmış olduğum başvurular neticesinde muhtelif illerdeki Sosyal Güvenlik Merkezlerinden birbirinden çok çok farklı cevaplar gelmeye başladı.

Dava yoluna gidebilmek için SGK’ya başvuru yapıp beklediğimiz “RED” cevabını almamız zaruri lakin, bazı hususlarda 3201 Sayılı Yasanın kesin hükümleri mevcutken (ki SGK uluslararası sözleşmeleri değil, 3201 Sayılı Yasayı baz aldığından ) Reddedilme ihtimali bulunmadığını düşündüğümüz hususlarda dahi “Red” cevabı almak SGK’nın dava kaybetmeye bıkmadığı yönlü sonuç çıkarmamaza neden olduğu gibi, her bir Sosyal Güvenlik Merkezinin Yurtdışı Borçlanma Başvurularına verdiği cevapların da farklı olabileceğini, SGK bünyesinde bu konuyla ilgili yeknesaklık bulunmadığını gösterdi bize.

Türkiye’de 5510 Sayılı Yasanın 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi gereği (eski adıyla SSK) sigortalılığı bulunan müvekkillerim için 3201 Sayılı Yasa gereği İstanbul ve Ankara’daki SG Merkezlerine yapmış olduğumuz başvurular neticesinde Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezi borçlanma talebimizi 3201 S.Y.’nın 5. Maddesinin 4. Fıkrasındaki: “Ek fıkra: 17/4/2008-5754/79 md.) Yurdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.” yönlü düzenlemeye uygun olarak SSK’ya saymış ve borçlanmaya ilişkin cetvel tarafımıza gönderilmişken, Cağaloğlu Sosyal Güvenlik Merkezi asrın icadı olarak nitelenebilecek aşağıdaki cevabı vermiştir:

5510 sayılı Kanunun 4-1/a bendi kapsamındaki hizmetleriniz 23.02.2013 tarihi itibariyle son bulmuş olup, hala 4-1/b kapsamında olduğunuzdan yurtdışı borçlanmanız 4-1/b (Bağ-kur) kapsamında değerlendirilecektir.”

Belirtmek gerekir ki, müvekkil SSK’lı işten çıktıktan sonra Bağ-Kur’lu bir işe girmiş de değildir. Almanya’ya dönmüştür, o kadar.

Üstelik Merkezin bu cevabı, resmi yazının altına “not” olarak el yazısıyla, imzasız bir şekilde yazılıp tarafımıza gönderilmiştir.

Yasa bu kadar açık ve başvurulan kurum dahi aynı kurumken aynı tarihlerde iki farklı cevap alınmış olmasını hafsalamız almamaktadır haliyle.

Bir diğer “SGK dava kaybetmeye bıkmadı mı?” dedirten durum ise mavi kartlıların borçlanma taleplerine ilişkin SGK’nın verdiği istikrar kazanmış “RED” cevaplarıdır. Yurtdışı borçlanmalar sebebiyle değilse de mavi kartlıların davalarını kaybetmesi neticesinde ödemek zorunda kaldığı dava masrafları ve vekalet ücretleri sebebiyle SGK’nın bütçesi sarsılmaktadır lakin, gel gör ki, onlarca Hukuk Genel Kurulu kararına rağmen SGK “Nuh” demekte, “Peygamber” dememektedir.

Türk vatandaşı olmayan yabancıların dahi Türkiye’de çalışması ve emekli olması mümkünken, üstelik Vatandaşlık Kanunu dahi mavi kartlıları “vatandaş” tanımına dahil etmişken, vatandaş olmadığı gerekçesiyle mavi kartlıların borçlanma taleplerinin reddinde ısrar etmek, mevzuatın açık hükümlerine de aykırılık teşkil etmektedir.

Değinmek istediğim son husus Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin Esas:  2013/1920, Karar: 2013/2329,  13.02.2013 tarihli kararıdır.

Yargıtay bu kararında: “3201 sayılı Kanun’un 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun ile değişik 5,maddesinin son fıkrasında <Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini, bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz.> hükmü bulunmakta ise de 02.11.1984 tarihinde imzalanan ve 05.12.1984 tarihli 3241 sayılı Kanunla onaylanıp 01.04.1987 tarihinde yürürlüğe giren ve Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca yöntemine göre yürürlüğe girmiş uluslararası sözleşme olarak 3201 sayılı Kanunun 5. maddesinden önce uygulanma önceliğine sahip bulunan 30 Nisan 1964 tarihli Türk Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesine Ek Sözleşmenin 29. maddesinin 4. bendi hükmü uyarınca yurtdışında ilk defa çalışmaya başlanılan tarihin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

Yurtdışında iken fiili (eylemli) çalışması bulunmadığı halde o ülkenin sosyal güvenlik mevzuatına göre yardım niteliğinde ödeme yapılan dönemler ile ev hanımı olarak geçen sürelerin Türk Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesine Ek Sözleşmenin 29. maddesinin 4. bendi anlamında yurtdışında geçen çalışma olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığından ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi mümkün değildir.” demiştir.

Yoğunlukla Almanya ve Hollanda’da bulunan gurbetçilerimizle çalıştığımdan her iki ülkeyle yapılmış Sosyal Güvenlik Sözleşmelerinde Yargıtay 21. H.D.’nin aradığı “fiili çalışma başlangıcı”nın bulunmadığını söylemek gerekir. Örneğin Hollanda-Türkiye Sözleşmesinin 29. maddesinde “Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları hakkındaki Türk mevzuatının uygulanmasında, sigortalı, Türkiye’de yaşlılık sigortasına tabi işe girmeden önce, Hollanda’da bir yaşlılık sigortasına tabi olmuşsa, bahis konusu Hollanda rejimine tabi olduğu ilk gün, Türk mevzuatına göre yaşlılık sigortasına tabi işe ilk defa girdiği gün olarak kabul edilir.” denmekte iken;

Almanya-Türkiye Sözleşmesinin  29. maddesinin (4). fıkrasında: Bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edilir. denmektedir.

Her iki sözleşmede de gayet net görüldüğü üzere Yurtdışında İŞE GİRİŞ TARİHİnden değil, YURTDIŞINDA SİGORTALILIK BAŞLANGIÇ TARİHİnden bahsedilmektedir. Yargıtay 21. H.D.’nin sözleşmeye üstünlük tanıyor olmasına rağmen bu yönlü kararlarıyla uluslararası sözleşmelerde düzenlenmemiş olan fiili çalışmayı esas almakla kanuna uyarlı olmayan kararlar verdiği kanısındayım.

Sözleşmelerin hiçbir yerinde fiili çalışma başlangıcından bahsedilmemekte, sigortalılık başlangıcından bahsedilmektedir. Peki Yargıtay niçin sigortalılık girişi yönündeki açık düzenlemeleri görmezden gelip, fiili işe başlangıç tarihine değer vermeye başlamıştır?

Hukuk Genel Kurulu’nun bu hususa da el atması dileğiyle.

Saygılarımla.

 

Türkiye’de Sigorta Başlangıcı Bulunmayanların Yurtdışı Borçlanması

  • T.C. YARGITAY
  • 10.Hukuk Dairesi
  • Esas:  2012/9969
  • Karar: 2012/13423
  • Karar Tarihi: 04.07.2012

TESPİT DAVASI – BORÇLANMA SÜRESİNİN VE YAŞLILIK AYLIĞININ TESPİTİ İSTEMİ – DAVACININ YURTİÇİ ÇALIŞMASI VE SİGORTALILIK KAYDI BULUNMADIĞI – BAĞLANAN YAŞLILIK AYLIĞININ DEĞERLENDİRİLMESİ HUSUSU – EKSİK İNCELEME – HÜKMÜN BOZULMASI GEREĞİ

ÖZET: Davada uyuşmazlık, yurtiçi çalışması ve sigortalılık kaydı bulunmayan, … tarihinden itibaren A.’da hizmet aktine dayalı olarak çalışan ve A.’da geçen çalışma sürelerini … sayılı Yasaya göre ve … sayılı Yasa kapsamında borçlanarak … tarihinden itibaren Bağ-Kur’dan yaşlılık aylığı bağlanan davacının; … sayılı Yasa kapsamındaki borçlanma süresinin ve dolayısıyla yaşlılık aylığının … sayılı Yasa kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkindir. İlgili Yasa kapsamında yapılan borçlanma ile, … tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının, ilgili Yasa maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup aksini öngören mahkeme kabulü yerinde değildir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve değerlendirmeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

(2709 S. K. m. 90) (5510 S. K. m. 4) (3201 S. K. m. 3, 4, 5) Okumaya devam et

Yurtdışı Borçlanması / Yersiz Yapılan Ödemelerin İadesi

  • T.C. YARGITAY
  • Hukuk Genel Kurulu
  • Esas:  2012/21-196
  • Karar: 2012/396
  • Karar Tarihi: 15.06.2012

KURUM İŞLEMİNİN İPTALİ DAVASI – YERSİZ ÖDENEN YAŞLILIK AYLIKLARININ FAİZİYLE BİRLİKTE TAHSİLİNE YÖNELİK KURUM İŞLEMİ – ÖZEL KANUN NİTELİĞİNDEKİ KANUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREĞİ – ÖNCEKİ KARARDA DİRENİLMESİNİN İSABETSİZLİĞİ – DİRENME KARARININ BOZULMASI

ÖZET: Dava, yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının faiziyle birlikte tahsiline yönelik Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu somut olayda, belirtilen ilkeler doğrultusunda yapılan değerlendirmede; 5510 sayılı Kanunun 818 sayılı Borçlar Kanununa göre özel nitelikte olduğu, bu kapsamda 5510 sayılı Kanunun hükmünün sebepsiz zenginleşme nedeniyle yersiz ödemelerin Kuruma iadesi konusunda özel nitelikte düzenleme içerdiği açıktır. O halde, Yerel Mahkemece yukarıda yapılan açıklamaların ışığında özel kanun niteliğindeki 5510 sayılı Kanunun 96. maddesinin değerlendirilmesi suretiyle karar verilmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemece öncelikle, 5510 sayılı Kanun kapsamında araştırma ve incelemeyle, yapılacak değerlendirme ve varılacak sonuç ile iade yükümünün kapsamı konusunda bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. Okumaya devam et

Yurtdışı borçlanmasını SSK’ya saydırmak isteyenler için:

Değerli site ziyaretçileri,

Yargıtay’ın son yıllarda istikrar kazanmış kararları Yurtdışı Borçlanma’nın Bağ-Kur’a değil SSK’ya sayılması gerektiğine, daha doğru bir ifadeyle 5510 Sayılı Yasanın 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre borçlanma yapılabileceğine ilişkinken, Yargıtay 10. H.D. 04.04.2012 tarih, 2012/9969 E., 2012/13423 K. sayılı kararı ile GÖRÜŞ DEĞİŞTİRMİŞTİR.

Bu karara göre Türkiye’de işe giriş tarihi bulunmayan kişilerin yurtdışında ilk sigortalılık tarihi Türkiye için de sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilse dahi, yapılacak olan borçlanmanın 5510 S.Y.’nın 4/1(a) (SSK)’ya göre olamayacağını 4/1(b) (Bağ-Kur) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönünde olmuştur.

Bu sebeple, özellikle Bağ-Kur’lu borçlanmasını SSK’ya geçirmek için dava sürecini başlatmak isteyenler için HGK’ndan karar çıkmasını beklemenin uygun olacağı kanısında olduğumu daha önce bildirmiştim. Hukuk Genel Kurulu Türkiye’de çalışması olmayanların kesinlikle Bağ-kur’lu olacağına dair hükmetti. (güncelleme tarihi: 15.11.2013)

Gelişmeleri web sitemden duyurmaya devam edeceğim.

Saygılarımla.

 

 

Yurtdışı Borçlanma İşlemleri – Borçlanma Şartları

Web sitemin değerli ziyaretçileri,


Aşağıdaki yazı SGK’nın sitesinden alınmış olup,  her ne kadar aşağıdaki yazıda borçlanma isteyebilmek için Türk Vatandaşı olma koşulu bulunuyorsa da  DAVA YOLUYLA Türk Vatandaşlığını kaybetmiş kişilerin de borçlanma işlemi yapması mümkündür.

Yurtdışı Borçlanma İşlemleri

08/5/1985 tarihli ve 3201 sayılı “Yurtdışında Çalışan Türk Vatandaşlarının Yurtdışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”, 22/5/1985 tarihli  Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarih itibari ile yürürlüğe girmiştir. Bu kanunla, Türk vatandaşlarının yurt dışında geçen sürelerinin borçlanma yoluyla sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Borçlanma kapsamındaki süreler

– Yurtdışında geçen sigortalılık süreleri,
– Bu süreler arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri,
– Ev kadını olarak geçen sürelerdir. Okumaya devam et

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız