İbraname / iş sözleşmenin feshi

  • T.C. YARGITAY
  • 9.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2011/16248
  • Karar: 2013/18138
  • Karar Tarihi: 13.06.2013

İŞÇİ ALACAKLARI DAVASI – İŞVERENİN İBRANAME SAVUNMASININ DEĞERLENDİRİLMESİ GEREĞİ – İMZA VE İÇERİK BAKIMINDAN DAVACI ASİLDEN DİYECEKLERİNİN SORULMASI – EKSİK İNCELEME – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Somut olayda davalı işverence dosyaya ibraname başlıklı belge sunulduğu halde mahkemenin gerekçesinde bu belge değerlendirilmemiştir. İşverence ileri sürülen ibraname savunmasının mahkemece değerlendirilerek imzası ve içeriği bakımından davacı asilden diyecekleri sorulup, dosyadaki diğer delillerle birlikte bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 19, 41, 46, 47) (6098 S. K. m. 132, 420) (818 S. K. m. 21, 23, 31) (9. HD. 05.11.2010 T. 2008/37441 E. 2010/31943 K.) (9. HD. 26.10.2010 T. 2009/27121 E. 2010/30468 K.) (9. HD. 04.11.2010 T. 2008/37372 E. 2010/31566 K.) (9. HD. 24.06.2010 T. 2008/33748 E. 2010/20389 K.) (YHGK. 21.10.2009 T. 2009/9-396 E. 2009/441 K.) (9. HD. 24.06.2010 T. 2008/33507 E. 2010/20380 K.) (YHGK. 27.01.2010 T. 2009/9-586 E. 2010/31 K.)

Dava: Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: A-) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı, davalı Bakanlığa ait İzmir Tepecik Hastanesi’nde, ihale ile üstlenilen iş yerinde, davalı şirket bünyesinde 15.2.2008-23.2.2009 tarihleri arasında, yıllık izin kullanmaksızın, hafta ve genel tatil günleri dahil, fazla mesai yapmak suretiyle çalışmakta iken iş akdinin haklı bir neden olmaksızın ihbarsız ve tazminatsız şekilde feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık izin, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücretleri alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

B-) Davalıların Cevabının Özeti:

Davalı Nif-Tem Şirketi vekili; müvekkili firmanın asıl işveren olmadığını, diğer davalı bakanlıktan ihale ile üstlendiği temizlik işlerini 14.2.2008 tarihinden itibaren yürüttüğünü, hizmet alım sözleşmesi hükümlerine göre personeli işten çıkarma, istihdam etme yetkisi bulunmadığını, davalı kurumun asıl işveren olarak davacının işçilikten doğan alacaklarından sorumlu olduğunu, ihale sözleşmesinin imzalanmasından önceki dönemler itibariyle asıl işveren bünyesinde müvekkili şirketin faaliyetinin bulunmadığını, hizmet akdinin davacının verimsizliği sebebiyle davalı idare tarafından feshedildiğini, kaldı ki hizmet akdinin feshedilmesi sebebiyle işçilik alacaklarının ödendiğini ve müvekkilinin ibra edildiğini, vardiya usulü ile çalışma yapılan işyerinde fazla mesai yapılmadığını, işin niteliği gereği davacının zincirleme belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı T.C. Sağlık Bakanlığı vekili; davacının, söz konusu sağlık kuruluşunda hizmet alım sözleşmeleri kapsamında taşeron firma personeli olarak çalıştığını, hizmet alım sözleşmesinin 37/5. maddesinde ihbar ve kıdem tazminatı, izin ücreti ve işçilik haklarından doğan alacaklardan firmanın sorumlu olduğunu, olayda davalı idaresinin asıl işveren olmadığını, açıklanan sebeplerle müvekkili bakanlığa husumet yöneltilemeyeceğini ve bakanlığın sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C-) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, asıl işveren Sağlık Bakanlığı’na ait olan hastane iş yerlerinde, bakanlığa ait ve daimilik arzeden hastanenin temizlik hizmetlerini ihale usulü ile alan firma işçileri ve davacının, çalışmalarını bakanlığın gözetim ve denetimi altında münhasıran aynı iş yerine hasretmiş olduklarından, asıl işveren davalı bakanlığın da alt işveren olan davalı şirket işçilerinin ve davacının işçilikten doğan alacaklarından asıl işveren sıfatıyla müşterek ve müteselsil sorumlu bulunduğu, akdin feshine bağlı olan ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücretinin tamamından son işveren davalı Nif-Tem Ltd. Şti. ile davalı Bakanlığın sorumlu bulunacağı, varsa önceki dönemlerde davacıyı çalıştıran diğer taşeron firmaların kıdem tazminatından sorumluluğunun, davacıyı çalıştırdığı süre ve devir esnasındaki ücret seviyesiyle sınırlı olacağı, varsa fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacağından ise her bir davalı alt işverenin davacıyı çalıştırdığı süre ve ücret seyri ile sorumlu olacakları, asıl işveren Sağlık Bakanlığı’nın ise tüm alacaklarından müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunacağı sonucuna varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

D-) Temyiz:

Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.

E-) Gerekçe:

Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

Türk Hukukunda ibra sözleşmesi 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, kabul edilen Kanunun 132. maddesinde “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir” şeklinde kurala yer verilmiştir.

İş ilişkisinde borcun ibra yoluyla sona ermesi ise 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinde öngörülmüştür. Sözü edilen hükme göre, işçinin işverenden alacağına dair ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu halde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması gerekir.

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinde, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde yapılan ibra sözleşmelerine geçerlilik tanınmayacağı bildirilmiştir. Aynı maddede, alacağın bir kısmının ödenmesi şartına bağlı ibra sözleşmelerinin (ivazlı ibra), ancak ödemenin banka kanalıyla yapılmış olması halinde geçerli olacağı öngörülmüştür. 4857 Sayılı İş Kanununun 19. maddesinde, feshe itiraz bakımından bir aylık hak düşürücü süre öngörülmüş olmakla, feshi izleyen bir ay içinde işçinin işe iade davası açma hakkı bulunmaktadır. Bu noktada feshi izleyen bir aylık süre, işçinin eski işine dönüp dönmeyeceğinin tespiti bakımından önemlidir. O halde feshi izleyen bir aylık sürede işverenin olası baskılarını azaltmak, iş güvencesinin sağlanması için de gereklidir. Geçerli ve haklı neden iddialarına dayanan fesihlerde dahi ibraname düzenlenmesi için feshi izleyen bir aylık sürenin beklenmesi gerekir. Bir aylık bekleme süresi kısmi ibra açısından işçinin bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesinin bir ay süreyle gecikmesi anlamına gelse de temelde işçi yararına bir durumdur. Hemen belirtelim ki bir aylık bekleme süresi ibra sözleşmelerinin düzenlenme zamanı ile ilgili olup ifayı ilgilendiren bir durum değildir. Başka bir anlatımla işçinin fesih ile muaccel hale gelen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve izin ücreti gibi haklarının ödeme tarihi bir ay süreyle ertelenmiş değildir.

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun değinilen maddesinde, işverence yapılacak olan ödemelerin banka yoluyla yapılması zorunluluğunun getirilmesi, ibranamenin geçerliliği noktasında sonuca etkilidir. Ancak banka dışı yollarla yapılan ödemelerde de borç ibra yerine tamamen veya kısmen ifa yoluyla sona ermiş olur.

Sözü edilen yasal düzenleme, sadece işçinin alacaklı olduğu durumlar için işçi yararına kısıtlamalar öngörmektedir. İşverenin cezai şart ve eğitim gideri talep ettiği yine işçinin vermiş olduğu zararın tazminine dair uygulamalarda ve hatta sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde işçinin işverene borçlu olduğu durumlarda, taraflar, herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın işçinin borçlarını ibra yoluyla sona erdirebilirler.

Değinilen maddenin 2. ve 3. fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri tazminat ve alacaklar dahil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün haklar yönünden uygulanır.

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 1.7.2012 tarihinden sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri için yasal koşulların varlığı aranmalıdır. Ancak 6098 Sayılı B.K.nun yürürlükte olmadığı dönemde imzalanan ibranamenin geçerliliği sorunu, Dairemizin konuyla ilgili ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. İbranamenin feshi izleyen bir aylık süre içinde düzenlenmesi ve ödemelerin banka kanalıyla yapılmamış oluşu 1.7.2012 tarihinden önce düzenlenen ibra sözleşmeleri için geçersizlik sonucu doğurmaz.

İşçi ve işveren arasında işverenin borçlarının sona erdirilmesine yönelik olarak Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlülüğü öncesinde yapılan ibra sözleşmeleri yönünden geçersizlik sorunu aşağıdaki ilkeler dahilinde değerlendirilmelidir:

a-) Dairemizin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde, iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkün olup, Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yöndedir (Yargıtay 9. HD. 15.10.2010 gün, 2008/41165 E, 2010/29240 K.).

b-) İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez (Yargıtay 9. HD. 5.11.2010 gün, 2008/37441 E, 2010/31943 K).

c-) İbranamenin geçerli olup olmadığı 1.7.2012 tarihine kadar yürürlükte olan 818 Sayılı B.K.nun irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri yönünden de değerlendirilmelidir. İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya 3. şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde, ibra iradesinden söz edilemez.

Öte yandan 818 Sayılı B.K.nun 21. maddesinde sözü edilen aşırı yararlanma (gabin) ölçütünün de ibra sözleşmelerinin geçerliliği noktasında değerlendirilmesi gerekir.

İbranamedeki irade fesadı hallerinin, 818 Sayılı B.K.nun 31. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerekir (Yargıtay 9. HD. 26.10.2010 gün, 2009/27121 E, 2010/30468 K). Ancak, işe girerken alınan matbu nitelikteki ibranameler bakımından iş ilişkisinin devam ettiği süre içinde bir yıllık süre işlemez.

d-) İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 9. HD. 4.11.2010 gün 2008/37372 E, 2010/31566 K).

e-) Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir (Yargıtay 9.HD 21.10.2010 gün 2008/40992 E, 2010/39123 K.). Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz (Yargıtay 9. HD. 24.6.2010 gün 2008/33748 E, 2010/20389 K.).

f-) Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır (Yargıtay 9. HD. 27.6.2008 gün 2007/23861 E, 2008/17735 K.). Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede, irade fesadı haller ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır (Yargıtay HGK. 21.10.2009 gün, 2009/396 E, 2009/441 K).

g-) Yine, işçinin ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir (Yargıtay 9. HD. 4.11.2010 gün 2008/40032 E, 2010/31666 K).

h-) İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir (Yargıtay 9. HD. 24.6.2010 gün, 2008/33507 E, 2010/20380 K). Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir.

İbraname savunması, hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir (Yargıtay HGK. 27.1.2010 gün 2009/9-586 E, 2010/31 K.; Yargıtay 9. HD. 13.7.2010 gün, 2008/33764 E, 2010/23201 K.).

Somut olayda davalı işverence dosyaya ibraname başlıklı belge sunulduğu halde mahkemenin gerekçesinde bu belge değerlendirilmemiştir.

İşverence ileri sürülen ibraname savunmasının mahkemece değerlendirilerek imzası ve içeriği bakımından davacı asilden diyecekleri sorulup, yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda dosyadaki diğer delillerle birlikte bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer hususların incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine 13.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız