Köşe Yazılarım

Almanya Yurtdışı Borçlanması İçin Gerekli Belgeler

almanya-bayragi_es4dBELGELER:

1- Almanya Rentenversicherung Sigortasından son 1 ay içinde alınmış sigortalılık dökümü.

2- Almanya’da ikamet etmeye başlanılan tarihten itibaren tüm ikametgah adreslerini gösterir belediyelerden alacağınız belge ve yeminli tercümesi. (Sadece kadınlar için)

3- Almanya’da kendiniz adına bir işletme sahibi iseniz; (kendinizin patronuysanız :) ) Betriebekartei – Auszug’dan kayıtlı olduğunuz dönemi gösterir belge.

4- Yurtdışı Borçlanma Talep dilekçesi (Bu dilekçenin doldurulmasında hataya düşülmesi halinde aylığınızın düşük bağlanacağını, daha fazla borçlanma yapmak durumunda kalacağınızı hatırlatmak isterim. İyisi mi bu dilekçeyi doldurmayı işin uzmanına bırakın. SGK elemanlarınca doldurulan bir dilekçenin en düşük maaş alacak şekilde doldurulduğuna bizzat şahit olmuşluğum var.)

5- Beyan Taahhüt Belgesi

6- Emniyet Müdürlüğü’nden alınacak yurda giriş çıkış tarihlerini gösterir döküm. (Ev kadınlığı borçlanması da yapmış olan kadınlar için tamamı, erkekler için TC’de SGK’lı çalışmalarının geçtiği yıla ait döküm.)

7- Nüfus cüzdanı yahut Mavi / Pembe Kart fotokopisi.

8- Pasaport ve varsa eski pasaportların seri numaralarının göründüğü sayfaya ait pasaport fotokopisi.

9- Vekaletname (işleminiz bir avukat tarafından yapılacaksa vekaletnamede “özel yetki”lerin bulunması gerektiğinden mutlaka avukatınızdan vekaletname örneği alarak Konsolosluk yahut Notere gidin.)

BİLGİLER:

1- TC vatandaşı olup olmadığınız, izinle TC vatandaşlığını kaybetme durumunuz, TC vatandaşı olmadığınız tarih aralığı, Yeniden TC Vatandaşlığına geçme durumunuza ait bilgiler.

2- SGK sicil numaranız. Türkiye’deki çalışmalarınıza ait hizmet dökümü veya işe giriş çıkış tarihleri bilgisi.

3- Mavi Kartlı iseniz en son Nüfusa Kayıtlı olduğunuz il bilgisi.

4- İkametgah adresiniz. Almanya’da ikamet etmenize rağmen Türkiye’de Mernis’e birincil adres olarak Türkiye adresini işletmişseniz bu adresin bilgisi.

5- Almanya’da çalışmaya devam edip etmediğiniz, emekli olup olmadığınız, emekli iseniz emekliliğin niteliği (yaştan, malulen v.s.) düşük gelirli işte çalışıp çalışmadığınız, ikamete dayalı yardım alıp almadığınız bilgisi.

6- Erkekler için Askerlik hizmetine ilişkin bilgi. (Hangi tarihte ve kaç aylık askerlik süresi bulunduğu.)

7- Hukuk büromuzla çalışmak isterseniz “ilknursezgintemel@gmail.com” adresinden vekalet bilgilerini ve vekaletnamede olması gereken özel yetkilere ait bilgileri isteyebilirsiniz.

Sağlıklı ve huzurlu bir emeklilik hayatı dileğimle.

Av. İlknur SEZGİN TEMEL

Ankara: 21.08.2015

Torba Kanun Mavi Kartlılara Ne Getirdi?

Bu Linkteki yazımda Torba Kanunun Yurtdışı Borçlanmalara ilişkin hükümlerini paylaşmış, nasıl uygulanacağının bilinmediğinden ve bir kısım sakıncalardan bahsetmiştim.

Mavi Kartlıların (İzinle Türk Vatandaşlığını Kaybedenlerin) 6552 Sayılı Torba Yasa çerçevesinde borçlanmasının ne şekilde uygulanacağı netlik kazanmaya başladı.

Torba yasa çıkmadan önce borçlanma talebinde bulunmuş olan gurbetçilerimiz borçlanma başvuru tarihlerinde yürürlükte bulunan günlük borçlanma prim miktarı üzerinden borçlanabiliyorlardı.

  • Başvurularını 01 Temmuz 2014 tarihinden sonra yapmışlarsa Torba Yasadan yararlanmakla herhangi bir kayıpları bulunmamaktadır.
  • Ancak ilk borçlanma başvurusunu Temmuz 2014 tarihinden önce yapmışlar ve Torba yasadan yararlanmak istiyorlarsa torba yasanın getirisi ile götürüsünü avukatlarıyla beraber değerlendirerek bir sonuca ulaşmalarında fayda var.

SGK’dan, uygulamaya ilişkin edindiğim son bilgilere göre 6552 Sayılı yasa, borçlanmasını 01.07.2014 tarihinden önce yapmış olanların aleyhine bir düzenlemedir.

Mavi kart davasını açmış olanların ise Torba yasadan yararlanmak üzere davalarından feragat etmeleri daha fazla zararlarına olacak niteliktedir.

Örn: 2013 yılının ilk yarısında 5400 gün borçlanmış olan ve davasını açmış olan kişi, davasından feragat ederek torba yasadan yararlanmak üzere Kuruma başvurduğu taktirde 8.942.- TL (3.149.- EUR) daha fazla borçlanma bedeli ödemek durumunda kalacaktır.

Bu sebeple Avukatınızla değerlendirme yapmadan Torba Yasadan yararlanma kararı vermemeniz menfaatinize olacaktır.

20.09.2014
Av. İlknur SEZGİN TEMEL

Sosyal Güvenlik Kurumunun Tespit Ettiğim Sorunları ve Çözüm Önerilerim

AV. İLKNUR SEZGİN TEMEL
Strazburg cd. No: 9 / 15 Sıhhiye / Çankaya / Ankara
TEL / FAX: 0 312 229 95 57  WEB: http://ilknurtemel.av.tr

———————————————————————————————————-

T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI’NA
Mithatpaşa cd. No: 7 ANKARA

24.04.2014

KONU       : Personel yetersizliği ve uygulama sorunlarının giderilmesi talebi

TALEPÇİ : AV. İLKNUR SEZGİN TEMEL (adres başlıkta)

Takip ettiğim iş ve davalar sebebiyle müvekkillerim adına Kurumunuzla sık sık yazışmalar, başvurular yapmaktayım. Özellikle Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezi’nde Yurtdışı Borçlanma başvurularının değerlendirilmesi konusunda ciddi sıkıntılar yaşamaktayım. Kendimce bu sıkıntıların sebeplerinin aşağıdakiler olabileceği düşüncesindeyim.

1- Personel Eksikliği; Genel Müdürlüğünüzün Ankara’da olması sebebiyle ve Ankara’da sadece Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezi’nin Yurtdışı Borçlanma İşlemlerini değerlendirmesi sebebiyle başvurulara yanıt alabilmek aylar sürmektedir (1 yılını tamamlamak üzere olan dosyalarım da mevcuttur). Zamanında cevap verilebilmiş olsaydı borçlanma miktarını ödeyip aylar önce emekli aylığı bağlanması gereken kişilerin maddi kayıplarının Sosyal Devlet İlkesi gereğince değerlendirilmesi gerektiği kanısındayım.

ÖNERİM: Özellikle İdari Yargılama Usulü Kanunu gereği İdare’nin cevap süresinin 60 gün olduğu, 60 gün sonunda yanıt verilmemesi halinde talebin reddedilmiş sayılması sebebiyle başvuru sahibinin dava açma süresinin başladığı göz ardı edilmeksizin, bununla birlikte Türk Ceza Kanunu’nun 257 / 2 maddesinde tanımlanan Görevi İhmal Suçunun da unsurları oluşmakla Kurumunuzun hiç değilse azami 60 günlük süre içinde yasalara uygun olarak cevap verebilecek düzeyde eğitimli personel istihdam etmesi gerekmektedir.

Ayrıca Ankara İli için Sıhhiye SGM dışında bu işlere bakabilecek en az bir Sosyal Güvenlik Merkezi’nin daha kurulması veya görevlendirilerek faaliyete geçirilmesinin bu sorunun hallinde yardımcı olacağı kanısındayım.

2- Sicil Dosyaları Arşivinin Merkeze Uzaklığı; Özellikle aynı dosya üzerinde birkaç kez yazışma yapmamız gerektiğinde / eksik evrak ibrazı gerektiğinde v.b. salt çalışanların azlığı değil, dosyaların arşivden talep edilmesi süreci, oradan çıkarılarak Merkeze gelmesi, Merkezde yeniden sıraya girmesi, ve sırası gelen dosyanın işleme alınması aylar sürmektedir. Bu durumun neden olduğu zaman ve hak kayıplarının da Sosyal Devlet İlkesi gereğince değerlendirilmesi gerekmektedir.

ÖNERİM: Sıhhiye SGM’nin arşivinin Merkeze daha yakın bir yere taşınması, kısa vadede bunun mümkün olmaması halinde evrak eksikliği bulunduğu vatandaş yahut avukata bildirilmiş olan dosyaların Arşiv’e gönderilerek en az 3 aylık zaman kaybı ve gecikmeye yol açmak yerine, Sıhhiye SGM’ye yakın geçici bir arşiv oluşturularak orada tutulması ve eksik evraklar tamamlandığında –yeni bir başvuru gibi ilgili dosyayı sıraya sokmak yerine- eksikliklerin tamamlanması için geçici arşivde bekletilen dosyalara işlem sırasında öncelik tanınması. Böyle bir uygulama, bir dosyanın en az 3 ay önce sonuçlanmasına, vatandaşların haklarına daha çabuk kavuşmasına neden olacağı gibi Sosyal Güvenliğe inancı da pekiştirecektir.

3- İç Yazışma ve Talimatlarınızın Aleni Olmayışı: Bu hususu bir hukukçu olarak değerlendirdiğimde oldukça üzücü sonuçlar çıkardığımı söylemem mümkün. Zira biz hukukçular Uluslararası Anlaşmalar, Anayasa, Kanunlar, Yönetmeliklerle bağlıyız, bu mevzuat çerçevesinde değerlendirme ve yorum yapmak üzere eğitim aldık. Ancak Kurumunuzun kendi iç yazışmaları / özelgeler / yayımlanmamış genelgeler / talimatlar / e-posta yollu yazışmalar v.b. mevzuatları bilebilme imkanımız olmadığından müvekkillerimizi hak kaybına uğratıcı nitelikte işlem yapmaktan nasıl sakınabileceğimizi bazen kestirememekteyiz. Herhangi bir başvurumuzda hangi kurum içi talimatı uygulayacağınızı, hangi iç yazışmaya göre karar ve cevap vereceğinizi başlangıçta kestirememek Anayasada tanımlanan Hukuk Devleti İlkesini de zedeleyici niteliktedir.

ÖNERİM: Kurumunuzun Taşra Teşkilatına gönderdiği, uygulamaya yönelik talimatların, yazıların aleniyete kavuşması. Vatandaşların da hukukçuların da yaptıkları başvuruların neye göre değerlendirileceğini daha başlangıçta bilebilecek durumda olması Kurum içi uygulamanızın da yeknesak hale gelmesini, vatandaşın yanlış işlemin bilincinde olarak düzelttirebilmesini, kurumunuz çalışanlarının keyfilikten uzak hareket etmesini (dolayısıyla olası davalarla kurum zararının önüne geçilmesini) ve sayısız faydayı da nispeten sağlama yolunda atılmış bir adım olabilecektir.

Bununla birlikte bazı ikincil mevzuatınızın birincil mevzuata aykırılıklar taşıdığı da herkesin malumudur. Genelgelerinizin Yönetmeliklere, Yönetmeliklerinizin Kanunlara, Kanunların Anayasa ve Uluslararası Sözleşmelere uygun hale getirilmesi çalışmalarının da yapılması gerektiği düşüncesindeyim.

4- Farklı İl Müdürlüğü ve Merkezlerin Farklı İşlem Yapması: Bir hukukçu ve vatandaş olarak her başvurumuzda kestirilebilir sonuçlar almayı ummaktayız. Tıpkı takip ettiğimiz davalardaki gibi bir olayın sonucunda ne tür bir karar verilebileceğini genel olarak kestirebildiğimiz halde ne yazık ki Kurumunuzun farklı il müdürlükleri ve merkezlerindeki uygulamaların tamamen personelin inisiyatifine kaldığını üzülerek müşahede etmekteyiz. Örn: Yurtdışı Borçlanmalarda karşılaştığımız bir soruna karşı kurumunuzun bir İl Müdürlüğü’ne yaptığımız itiraz değerlendirilerek düzeltme yoluna gidilirken, bir başka İl Müdürlüğü’nde düzeltme yoluna gidilmeyeceği, borçlanmanın tamamen iptali yoluna gidilmesi gerektiği yönlü cevaplar alabilmekteyiz. Aynı durumda olanlara, aynı mevzuatın uygulanması Anayasanın eşitlik ilkesi gereğidir. Kurumunuzun faklı müdürlüklerinin yaptığı bu tür işlemler Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.

ÖNERİM: Benzer işlerle uğraşan personel işlemlerinde yeknesaklığı sağlamak amacıyla Eğiticilerin Eğitimi ve Kurum içi eğitim. Bu eğitimlerde Hukuk Müşavirliğinizin her yıl tarafınıza bildirdiği, en çok sorun yaşanan ve kurumunuzun en çok / sıklıkla kaybettiği davalardaki durumların da değerlendirilmesi ve Anayasa’nın Sosyal Devlet İlkesi ile Kanun Önünde Eşitlik İlkelerinin hayata geçirilmesi.

Tespit ettiğim sorun ve sorunları çözmeye yönelik önerilerimi saygılarımla sunarım.

AV. İLKNUR SEZGİN TEMEL
Ankara Barosu
(ÇSGB Resmi Arabulucusu)

BİLGİ İÇİN :
1- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
2- Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğü

Sıhhiye SGM’yi Şikayetim Üzerine Alınan Netice

Bundan birkaç ay önce, Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezinde yeni bir uygulamaya geçilmiş avukatların müvekkilleri adına başvurularında Vekaletname aslı yahut noter onaylı sureti istenir hale gelmişti. Özellikle aynı dosyaya girmek üzere, aynı müvekkille ilgili defalarca yazışma yapmamız gerektiğinde “dosyasında örneği var” dememize rağmen her yazı için noterde yüklü harçlar ödemek maddi külfet getirdiği gibi, SGK’nın bu uygulaması tamamen Avukatlık Kanunu’na aykırıydı.

Sıhhiye SGM’nin benim Avukatlık Kanunu’na göre onayladığım evrakımı almamak için gösterdiği çabayla başa çıkamadığımdan, Merkezin üst düzey yetkilisine ulaşma imkanım da kendisi şehir dışında olması sebebiyle mümkün olamadığından Ankara Barosu ve Türkiye Barolar Birliği’ne verdiğim şikayet dilekçesiyle netice alma yolunu seçtim.

Tarafıma aylar önce Ankara Barosu’nun Sosyal Güvenlik Kurumu’na yaptığı başvuru evrakları gönderilmişti. Şimdi ise resmi neticesi Baromun web sitesinde açıklandı.

Avukatların ve vatandaşların vekaletname ibrazıyla ilgili oldukça geniş kapsamlı bir çalışma yapmış Sosyal Güvenlik Kurumunun Hukuk Müşavirliği. Ben de sizlerle paylaşmak istedim. İlgili Yazıya Buradan Ulaşabilirsiniz.

 

Yurtdışı Borçlanmaya dair…

1- Türkiye’de 5510 S.Y.’nın 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında (kısaca SSK’lı) çalışmanız yoksa borçlanmanızın SSK’ya sayılması İMKANI, DAVA YOLUYLA DAHİ MEVCUT DEĞİLDİR.

2- Yurtdışındaki çalışmalarınıza ait primlerinizi iade almışsanız yurtdışı işe giriş tarihinizin TÜRKİYE SİGORTALILIK BAŞLANGIÇ TARİHİ OLARAK SAYILMASI İMKANI, DAVA YOLUYLA DAHİ MEVCUT DEĞİLDİR.

3- Yurtdışındaki çocuk yetiştirme süresi, gebelik / annelik koruması sürelerini BORÇLANABİLİRSİNİZ ancak bu sürelerin başlangıç tarihini TÜRKİYE SİGORTALILIK BAŞLANGIÇ TARİHİ OLARAK DAVA YOLUYLA DAHİ TESPİT ETTİREMEZSİNİZ.

4- Mavi / Pempe kartlıysanız dahi BORÇLANMA TALEBİNDE BULUNABİLİRSİNİZ, kurum talebinizi reddettiğinde DAVA YOLUYLA BORÇLANABİLİRSİNİZ.

5- Türkiye’de işçi statüsünde çalışmak istiyorsanız mutlaka bulunduğunuz ülkeden hiçbir aylık, sosyal yardım almamanız, burada çalıştığınız süre boyunca yurtdışında çalışmamanız, üzerinize kayıtlı işyeri bulunmaması gerekmektedir.

6- Bağ-kur’a kısmi borçlandıktan sonra, SSK’lı işe girip yeniden SSK’dan borçlanma talebinde bulunmak ALEYHİNİZE SONUÇLAR DOĞURABİLİR. Bağ-kur’a kısmi borçlanma yapmadan önce mutlaka bir uzmanla görüşünüz.

Saygılarımla

Bu makalenin tüm hakları yazarı Av. İlknur SEZGİN TEMEL’e ait olup makale, yazarı tarafından http://ilknurtemel.av.tr/yurtdisi-borclanmaya-dair/ adresinde yayınlanmıştır

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Prim iadesinde Yurtdışı Borçlanma

Primlerin İadesi Halinde:

* Borçlanabilme açısından:

Yurtdışında çalışılan sürelerde ödenmiş olan primler yurda dönüş esnasında iade alınmışsa bu durumda yurtdışı borçlanma yapabilmek erkek ve kadınlar açısından farklılık göstermektedir.

Erkekler sadece çalışma süreleri ile bir kısım işsizlik süresini borçlanabildiklerinden, yurtdışındaki primlerini iade almış olmaları halinde, yurtdışında herhangi bir sigortalı çalışmaları da kalmayacağından çalışma sürelerini borçlanma imkanları da ortadan kalkmaktadır.

Kadınlar çalışma süreleriyle birlikte ev kadını, çocuk yetiştirme süreleri gibi borçlanma yapma hakkına da sahip olduklarından çalıştıkları sürelere ait primleri iade almışlarsa çalışma sürelerini değil, 18 yaşından sonra -Türk vatandaşı olarak geçen- diğer tüm sürelerini borçlanabilmektedirler.

* Sigortalılık başlangıç tarihinin Türkiye Sigortasına giriş tarihi olarak sayılması açısından:

Yargıtay ev kadınlarının çocuk yetiştirme sürelerini her ne kadar kişi o dönemde sigortalı olsa da sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul etmemekte, sadece fiilen işe ilk giriş tarihinin Türkiye’deki sigorta başlangıç tarihi olarak sayılabileceğine hükmetmektedir.

Bu sebeple, prim iadesi almış kadınların yurtdışındaki ev kadınlığı başlangıç tarihleri, çocuk yardımlarının başladığı tarihler gibi fiili çalışma olmaksızın faydalandıkları sigortalılık başlangıç tarihleri Türkiye sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmemektedir.

Bu makalenin tüm hakları yazarı Av. İlknur SEZGİN TEMEL’e ait olup makale, yazarı tarafından http://ilknurtemel.av.tr/prim-iadesinde-yurtdisi-borclanma/adresinde yayınlanmıştır

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Maketten konut alanların mağduriyetinin giderilmesi için yasal düzenleme önerileri

Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca bir yasa hazırlanmakta. Maketten ev alımlarında vatandaşın mağduriyetini önlemeye yönelik bir yasa.

Yasa çıkıncaya dek mağdur edilmiş olanlar için “geçmiş olsun” yahut “bir bardak soğuk su iç” demek durumunda kalmamak için yasayla mevcut mağduriyetlerin de giderilmesi gerekmekte.

Yasayla müteahhitlere teslim etmedikleri konutlar sebebiyle bir takım para cezaları, yahut tazminat niteliğinde mükellefiyetler getirilmekte.

Bu durumu mağdurlar açısından oldukça sakıncalı görüyorum. Şöyle ki;

Genel olarak adi nitelikte (noterden onaylanmaksızın) yapılan Gayrımenkul Satış Sözleşmeleriyle peşin yahut senet imzalamak suretiyle vadeli olarak daire satın alan kişilerin mağduriyet noktası, müteahhidin kendilerinden topladığı paralarla (sermaye ile) inşaatı yürütememesi neticesinde inşaatların yarım kalmasından kaynaklıdır.

Haberlerde de şahit olduğumuz üzere en sağlam olduğunu düşündüğümüz, güven telkin eden İnşaat Şirketleri dahi iflaslarını istemiş, istemeyenlerden büyük bir kısmı ticareti terk etmiş, kaçmış, batmış durumdalar.

Söz konusu yüklenicilerin yarım bıraktıkları inşaatlar sebebiyle devlete yüklü cezalar / tazminatlar ödeyecek olmaları, aynı müteahhide paralarını kaptırmış olan vatandaşların alacaklarını tahsil etme noktasında ikinci kez mağdur edilmesi anlamına gelecektir.

Ödeme gücü olmadığından inşaatı tamamlamaktan acz içine düşmüş yükleniciye karşı devletin keseceği cezalar Amme Alacağı niteliğinde olacağından mağdurların alacaklarından daha öncelikli bir sıraya yerleşebilecektir ve esasında mağdurlar bu cezalar sebebiyle iyice batık hale gelmiş müteahhitten alacaklarını tahsil edemeyeceklerdir.

Önerilerim;

1- Müteahhitlere getirilecek cezaların / tazminatların mağdurlar lehine kullanılması konusunda da yasal düzenleme yapılması yönündedir. Bir yandan yüklenicilerden yasa gereği toplanacak paranın bütçeye irat kaydedilmeksizin bir havuza aktarılması, öte yandan ise ödemelerini, inşaatın durumunu, mağduriyetini belgelendirenlere havuzdaki paranın -hiç değilse garameten- paylaştırılması sosyal devlet olmanın da gereği olarak yapılmalıdır.

Yoksa zaten 5 lirası olan bir yükleniciden o 5 lirayı devletin ceza olarak alması, 5 lira alacağı olan mağdurun alacağına kavuşmasını engelleyici, dava yahut icra yoluyla dahi parasını tahsil edememe noktasında 2. bir mağduriyeti yaşatıcı nitelikte olacaktır.

2- Yüklenici ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmış olan arsa sahibi yüklenicinin edimlerini yerine getirememesi halinde / sözleşmeye aykırılık durumunda sözleşmenin geriye yahut ileriye dönük olarak feshini isteyebilmektedir. Bu durumda müteahhitten daire satın almış olan kişiler arsa sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşmeye taraf olmadıklarından davada asli müdahil olamamakta, yükleniciye karşı ayrı bir dava açmak durumunda kalmaktadırlar.

Borçlar Kanunu ve Tüketiciyi Koruma Kanunu’nda getirilecek yeni düzenlemelerle, -gerek Noterde gerekse dava yoluyla- arsa sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşmenin geçmişe dönük olarak feshi halinde yüklenicinin arsa üzerine yaptığı imalat bedelinin kendisinden harici sözleşme ile daire satın alan kişilere -başka bir davaya gerek kalmaksızın- yükleniciye yaptıkları ödemeler nispetinde temliki gerektiği yönlü bir düzenleme getirmenin usul ekonomisi açısından da, yüklenicinin muvazaalı temlikler yapmasının önüne geçmesi açısından da faydalı ve gerekli olduğu kanısındayım. Böyle bir yasal düzenleme ile sözleşme fesholup arsa sahipleri yeni bir yüklenici ile inşaat tamamlama yahut kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıkları taktirde ilk yüklenicinin hak ve alacaklarını temlik almış 3. kişiler de (daire satın alan kişiler) yeni sözleşme uyarınca hak sahibi olabilecekler ve mağduriyetleri büyük ölçüde giderilmiş olacaktır.

Saygılarımla

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız