Primlerin iadesinde yurtdışı borçlanma

Değerli site ziyaretçileri,

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ve 21. Hukuk Dairesi’nin artık aşağıdaki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararındaki düşünceyi terk etmek üzere olduğunu, primlerin iadesi halinde de borçlanma yapılabileceği yönünde kararların önümüzdeki günlerde çıkmaya başlayacağını belirtmek isterim. (Av. İ.S.T. 23.04.2014)

 

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
  • E:2002/10-21
  • K:2002/70

Tarih: 13.02.2002

ÖZET :

Türk uyruklu olan sigortalının almanya’daki sigortalı hizmetleri tasfiye edildiğine göre nazara alınabilecek sigortalılık süresi kalmadığından anılan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin bu davada uygulanma yeri yoktur.

DAVA :

Taraflar arasındaki “tesbit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ( Bursa İkinci İş Mahkemesi )nce davanın Kabulüne dair verilen 22.5.2001 gün ve 2000/370 E, 2001/311 K. sayılı kararın incelenmesi davalı kurum vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesinin 2.7.2001 gün ve 2001/4695 E. 2001/5184 K. sayılı ilamı ile; ( …108. maddeye göre Türkiye’deki ilk çalışma tarihi sigortalılık başlangıcını teşkil eder. Federal Almanya ile Türkiye arasında sosyal güvenlik sözleşmesi düzenlenmiş ise de davacı sözleşmenin bir bütün olarak uygulanmasını istemediğinden Federal Almanya’daki ilk defa çalışma tarihi sigortalılık başlangıcının o tarihe götürmesini gerektirmez.

Açıklanan bu nedenlerle davanın reddine karar verümesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir,.. ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra geregi görüşüldü:

KARAR :

Davacının Almanya Federal Cumhuriyeti’nde 7.5.1973 ile 30.9.1982 tarihleri arasında çalıştıktan sonra yurda kesin dönüş yaptığı, 9.11.1984 tarihinde, Alman sosyal güvenlik kuruluşuna ödemiş olduğu, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerini geri aldığı, Türkiye’ye dönüşünden sonra 1.10.1990 tarihinde zorunlu Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılığı nedeniyle Kuruma tesçil edildiği, 28.12.1990 tarihli talebi üzerine Sosyal Sigortalar Kanununun 85. maddesine göre 1.1.1991 tarihi itibariyle isteğe bağlı sigortaya tescilinin yapıldığı, 1990 yılında 90 gün, 1991 yılında 30 gün zorunlu sigorta primi ödediği, Türkiye’deki sigortalılık süresi ile prim ödeme gün sayısının yaşlılık aylığı bağlanmasıria yetmediği, Federal Almanya’da ilk defa çalışmaya başladığı 7.5.1973 gününün sigortalılık başlangıcı olarak tespitine karar verilmesini istediği, dava dilekçesine göre, aylık bağlama isteminin bulunmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır.

Yerel mahkeme ile özel daire arasındaki uyuşmazlık, Türk uyruklu sigortalının, Almanya’daki çalışma, Türkiye’deki ilk sigortalılık tarihinden önceye isabet ediyorsa ve sigortalı, sözü edilen ülkedeki çalışmalarına ait primleri geri almak suretiyle oradaki hizmetlerini tasfiye etmişse Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 108. ve Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29. maddesinin 4. bendine göre, Almanya Federal Cumhuriyetindeki ilk defa çalışmaya başladığı günün sigortalılık başlangıcı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktası üzerinde toplanmaktadır.

Alman Sigorta kurumu, “LANDE.VER SIHERUNGSANSTALT OBERFRANKEN UND MİTTELFRANKEN”‘in prim iadesine ilişkin kararında şöyle denmektedir. “14.3.1984 tarihli müracaat üzerine Sigorta Kanununun ( RVO ) 1303. maddesi 1: fıkrası gereğince 1.1.1942 doğumlu A.’nin sigortasından primler ödenmiştir. RVO 1303. maddesi uyarınca mecburi ve isteğe bağlı olarak ödenen primlerin,yarısı iade edilir. Bahsi geçen primler 20.6.1984 tarihinden sonra Buudesgebiet’te, 24.6.1984 tarihinden sonra Berlin Eyaletinde veya 19.11.1974 tarihinden sonra Saarland Bölgesinde ödenen ( =yatırılan ) primlerdir… Bu prim iadesi işlemi ile şu ana kadar olan sigortalılık durumu sona ermiş oluyor. Prim iadesi talebi yalnızca bir kısım süreler veya bölümler ile sınırlı tutulabilir.” Anılan karar, Türkçeye tercüme edilmiş davacınırı Almanya’da geçen çalışmalarına ilişkin hizmet cetveli kararın altında gösterilmiş, gerek sözü edilen karara, gerekse hizmet cetveline karşı taraflarca herhangi bir itiraz öne sürülmemiştir. Böylece davacının, tüm hizmetlerine ait primleri aldığı, Almanya Federal Cumhuriyetinde primlerini almadığı hizmetinin kalmadığı açık – seçik ortaya çıkmış olmaktadır.

Almanya Federal Cumhuriyetindeki, geçmiş hizmetlerine ait primleri geri alan Türk uyruklu sigortalının oradaki hizmetlerinin tasfiyeye uğramış olup olmadığı, sosyal sigorta hukuku açısından tasfiyeye uğramış hizmetlere ait primler faizi ile birlikte iade edilmedikçe gerek sigortalılık başlangıcı gerekse sigortalılık süresi bakımından yaşlılık aylığı bağlama evresinde değerlendirmeye alınıp alınamayacağı öncelikle çözümlenmesi gereken hukuksal bir sorundur. Bu konuda sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için meselenin iç hukukumuz açısından irdelenmesi gerekmektedir. Sosyal Sigortalar Kanunumuzun 64. maddesine göre, çalıştığı işten ayrılan, malüllük ve yaşlılık aylığına hak kazanamayan sigortalıya, maddede gösterilen yaş haddini doldurduğu taktirde, yazılı talebi halinde kendisinin ve işverenin ödemiş olduğu primler toptan ödeme olarak iade edilebilmektedir. Sigortalı, tekrar sigortalı bir işte çalışmaya başladığı taktirde toptan aldığı primleri yasal faiziyle birlikte Kuruma öderse tasfiye edilen hizmetlere itibar edilir. Başka bir anlatımla, tasfiye edilen hizmetler canlandırılmış olur. Dosyanın Hukuk Genel Kurulundaki görüşülmesi esnasında Türk sosyal sigorta hukukunda hizmet tasfiyesi ve hizmet ihyası diye bir hukuki müessesenin bulunmadığı öne sürülmüş ise de Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Ek 14. maddesiyle, 2829 sayılı Hizmetlerin Birleştirilmesine Dair Kanunun 5. maddesinde açıkça tasfiye edilen hizmetlerin ne şekilde ihya edilebileceğine ilişkin hükümler getirilmiş olduğundan bu konudaki karşı görüşe itibar edilmesi mümkün değildir. Öyle ki, Ek 14. maddenin başlığı “Tasfiye edilen hizmetlerin ihyası” sözcüklerini içermekte olup, anılan maddenin 3. fıkrasında, tasfiye edilen hizmetlere ait primler kanuni faiziyle birlikte ödenmedikçe o hizmetlerin nazara alınamayacağı hükmü yer almaktadır. Keza 2829 sayılı Kanunun 5. maddesinin başlığı da “hizmetlerin ihyası” deyimini içermekte ve bu maddeyle de, Ek madde 14’e paralel bir hüküm getirdiği görülmektedir.

Almanya Federal Cumhuriyeti Sigorta Kurumunun prim iadesiyle ilgili 9.11.1984 tarihli kararında yer alan ve kısaca RVO Yasası olarak adlandırılan Kanunun 1303. maddesi hükmünün, Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Ek.14. maddesi ile 2829 sayılı Yasasının 5. maddesine koşut bir hüküm niteliğini taşıdığı sonucuna varılmıştır. Zira, Alman Sigorta Kurumunun prim iadesiyle ilgili kararında çok açık bir biçimde “Bu prim iadesi ile şu ana kadar olan sigortalılık durumu sona ermiş oluyor” denmektedir.

Bu kararın anlamı, iç hukukumuzdaki hizmet tasfiyesi müessesiyle eş değerdedir. Davacı, Almanya Federal Cumhuriyetinde geçen ilk çalışma gününe ait primi de geri aldığı için sigortalılığın başlangıcı da tıpkı diğer çalışma süreleri gibi tasfiye edilmiş olmaktadır. Tasfiyeye uğramış hizmetler sosyal sigorta hukuku açısından geçertiliğini yitirmiş sayılır.

Davacının, kendisi için yatırıian primlerin yarısının iade edilmiş olması, Almanya’daki hizmetlerinin diğer yarısının tasfiye edilmediğini göstermez. Zira, gerek “RVO” Yasasının 1303. maddesine gerekse Alman Federal Cumhuriyeti “Rant Reform Yasası”nın 168,172 ve 210. maddelerine göre, davacıya iade edilmeyen primler işveren hissesidir. Alman Sigorta Kurumunun işveren hissesini sigortalıya ödememiş olması işin doğası gereğidir. Nitekim Türkiye’de çalışan Alman uyruklu sigortalıya da Sosyal Sigortalar Kurumu işveren hissesini mütekabiliyet esasına göre ödememektedir.. E.asen Alman Sigorta Kurumu; işveren hissesinin ödenmediğini bile bile, davacının sigortalılık durumunun sona erdiğine karar vermiştir. Nitekim iç hukukumuza göre de Sosyal Sigortalar Kanununun 64. maddesi gereğince sigortalıya sadece malullük ve yaşlılık sigortası primleri iade edilmekte, iş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık ve analık sigortası primleri iade edilmemektedir. Bu primlerin iade edilmemesi hizmetlerin tasfiye edilmiş olmasına engel teşkil etmemektedir.

Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29. maddesinin 4. bendine göre, davacının Almanya’da ilk defa çalışmaya başladığı 7.5.1973 tarihinin Sosyal Sigortalar Kanununun 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıcına esas alınrp alınamayacağı konusuna gelince, sözü edilen sözleşmenin birinci bölümü genel hükümleri, ikinci bölümü, hastalık ve analık sigortalarını, üçüncü bölümü, ölüm sigortasını, dördüncü bölümü iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasını, beşinci bölümü ise malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarını düzenlemiştir. Davacr, yaşlılık aylığına esas alınmak üzere sigortalılık başlangıcının Almanya Federal Cumhuriyetinde ilk defa çalışmaya baştadığı 7.5.1973 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini istediğine göre sorunun anılan sözleşmenin beşinci bölümünde yer alan hükümler uyarınca çözümlenmesi gerekmektedir. Sözleşmenin 27. maddesi, 28 ve 29. maddelere nazaran genel hüküm niteliğindedir. Nitekim 28. maddede, “Alman Sosyal Sigorta Mercü için aşağıdaki hususlar geçerlidir” hükmüne yer verilmiş iken 29. maddede, “Türk Sosyal Sigorta Mercii için aşağıdaki hususlar geçerlidir” hükmü öngörülmüştür. Her iki ülkenin sosyal sigorta mercilerinin uygulayacakları kuralların saptanmasında, başka bir deyişle 28 ve 29. maddede belirtilen hükümlerin uygulanmasından önce 27. maddeyle getirilen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılıp incelenecektir. 27. madde, “Her iki akit taraf mevzuatına göre nazara alınabilecek sigortalılık süresinin mevcudiyeti halinde, uygulanacak mevzuata göre yardım hakkının doğmasında, diğer akit taraf mevzuatına göre geçen ve aynı zamana rastlamayan, hesaba dahil edilebilir nitelikteki sigortalılık süreleri de nazara alınır. Sigortalılık sürelerinin ne ölçüde hesaba dahil edilebileceği bunların hesaba dahil edilebilirliğini tayin eden mevzuata göre tespit edilir” hükmünün yer aldığı görülmektedir. Somut olayda, Türk uyruklu sigortalının Almanya’daki sigortalı hizmetleri tasfiye edildiği için artık her iki ülke mevzuafına göre nazara alınabilecek sigortalılık süresi kalmadığından, anıtan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin bu davada uygulanma yeri bulunmamaktadır. Nitekim uygulamada, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları açısından, sigortalının her iki ülkede Sosyal Sigorta Hukuku çerçevesinde değer verilebilecek çalışmaları bulunmuyorsa anılan Sosyal Güvenlik Sözleşmesi uygulanamamaktadır. Zira 27. maddeyle getirilen hüküm, başka bir şekilde yorumlanamayacak açıklıktadır.

Gerçekten, Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29. maddesinin 4. bendinde, “Bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman Rant Sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edilir.” Hükmüne yer verilmiş ise de bu hüküm, 27. ve 29. madde ile bir bütün olarak yorumlanmadıkça tek başına uygulanamaz. Nitekim 29. maddenin 3 . bendinde, 27, maddeye yollamada bulunularak. “…ancak, sözleşmenin 27. maddesine göre bir aylık veya gelir talep etme hakkının mevcut olması halinde, aşağıdaki hükümler uygulanır.” denmektedir. Bu durumda, Türk uyruklu sigortalıya anılan 29. maddenin 4. bendinin uygulanabilmesi için Almanya’daki hizmetlerinin tasfiye edilmemiş olması. başka bir deyişle hukuken geçerliliğini koruyan hizmetinin bulunması gerekir. Davacı; Almanya’daki hizmetlerini tasfiye ettiğine göre sözü edilen maddenin 4. bendi gereğince Almanya’da ilk defa çalışmaya başladığı 7.5.1973 gününün sigortalılık başlangıcına esas alınmasını isteyemez. Öbür yandan, sözleşmenin 29. maddesi bir bütün olarak uygulandığı taktirde, ( b ) bendine göre, davacıya kısmi aylık bağlanması gerekecektir. ( bj bendinde, “…kendi mevzuatına göre geçen prim ödeme sürelerinin toplamına olan oranına uyan kısmını hesaplar, bu şekilde hesaplanan aylık veya gelir meblağı, gereği halinde, Türk mevzuatında öngörülen en düşük aylık veya gelir düzeyine çıkartılır” hükmünü taşımaktadır. Davacı, 29. maddenin uygulanması suretiyle kendisine kısmi aylık bağlama talebinde bulunacağını iddia etmemektedir. Davacı, sözleşmenin 27 ve 29. maddelerinde yer alan diğer hükümleri göz ardı ederek sadece lehine olan sigortalılık başlangıcıyla ilgili 4. bendin uygulanmasını istemektedir. Oysa sözleşme hukukunda, sözleşme bir bütün olarak yorumlanıp aleyhe ve lehe olan hükümler birlikte uygulanır. Bu ilke, özel hukuk sözleşmelerinde olduğu gibi Sosyal Güvenlik Sözleşmeleri bakımından da geçerlidir.

Mahkemece, Hukuk Genel Kurulu’nun 21.3.2001 tarih, 232 E.as 272 sayılı Kararının bu davaya emsal teşkil ettiği öne sürülmüşse de, anılan kararın incelenmesinde, maddi olguların farklı olduğu sonucuna varılmıştır. Emsal gösterilen kararda, sigortalının, yurtdışında geçen hizmetlerini 3201 sayılı Yasaya göre borçlandığı, oysa bu davada yurtdışında geçen hizmetlere ait primlerin geri alındığı ve oradaki hizmetlerin tasfiye edildiği anlaşıldığından, sözü edilen Hukuk Genel Kurulu Kararı bu davada emsal gösterilemez. Kaldı ki anılan kararda, sözleşmenin 29. maddesine göre, yaşlılık aylığının, her iki ülkede geçen hizmetlerin birleştirilmesi sonucunda oranlama yapılıp kısmi olarak bağlanması gerektiği ifade edilmek suretiyle 29. maddenin bütünüyle uygulanabileceği görüşüne yer verilmiştir.

Gerek bozma kararında gerekse yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararının bozulması gerekir.

SONUÇ :

Davalı kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), 13.2.2002 gününde, yapılan 3. görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız