Boşandıktan Sonra Aile Konutunun Tahliyesi

  • T.C. YARGITAY
  • 12. HUKUK DAİRESİ
  • E. 2006/7966
  • K. 2006/11221
  • T. 26.5.2006

• TAHLİYE ( Eşlerden Birisi Diğerine Bağlı Olarak Taşınmazda Oturduğundan Boşanma Gerçekleşse Dahi Eşlerin Birbirlerine Karşı 3. Kişi Olduğunun Kabul Edilemeyeceği )

• BOŞANAN EŞLERİN BİRBİRLERİNE KARŞI DURUMU ( Eşlerden Birisi Diğerine Bağlı Olarak Taşınmazda Oturduğundan Boşanma Gerçekleşse Dahi Eşlerin Birbirlerine Karşı 3. Kişi Olduğunun Kabul Edilemeyeceği – Tahliye )

• AİLE KONUTU İDDİASI ( Araştırılması ve Gerekirse Söz Konusu Konutun Aile Konutu Olduğununun İspatı İçin Dava Açma Yetkisi Verilmesi Gereği – Boşanan Eşin Tahliyesi İstemi )

2004/m. 276

4721/m. 194/1

ÖZET : Kural olarak, eşlerden birisi diğerine bağlı olarak taşınmazda oturduğundan, boşanma gerçekleşse dahi eşlerin birbirlerine karşı üçüncü kişi olduğu kabul edilemez.

Öte yandan, tahliyeye konu olan konutun “Aile Konutu” olduğu ileri sürüldüğü dikkate alınarak bu hususun araştırılması ve gerekirse söz konusu konutun aile konutu olduğunu ispatı için dava açma yetkisi verilmelidir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : İİK.’nun 276. maddesinde “Tahliyesi istenen yerde kiracıdan başka bir şahıs bulunur ve işgalde haklı olduğuna dair resmi bir vesika gösteremez ise derhal tahliye olunur… Borçlunun nesep ve sebepten usul ve füruu, karı ve kocası ikinci dereceye kadar kan ve sihri hısımları ve iş ortakları ne borçluya tebaan mecurda oturdukları anlaşılan diğer şahıslar bu madde hükmünün tatbikinde üçüncü şahıs sayılmazlar” hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere kural olarak, eşlerden birisi diğerine karşı ve ona tebaan taşınmazda oturduğundan boşanma gerçekleşse bile İİK.’nun 276/son madde hükmü gereğince üçüncü kişi konumunda değildir.

Ancak;

Kural bu olmasına karşın tahliyeye konu konutun “aile konutu” olarak kullanıldığı, şikayetçi eşin halen bu yerde çocukları ile birlikte oturmaya devam ettiği ileri sürüldüğüne göre. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Aile Konutu” başlıklı 194/1. maddesindeki “eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz” hükmü karşısında tahliyeye konu taşınmazın aile konutu olup olmadığının belirlenmesi gerekecektir. Öyleyse mahkeme öncelikle bu yerin “aile konutu olduğunun tespitine yönelik olarak açılmış bir davanın ve aile mahkemesince yapılmış bir belirlemenin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, sonucuna göre gerektiğinde şikayetçiye tahliyesi istenen taşınmazın aile konutu olduğunu ispata yönelik olarak, ( HGK 26.10.2005 tarih, E. 2005/12-676 K. 2005/600 ) dava açma yetkisi ve olanağı verilerek sonuca gidilmesi gerekir. Bu husus yöntemince araştırılmadan eksik inceleme ile tahliye isteminin iptali yolunda hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 26.05.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

(Kazancı İçtihat Bankasından Alınmıştır)

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız