Sağlık Sebebiyle Askeri Okuldan ilişiği kesilen öğrencinin maddi-manevi tazminat talebi

T.C. Askeri Yüksek İdare Mah.

2.Dairesi
Esas: 2006/140
Karar: 2007/424
Karar Tarihi: 25.04.2007

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ – KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ TANISI İLE ASKERİ ÖĞRENCİLİĞE DEVAM EDEMEZ KARARI VERİLDİĞİ – SAĞLIK KURULU RAPORUNUN DÜZENLENMESİ AŞAMASINDA HİZMET KUSURU OLUŞTUĞU İDDİASI – MADDİ TAZMİNAT HAK EDİŞİN HESAPLAMASI

ÖZET: Davacıya olay sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının askerlik statüsü, sosyal durumu, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak, uygun miktarda manevi tazminat verilmesi gerekir.

(818 S. K. m. 41, 49) (1602 S. K. m. 35, 42, 86) (2709 S. K. m. 125)

Davacı vekili, 01.11.2005 tarihinde AYİM’de kayda giren dava dilekçesinde özetle; 2003 yılında Uzman Jandarma sınavını kazanan davacının sağlık raporu alması için Ankara 600 yataklı Mevki Asker Hastanesinde yapılan tetkik muayeneleri sonucunda, 29.08.2003 gün ve 6344 nolu rapor ile hakkında tanısıyla kararı verildiğini ve bu rapora dayanılarak 03.10.2003 tarihinde Beytepe’deki Uzman Jandarma Okulu’na kabul edildiğini, uzman erbaş adayı olarak askeri öğrenciliğe devam ederken Komando muayenesi için sevk edildiği GATA K.lığında yapılan muayenesi sonucu hakkında 18.06.2004 gün ve 287 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile tanısı ile

kararı verildiğini, davacının hastalığını ilk kez burada öğrendiğini, davacının itirazı üzerine Ankara 600 Yataklı Etimesgut Hava Hastanesinde yapılan muayenesi sonucu 23.08.2004 gün ve 768 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile aynı tanı ve kararın verildiğini, bunun üzerine davacının okuldan çıkarılması yönünde işlem tesis edildiğini, bu işlemin iptali için açtığı davasına bakan AYİM 2 nci Dairesinin 15.06.2005 gün ve E.:2005/1, K.:2005/520 sayı ile davanın reddine karar verildiğini, davacının Mustafa Kemal Üniversitesi Dörtyol Meslek Yüksek Okulu Elektronik Teknikerliği bölümünde öğrenim görmekte iken 03.06. 2004 tarih ve 6 nolu Yönetim Kurulu kararı ile okuldan ilişiğinin kesildiğini, oysa uzman jandarma öğrenciliğine baştan kabul edilmeseydi bu okuldan mezun olma ve meslek sahibi olma imkanı varken bundan mahrum kaldığını, 01.09.2005 günkü dilekçe ile davalı idareye başvurarak davacının sağlık yeteneklerinin idari hizmet kusuru sonucu yanlış ölçümlenmesi neticesinde uğradığı maddi ve manevi zararın ödenmesini talep ettiklerini, davalı idarenin 60 günlük yasal süre içinde cevap vermediğini, davacının rahatsızlığının hakkındaki ilk sağlık kurulu raporunun düzenlenmesi aşamasında tespit edilmemesinin hizmet kusuru oluşturduğunu belirterek, müvekkilinin bu işlem sebebiyle uğradığı maddi ve manevi zararların yasal faizi ile hüküm tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinde; 2003 yılında Uzman Jandarma sınavını kazanan davacının sağlık raporu alması için Ankara 600 yataklı Mevki Asker Hastanesinde yapılan tetkik muayeneleri sonucunda 29.08.2003 gün ve 6344 nolu rapor ile hakkında tanısıyla kararı verildiği, davacı hakkında Ankara 600 yataklı Mevki Asker Hastanesi Sağlık Kurulunca 29.08.2003 gün ve 6344 nolu rapor ile hakkında tanısıyla kararlı rapor düzenlenmeden önce 02.08.2003 tarihli Biyokimya Laboratuvarında yapılan tetkik sonuçlarında referans aralığı 15-44 olan üre değerinin 47.4 şeklinde yüksek çıktığı, referans aralığı 0.6-1.2 olan Kreatinin değerinin 2.3 değerinde yüksek çıktığı buna karşın söz konusu sağlık kurulu raporunun iç hastalıkları uzmanınca doldurulan bölümüne yazıldığı, ve bu rapora dayanılarak 03.10.2003 tarihinde Beytepe’deki Uzman Jandarma Okulu’na kabul edildiği, uzman erbaş adayı olarak askeri öğrenciliğe devam ederken Komando muayenesi için sevk edildiği GATA K.lığında yapılan muayenesi sonucu hakkında 18.06.2004 gün ve 287 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile tanısı ile

kararı verildiği ve rapora itirazı üzerine Ankara 600 Yataklı Etimesgut Hava Hastanesinde yapılan muayenesi sonucu 23.08.2004 gün ve 768 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile aynı tanı ve karar verildiği ve bunun üzerine davacının Uzman Jandarma Okulundan çıkarıldığı, bu işlemin iptali için açtığı davasına bakan AYİM 2 nci Dairesinin 15.06.2005 gün ve E:2005/1, K:2005/520 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, davacının Mustafa Kemal Üniversitesi Dörtyol Meslek Yüksek Okulu Elektronik Teknikerliği bölümünde öğrenim görmekte iken 03.06.2004 tarih ve 6 no.lu Yönetim Kurulu kararı ile okuldan ilişiğinin kesildiği, davacı vekilinin 01.09.2005 günkü dilekçe ile davalı idareye başvurarak davacının sağlık yeteneklerinin idari hizmet kusuru sonucu yanlış ölçümlenmesi neticesinde uğradığı maddi ve manevi zararın ödenmesini talep ettiği, davalı idarenin 60 günlük yasal süre içinde cevap vermemesi üzerine vekili aracılığıyla bu davayı açtığı anlaşılmıştır.

Davalı idare öncelikle davanın süresinde açılıp açılmadığı hususunun incelenmesini talep ettiğinden ve başsavcılık düşüncesinde de davada süre aşımı bulunduğu iddia edildiğinden, öncelikle davada süre aşımı bulunup bulunmadığı hususu incelenmiştir. Zira davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığı hususu, kamu düzeniyle ilgili olup davanın her safhasında dikkate alınması gerekir.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunun 42 nci maddesi; <İlgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 35 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.> hükmünü,

AYİM Kanununun 35 nci maddesi ise hükmünü amirdir.

Bu mevzuat çerçevesinde davacının durumu incelendiğinde davacının uzman Jandarma Okulundan çıkarılma işleminin iptali istemiyle açtığı davanın AYİM İkinci Dairesinin 15.06.2005 gün ve Esas No.:2005/1, Karar No.:2005/520 sayılı kararıyla reddedildiği, bu kararın 30.06.2005 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, bu durumda davacının 60 günlük süre içerisinde en geç 30.08.2005 tarihinde kadar, ya davalı idareye başvurarak zararının tazminini istemesi ya da bu zararın tazmini için doğrudan Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açması gerektiği, ancak bu sürenin bitim tarihinin çalışmaya ara verme zamanına rastladığı, bu durumda 1602 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi gereğince dava açma süresinin, ara vermenin sona erdiği 6 Eylülden itibaren yedi gün uzatılmış sayılarak 13 Eylül 2005 günü mesai saati sonunda biteceği, davacının 1602 sayılı Kanunun 35 nci maddesi gereğince dava açma süresi içerisinde davalı idareye ihtiyari müracaatta bulunma hakkı bulunduğundan, davacının dava açma süresi bitmeden 01.09.2005 tarihinde davalı idareye ihtiyari müracaatta bulunduğu ve işlemeye başlayan dava açma süresini durdurduğu, davalı idare tarafından altmış gün içerisinde cevap verilmediğinden 01.11.2005 tarihinde duran dava açma süresinin yeniden işlemeye başladığı, davacının da kalan dava açma süresi içerisinde 01.11.2005 tarihinde AYİM’de kayda giren dava dilekçesi ile iş bu davayı açtığı, dolayısıyla davada süre aşımı bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından davanın esasının incelenmesine geçilmiştir.

Anayasanın 125 nci maddesine göre; idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu açıdan idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş olup bu sorunun çözümünü öğreti ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Genel kabule göre idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk esaslarına dayandırılmaktadır. Hangi esas üzerinde temellendirilirse temellendirilsin genel olarak idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zararlı sonuç ile eylem açısından doğrudan doğruya bir nedensellik bağının bulunması zorunludur.

İdari işlemden doğan sorumlulukta, sorumluluğu doğuran nedenler yönünden idari eylemlere nazaran bir farklılık yoktur. Hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kuram ve ilkeleri, genel çizgileriyle bu alanda da yürürlüktedir. Dava konusunda kusursuz sorumluluk kuramının tatbikini gerektirir hukuki nedenler gerçekleşmediğinden, konuya hizmet kusuru ilkesi yönünden yaklaşmak gerekli bulunmaktadır.

Davacı vekili dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; davacının Uzman J.Okulu sınavını kazanması üzerine sağlık yönünden uzman jandarma olup olamayacağının tespiti amacıyla, Ankara 600 Yataklı Mevki Asker Hastanesince yapılan muayeneler esnasında, laburatuarlarda yapılan tetkiklerde tespit edilen kan ve idrar bulguları ile, davacının komando muayenesi için sevk edildiği GATA K.lığında ve bu rapora itiraz üzerine Ankara 600 Yataklı Etimesgut Hava Hastanesinde yapılan muayeneler esnasında laboratuarlarda yapılan tetkiklerde tespit edilen kan ve idrar bulgularının birbirine yakın olmasına, hatta 600 Yataklı Ankara Asker Hastanesindeki kan ve idrar bulgularının daha yüksek olmasına rağmen, Ankara Asker Hastanesinin 29.08.2003 gün ve 6344 numaralı heyet raporunda davacı hakkında ibareli rapor tanzim edildiğini, ancak gerek GATA K.lığının 18.06.2004 gün ve 287 sayılı sağlık kurulu raporunda, gerekse Etimesgut Hava Hastanesinin 23.08.2004 gün ve 768 sayılı sağlık kurulu raporunda, davacı hakkında;

kararı verildiğini, hastalığının TSK Sağlık Yönetmeliğinde ve uzman jandarma okul yönetmeliğinde askeri öğrenciliğe engel hastalıklardan birisi olarak sayıldığını, ancak davacı tarafından bilinmemekle birlikte davacıda mevcut böbrek yetmezliği rahatsızlığının başlangıçta uzman jandarma okuluna girmeden önce yapılan muayenelerde tespit edilmesi gerekirken, gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi sonucu, tespit edilemeyerek davacının askeri okula alındığını, daha sonra ise aynı bulgulara rağmen askerliğe elverişsiz olduğuna karar verilerek öğrencilikle ilişiğinin kesildiğini, bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını iddia ettiğinden olayda davalı idare ajanlarının hizmet kusuru bulunup bulunmadığı hususunun tespiti gerekli olup, bu tespitin de bu konuda uzman bilirkişi görüşüne başvurulmasını gerekli kıldığından, AYİM İkinci Dairesinin 12 Temmuz 2006 gün ve Gensek No.:2005/2833, Esas No.:2006/140 sayılı ara kararıyla Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyeleri Prof.Dr. …, Prof.Dr…., Doç.Dr. … Re’sen bilirkişi olarak atanmıştır.

Bilirkişilerce davacıya ait dava dosyası ve davacıyla ilgili olarak yapılan muayenelere ait tıbbi kayıtların incelenmesi sonucunda, düzenlenen 22.01.2007 tarihli bilirkişi raporunda özetle; …’nın 2003 yılında Uzman Jandarma sınavını kazandıktan sonra Ankara 600 yataklı Mevki Asker Hastanesinde yapılan muayene ve tetkik sonucunda 29.08.2003 gün ve 6344 nolu rapor ile hakkında sağlam tanısıyla kararı verildiği ve bu rapora dayanılarak 03.10.2003 tarihinde Uzman Jandarma Okuluna kabul edildiği gözlenmiştir. Davacının anamnezi ve muayene bulguları dosyada bulunmamakla birlikte, dosyada mevcut Ankara Mevki Asker Hastanesi Baştabipliğinin yapmış olduğu açıklamadan adayın sağlık raporu için başvurduğu dönemde anamnezinin sorgulandığı, bu sorgulamada davacının hiçbir hastalık ve şikayetinin olmadığı, önemli bir hastalığının bulunmadığı, fizik muayenesinde hiçbir patolojik bulgu olmadığı öğrenilmiştir. Ancak sağlık raporu için başvurduğu dönemde 21.08.2003 tarihli laboratuar incelemelerinde Hb:17.5 g/dl, Hct:%51.6, Açlık kan şekeri: 99 ml/dl, Üre:47/4 mg/dl, kreatinin:2.3 mg/dl, Tam idrar incelemesinde; Dansite:1025, İdrarda şeker, protein keton, bilirübin, nitrit negetif bulunduğu, davacının bu öykü, fizik muayene ve laboratuar bulgularıyla sağlam raporu verilerek Beytepe Uzman Jandarma Okuluna kabul edilmiş, uzman erbaş olarak askeri öğrenciliğe devam ederken Komando muayenesi için başvurusunda şikayeti olmadığı ve hikayesinde özellik bulunmadığı, Fizik muayenesinde KB’nın 110/70 mmHg olduğu, sistem muayenelerinin tabii olduğu, Laboratuar tetkiklerinde Hb: 15.4 g/dl, Hct:%51, AKŞ:83 mg/dl, Üre BUN):51 mg/dl, Kreatinin: 2.13. mg/dl, Sodyum:146 mmol/I,Potasyum:3.5 mmol/I bulunduğu, Renal sintigrafide sağ böbreğin total böbrek fonksiyonlarına katkısının %60.5, sol böbreğin total böbrek fonksiyonlarına katkısının %39.5 olarak hesaplandığı, bu bulgularla Kronik böbrek yetmezliği tanısı konularak GATA Sağlık Kurulunun 18 Haziran 2004 gün ve 287 sayılı raporuyla kararı verildiği, bu karara itirazı üzerine davacının 23 Temmuz 2004 tarihinde Ankara 600 Yataklı Hava Hastanesine sevk edildiği, bu hastanede laboratuar tetkiklerine ek olarak 28.07.2004 tarihinde yapılan USG’de sağ böbreğin 84×31 mm, sol böbreğin 58×32 mm boyutlarında olduğu ve belirgin küçülme gösterdiği, bu bulgularla davacıya aynı teşhisin konulduğu, davacının askeri öğrenci olmak üzere başvuruda bulunduğu ve değerlendirildiği Ağustos 2003 tarihli medikal incelemesi ve komando olmak üzere tekrar değerlendirildiği Haziran 2004 tarihli tıbbi değerlendirme kayıtları karşılaştırıldığında, her iki değerlendirme sürecinde de öyküsünde hiçbir yakınma olmadığı, göze çarpan en önemli bulgunun ise üre; kreatinin yüksekliği olduğu, ancak ikinci değerlendirmede üre kreatinin yüksekliğinin nedeninin araştırıldığı ve bu araştırma sonucunda davacıya kronik böbrek yetmezliği tanısı konulduğu, kronik böbrek yetmezliği böbreklerin bilinen bir çok faktöre bağlı gelişen ilerleyici ve geri dönüşümsüz hasarlanması olmakla birlikte, hastalarda hastalığı tetikleyen bilinen bir faktör olmaksızın da karşılaşılan, etyolojisi her zaman aydınlatılamayan bir hastalıktır. Nitekim davacının öyküsü sorgulandığında hastalığı tetikleyen bir faktör saptanmamıştır. Bu hastalık başlangıçta sessiz seyirli olup, böbrek fonksiyonlarının ilerleyici bozukluğu ile paralellik gösteren, vücutta bir çok sistemin etkilenmesi sonucunda değişik semptomlara yol açabilmektedir. Her ne kadar başlangıç semptomları genel olarak anemiye bağlı halsizlik ve gece idrara çıkma (nöktüri) olarak kabul edilse de bu semptomlar hastaların tümünde görülmeyebilmekte, hastalığın belli evrelerinde böbrek fonksiyonlarından glomerül filtrasyon hızının 29-90 ml/dk veya serum kreatininin 4 mg/dl’ye kadar çıktığı dönemlerde (K/DOQI Evre 2- 4) anormal kan üre ve kreatinin değerleri bu hastalığın ilk bulguları olabilmektedir. Davacının 21.08.2003 tarihli laboratuar incelemelerinde üre 47 mg/dl, keratinin 2.3 mg/dl bulunmuştur. Bu tetkiklerden ürenin az su içilmesi, alınan gıdalar vb. gibi etkenlerden etkilenmesi söz konusu olabilirken, kreatinin düzeyinin yüksekliği ki bu yükseklik hafif derecede olmakla birlikte, ağır egzersiz, bazı ilaçların (trimetoprim, Simetidin gibi) kullanımında gelişebilmektedir. Ancak üre ve kreatinin düzeylerinin yüksekliği, tetikleyen faktör ne olursa olsun patolojik bulgu olup, olgunun mutlaka değerlendirilmesini gerektiren çok önemli belirleyicilerdir. Çünkü bu parametreler, yukarıda belirtilen nadir etkenlere bağlı olarak herhangi bir hastalık olmaksızın hafif yüksek düzeylerden tespit edilebilmekle birlikte, gerek geri dönüşümsüz kronik böbrek yetmezliğinin, gerekse çoğu zaman geri dönüşümlü olabilen akut böbrek yetmezliğinin en önemli belirleyicilerindendir. Kan kreatinin düzeyinin normal üst sınırı aşması hafif bir değişiklik olarak algılanabilmekle birlikte, yukarda söz edilen yalancı yükseklik etkenleri dışlandığında (Laboratuar yöntemine göre değişken olmakla birlikte bu sınır genellikle 1.2 veya 1.4 mg/dl’dir.) aslında böbrek fonksiyonlarının %50’sinden fazlasının etkilendiğinin önemli bir göstergesi olarak kabul edildiği, bu nedenle davacının erbaş adayı olmasına yönelik sağlık durumunun değerlendirilmesinde her ne kadar hiçbir semptomunun olmaması ve öyküsünde özellik olmamakla birlikte 21.08.2003 tarihli tetkiklerinde saptanan üre ve kreatinin yüksekliğinin o dönemde araştırılması gerekirdi. Bu bulgularla araştırılması olguda kronik böbrek yetmezliği tanısının konulmasını daha erken dönemde sağlardı.> şeklinde tıbbi kanaat bildirilmiştir.

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde davacının askeri öğrenci olmak üzere başvuruda bulunduğu ve değerlendirildiği Ağustos 2003 tarihli medikal incelemesi ve komando olmak üzere tekrar değerlendirildiği Haziran 2004 tarihli tıbbi değerlendirme kayıtları karşılaştırıldığında, her iki değerlendirme sürecinde de öyküsünde hiçbir yakınma olmadığı, göze çarpan en önemli bulgunun ise üre; kreatinin yüksekliği olduğu, ancak ikinci değerlendirmede üre kreatinin yüksekliğinin nedeninin araştırıldığı ve bu araştırma sonucunda davacıya tanısı konulduğu, davacının okula girmek için muayene olduğu 21.08.2003 tarihinde yapılan tetkiklerinde saptanan üre ve kreatin yüksekliğinin o dönemde araştırılması durumunda bu tarihte davacı hakkında raporu verilebileceği, ancak gerekli araştırma yapılmadan, davacı hakkında Askeri öğrenci olamaz raporu verilmesi gerekirken sağlam raporu verilerek davacının okumuş olduğu Meslek Yüksek Okulundan ayrılıp uzman jandarma okuluna kaydını yaptırmasına sebep olunduğu, davacının uzman jandarma okuluna kayıt yaptırması sebebiyle okuduğu Meslek Yüksek Okulundan ayrılması sebebiyle ancak daha sonra çıkan af yasasından faydalanarak Okulunu normal olarak bitirmesi gereken süreden yaklaşık olarak 2 yıl sonra bitirdiği, bu hususun 21.08.2003 tarihinde davacıyı muayene edip davacı hakkında sağlam raporu tanzim eden davalı idare görevlilerinin hizmeti gereği gibi yerine getirmemeleri sonucu oluştuğu, bu nedenle davacının zararının hizmet kusuru ilkesi gereğince tazmin edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Davacının maddi zararlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 12.04.2007 tarihli bilirkişi raporunda davacının maddi tazminat hakedişinin 14.067,00 YTL. olduğu bildirilmiştir.

Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna davalı idarece, tazminat miktarının yüksek olduğu belirtilerek itiraz edilmiş ise de, bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan, bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılarak maddi tazminata hükmedilmiştir.

Davacıya olay sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının askerlik statüsü, sosyal durumu, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak, uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.

Açıklanan nedenlerle;

1. Davacı …’ya, bilirkişi raporu uyarınca 14.067,00 YTL. (ONDÖRTBİNALTMIŞYEDİ YENİ TÜRK LİRASI ) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,

2. Davacı, ..’ya takdiren 2.000,00 YTL. (İKİBİN YENİ TÜRK LİRASI) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,

3. Hükmedilen maddi tazminat miktarına davacının yeniden gelir elde edeceği 01.03.2004 tarihinden 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDE ONBEŞ) 01 Ocak 2005 tarihinden 31 Aralık 2005 tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDE ONİKİ) 01 Ocak 2006 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %9 (YÜZDE DOKUZ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,

4. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 21.08.2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDE OTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDE ONBEŞ) 01 Ocak 2005 tarihinden 31 Aralık 2005 tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDE ONİKİ) 01 Ocak 2006 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %9 (YÜZDE DOKUZ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,

5. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca muaf tutulan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,

6. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 46,00 YTL. (KIRKALTI YENİ TÜRK LİRASI ) posta giderinin davalı idareden alınarak, DAVACIYA VERİLMESİNE,

7. Davacı tarafından peşin yatırılan 694,00YTL. (ALTIYÜZDOKSANDÖRT YENİ TÜRK LİRASI) harcın istemi halinde, DAVACIYA İADESİNE,

8. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen toplam 490,00 YTL. bilirkişi ücretinin (Tıbbi Bilirkişi ücreti ve Hesap Bilirkişi ücreti) davadaki haklılık oranına göre 60,00 YTL. (ALTMIŞ YENİ TÜRK LİRASI )’sının DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 430,00 YTL. (DÖRTYÜZOTUZ YENİ TÜRK LİRASI) ‘sının davalı idareden alınarak, DAVACIYA VERİLMESİNE,

9. Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davada hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden Tarifenin 12 nci maddesi dikkate alınarak ayrı ayrı nisbi olarak hesabedilen 2.056,70 YTL.(İKİBİNELLİALTI YENİ TÜRK LİRASI YETMİŞ YENİ KURUŞ) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak, DAVACIYA VERİLMESİNE,

10. Dava duruşmalı görüldüğünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden, Tarifenin 10 ncu ve 12’nci maddeleri dikkate alınarak nispi olarak hesabedilen 1.750,00 YTL. (BİNYEDİYÜZELLİ YENİ TÜRK LİRASI) avukatlık ücretinin davacıdan alınarak, DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,

AYRIŞIK OY GEREKÇESİ

Maddi tazminat hak edişi hesaplamasında, Meslek Yüksek Okulu mezunu olmayan davacının, Mart 2004-Şubat 2006 yılları arasında mezun olduğu varsayılarak hesaplama yapıldığından ayrışık oy kullandım. 25.04.2007 (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız