İş ve Sosyal Güvenlik

Almanya Yurtdışı Borçlanması İçin Gerekli Belgeler

almanya-bayragi_es4dBELGELER:

1- Almanya Rentenversicherung Sigortasından son 1 ay içinde alınmış sigortalılık dökümü.

2- Almanya’da ikamet etmeye başlanılan tarihten itibaren tüm ikametgah adreslerini gösterir belediyelerden alacağınız belge ve yeminli tercümesi. (Sadece kadınlar için)

3- Almanya’da kendiniz adına bir işletme sahibi iseniz; (kendinizin patronuysanız :) ) Betriebekartei – Auszug’dan kayıtlı olduğunuz dönemi gösterir belge.

4- Yurtdışı Borçlanma Talep dilekçesi (Bu dilekçenin doldurulmasında hataya düşülmesi halinde aylığınızın düşük bağlanacağını, daha fazla borçlanma yapmak durumunda kalacağınızı hatırlatmak isterim. İyisi mi bu dilekçeyi doldurmayı işin uzmanına bırakın. SGK elemanlarınca doldurulan bir dilekçenin en düşük maaş alacak şekilde doldurulduğuna bizzat şahit olmuşluğum var.)

5- Beyan Taahhüt Belgesi

6- Emniyet Müdürlüğü’nden alınacak yurda giriş çıkış tarihlerini gösterir döküm. (Ev kadınlığı borçlanması da yapmış olan kadınlar için tamamı, erkekler için TC’de SGK’lı çalışmalarının geçtiği yıla ait döküm.)

7- Nüfus cüzdanı yahut Mavi / Pembe Kart fotokopisi.

8- Pasaport ve varsa eski pasaportların seri numaralarının göründüğü sayfaya ait pasaport fotokopisi.

9- Vekaletname (işleminiz bir avukat tarafından yapılacaksa vekaletnamede “özel yetki”lerin bulunması gerektiğinden mutlaka avukatınızdan vekaletname örneği alarak Konsolosluk yahut Notere gidin.)

BİLGİLER:

1- TC vatandaşı olup olmadığınız, izinle TC vatandaşlığını kaybetme durumunuz, TC vatandaşı olmadığınız tarih aralığı, Yeniden TC Vatandaşlığına geçme durumunuza ait bilgiler.

2- SGK sicil numaranız. Türkiye’deki çalışmalarınıza ait hizmet dökümü veya işe giriş çıkış tarihleri bilgisi.

3- Mavi Kartlı iseniz en son Nüfusa Kayıtlı olduğunuz il bilgisi.

4- İkametgah adresiniz. Almanya’da ikamet etmenize rağmen Türkiye’de Mernis’e birincil adres olarak Türkiye adresini işletmişseniz bu adresin bilgisi.

5- Almanya’da çalışmaya devam edip etmediğiniz, emekli olup olmadığınız, emekli iseniz emekliliğin niteliği (yaştan, malulen v.s.) düşük gelirli işte çalışıp çalışmadığınız, ikamete dayalı yardım alıp almadığınız bilgisi.

6- Erkekler için Askerlik hizmetine ilişkin bilgi. (Hangi tarihte ve kaç aylık askerlik süresi bulunduğu.)

7- Hukuk büromuzla çalışmak isterseniz “ilknursezgintemel@gmail.com” adresinden vekalet bilgilerini ve vekaletnamede olması gereken özel yetkilere ait bilgileri isteyebilirsiniz.

Sağlıklı ve huzurlu bir emeklilik hayatı dileğimle.

Av. İlknur SEZGİN TEMEL

Ankara: 21.08.2015

2000 yılı öncesi Bağ-Kur’luluğun tespiti

  • T.C. YARGITAY
  • 10.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2013/16724
  • Karar: 2014/16486
  • Karar Tarihi: 03.07.2014

ZORUNLU SİGORTALI OLDUĞUNUN TESPİTİ – DAVACININ KENDİ NAM VE HESABINA BAĞIMSIZ ÇALIŞMASININ BULUNUP BULUNMADIĞI ARAŞTIRILARAK SİGORTALI OLDUĞUNUN TESPİTİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Mahkemece, davacının, vergi ve odaya kayıtlı olduğu uyuşmazlık konusu dönemde, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunup bulunmadığı araştırılarak, faaliyetinin bulunduğu anlaşılan dönemde sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, tescil tarihi gözetildiğinde, 04.10.2000 öncesi dönemde sigortalı sayılamayacağı gerekçesi ile karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

(506 S. K. m. 79)

Dava ve Karar: Davacı, vergiye kayıtlı olduğu 05.08.1986 – 15.11.1986 tarihleri arası, 03.11.1995 tarihinden başlayarak Kurum’a tescil edildiği 04.10.2000 tarihine kadar olan dönemlerde 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın Eser tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Sosyal güvenlik hakkı, temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile Anayasalarda güvence altına alınmıştır. Ülkemizin ekonomik, sosyal ve kültürel değişimi sosyal güvenlik haklarına olumlu yansımakla birlikte, kimi zaman bu hakları sınırlayıcı düzenlemelere gidildiği de görülmektedir.

Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Kanun, zorunlu sigortalılık şemsiyesi altına alınan “esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlara” Kanunda yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını taşımakta olup, 26. madde ile sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağını, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğunu, aksi durumda Kurum tarafından resen tescil işleminin yapılacağı hükme bağlanmıştır.

619 sayılı KHK’nin Geçici 1. maddesine göre “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Ancak, 1479 sayılı Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20.4.1982 tarihinden bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” denilmekte olup, 4.10.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 8.8.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü kararı uyarınca 619 sayılı KHK tüm hükümleriyle iptal edilmiştir.

4956 sayılı Kanunun 47. maddesiyle, Bağ-Kur Kanununa eklenen Geçici 18. maddesine göre; “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 4.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.”

Tüm bu düzenlemelerde ortak nokta, tescilin belirtilen tarihlerden sonra yapılmasına karşın, Kanunda tanınan süreler içinde borçlanma hakkının kullanılabilecek olmasıdır. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi’nce iptaline karar verilmiş olan 619 sayılı KHK, borçlanma hakkı için bir süre de öngörmemiştir.

Anılan hükümle belirtilen şartları yerine getiren kişiler maddede belirtilen sürelere ilişkin prim tutarlarını ödeyerek o döneme ilişkin süreleri sigortalı saydırabileceklerdir. Anılan düzenleme ile borçlanma hakkı, 4.10.2000 tarihinden sonra zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kur’a tescil edilmiş olanlardan, daha önce vergi kaydı bulunanlara tanınmıştır.

Kanunda, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlaması için öngörülen tarihlerden itibaren, borçlanma hakkı belirtilen bu süreler dahilinde kullanılmalıdır. Bu süreler içinde borçlanma hakkının kullanılmaması halinde ise, sonrasında Bağ-Kur sigortalılığının tespitine olanak bulunmamaktadır. Bilindiği gibi, 1479 sayılı Kanunda 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun hizmet tespitine ilişkin 79/10. maddesine koşut bir düzenleme bulunmamaktadır.

Davaya konu olayda, 1479 sayılı Kanun kapsamında, 24.08.2001 tarihli işlemle 04.10.2000 tarihinden itibaren sigortalı olarak tescil edilen davacının, uyuşmazlık konusu dönemlerin tamamında vergiye, 10.11.1995 tarihinden itibaren de oda ve sicile kayıtlı olduğu görülmüştür. Davacının, Kuruma tescil edildiği tarihte, 619 sayılı KHK’nin Geçici 1. maddesi Anayasa Mahkemesinin 8.8.2001 tarihinde yürürlüğe giren kararı ile iptal edilmiştir. Benzer bir düzenlemeyi öngören 4956 sayılı Kanun ile değişik 1479 sayılı Kanunun Geçici 18. madde hükmü ise Kanunun yayım tarihi olan 2.8.2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmakta olup; buna göre uyuşmazlığın, 1479 sayılı Kanunun 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren ve 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişen hükümleri gözetilerek çözümlenmesi gerekir.

3165 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanunda yapılan değişiklikte; “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlar” dan, gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.

Mahkemece, davacının, vergi ve odaya kayıtlı olduğu uyuşmazlık konusu dönemde, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunup-bulunmadığı araştırılarak, faaliyetinin bulunduğu anlaşılan dönemde sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, tescil tarihi gözetildiğinde, 04.10.2000 öncesi dönemde sigortalı sayılamayacağı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 03.07.2014 gününde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

Yurtdışı işe giriş tarihinin Türkiye sigorta başlangıç tarihi

  • T.C. YARGITAY
  • 21.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2014/4107
  • Karar: 2014/6640
  • Karar Tarihi: 03.04.2014

TESPİT DAVASI – SOMUT OLAYDA DAVACININ ON SEKİZ YAŞINI İKMAL ETTİKTEN SONRA YURT DIŞINDA FİİLİ ÇALIŞMASININ BULUNDUĞU – PRİM ÖDEMESİ BULUNMADIĞI GEREKÇESİYLE İSTEMİN REDDİNE KARAR VERİLMESİNİN İSABETSİZLİĞİ

ÖZET: Somut olayda, 12.08.1964 doğumlu davacının 18 yaşını ikmal ettikten sonra yurt dışında fiili çalışmasının bulunduğu “12.08.1982” tarihinin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilmesi gerekirken 3201 sayılı Yasa kapsamında prim ödemesi bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. Okumaya devam et

Yurtdışı Borçlanmalarda sonradan SSK’lı işe girmek

  • T.C. YARGITAY
  • 10.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2013/8333
  • Karar: 2013/19685
  • Karar Tarihi: 31.10.2013

TESPİT DAVASI – ÇALIŞMA BAŞLANGICI TARİHİ AYNI SİGORTALILIK STATÜSÜNDE BİR BORÇLANMA İRADESİ OLARAK KABUL EDİLMESİ VE BU ÇERÇEVEDE YENİDEN YAPILACAK DEĞERLENDİRME SONUCUNA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Somut olayda, borçlanma bedelinin ödenmesinden önce, … günlü borçlanma bedelinin tebliğinden itibaren yasal üç aylık ödeme süresi içerisinde, … tarihinden itibaren Yasanın maddesinde öngörülen sigortalılık niteliğinde çalışmağa başlayan davacının, söz konusu sigortalı çalışmaların gerçek ve fiili olmadığı yönünde bir kurum iddiasının bulunmadığı da dikkate alınarak, anılan madde kapsamındaki çalışma başlangıcı tarihi, aynı sigortalılık statüsünde bir borçlanma iradesi olarak kabul edilmeli ve bu çerçevede yeniden yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir. Okumaya devam et

Sosyal Güvenlik Kurumunun Tespit Ettiğim Sorunları ve Çözüm Önerilerim

AV. İLKNUR SEZGİN TEMEL
Strazburg cd. No: 9 / 15 Sıhhiye / Çankaya / Ankara
TEL / FAX: 0 312 229 95 57  WEB: http://ilknurtemel.av.tr

———————————————————————————————————-

T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI’NA
Mithatpaşa cd. No: 7 ANKARA

24.04.2014

KONU       : Personel yetersizliği ve uygulama sorunlarının giderilmesi talebi

TALEPÇİ : AV. İLKNUR SEZGİN TEMEL (adres başlıkta)

Takip ettiğim iş ve davalar sebebiyle müvekkillerim adına Kurumunuzla sık sık yazışmalar, başvurular yapmaktayım. Özellikle Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezi’nde Yurtdışı Borçlanma başvurularının değerlendirilmesi konusunda ciddi sıkıntılar yaşamaktayım. Kendimce bu sıkıntıların sebeplerinin aşağıdakiler olabileceği düşüncesindeyim.

1- Personel Eksikliği; Genel Müdürlüğünüzün Ankara’da olması sebebiyle ve Ankara’da sadece Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezi’nin Yurtdışı Borçlanma İşlemlerini değerlendirmesi sebebiyle başvurulara yanıt alabilmek aylar sürmektedir (1 yılını tamamlamak üzere olan dosyalarım da mevcuttur). Zamanında cevap verilebilmiş olsaydı borçlanma miktarını ödeyip aylar önce emekli aylığı bağlanması gereken kişilerin maddi kayıplarının Sosyal Devlet İlkesi gereğince değerlendirilmesi gerektiği kanısındayım.

ÖNERİM: Özellikle İdari Yargılama Usulü Kanunu gereği İdare’nin cevap süresinin 60 gün olduğu, 60 gün sonunda yanıt verilmemesi halinde talebin reddedilmiş sayılması sebebiyle başvuru sahibinin dava açma süresinin başladığı göz ardı edilmeksizin, bununla birlikte Türk Ceza Kanunu’nun 257 / 2 maddesinde tanımlanan Görevi İhmal Suçunun da unsurları oluşmakla Kurumunuzun hiç değilse azami 60 günlük süre içinde yasalara uygun olarak cevap verebilecek düzeyde eğitimli personel istihdam etmesi gerekmektedir.

Ayrıca Ankara İli için Sıhhiye SGM dışında bu işlere bakabilecek en az bir Sosyal Güvenlik Merkezi’nin daha kurulması veya görevlendirilerek faaliyete geçirilmesinin bu sorunun hallinde yardımcı olacağı kanısındayım.

2- Sicil Dosyaları Arşivinin Merkeze Uzaklığı; Özellikle aynı dosya üzerinde birkaç kez yazışma yapmamız gerektiğinde / eksik evrak ibrazı gerektiğinde v.b. salt çalışanların azlığı değil, dosyaların arşivden talep edilmesi süreci, oradan çıkarılarak Merkeze gelmesi, Merkezde yeniden sıraya girmesi, ve sırası gelen dosyanın işleme alınması aylar sürmektedir. Bu durumun neden olduğu zaman ve hak kayıplarının da Sosyal Devlet İlkesi gereğince değerlendirilmesi gerekmektedir.

ÖNERİM: Sıhhiye SGM’nin arşivinin Merkeze daha yakın bir yere taşınması, kısa vadede bunun mümkün olmaması halinde evrak eksikliği bulunduğu vatandaş yahut avukata bildirilmiş olan dosyaların Arşiv’e gönderilerek en az 3 aylık zaman kaybı ve gecikmeye yol açmak yerine, Sıhhiye SGM’ye yakın geçici bir arşiv oluşturularak orada tutulması ve eksik evraklar tamamlandığında –yeni bir başvuru gibi ilgili dosyayı sıraya sokmak yerine- eksikliklerin tamamlanması için geçici arşivde bekletilen dosyalara işlem sırasında öncelik tanınması. Böyle bir uygulama, bir dosyanın en az 3 ay önce sonuçlanmasına, vatandaşların haklarına daha çabuk kavuşmasına neden olacağı gibi Sosyal Güvenliğe inancı da pekiştirecektir.

3- İç Yazışma ve Talimatlarınızın Aleni Olmayışı: Bu hususu bir hukukçu olarak değerlendirdiğimde oldukça üzücü sonuçlar çıkardığımı söylemem mümkün. Zira biz hukukçular Uluslararası Anlaşmalar, Anayasa, Kanunlar, Yönetmeliklerle bağlıyız, bu mevzuat çerçevesinde değerlendirme ve yorum yapmak üzere eğitim aldık. Ancak Kurumunuzun kendi iç yazışmaları / özelgeler / yayımlanmamış genelgeler / talimatlar / e-posta yollu yazışmalar v.b. mevzuatları bilebilme imkanımız olmadığından müvekkillerimizi hak kaybına uğratıcı nitelikte işlem yapmaktan nasıl sakınabileceğimizi bazen kestirememekteyiz. Herhangi bir başvurumuzda hangi kurum içi talimatı uygulayacağınızı, hangi iç yazışmaya göre karar ve cevap vereceğinizi başlangıçta kestirememek Anayasada tanımlanan Hukuk Devleti İlkesini de zedeleyici niteliktedir.

ÖNERİM: Kurumunuzun Taşra Teşkilatına gönderdiği, uygulamaya yönelik talimatların, yazıların aleniyete kavuşması. Vatandaşların da hukukçuların da yaptıkları başvuruların neye göre değerlendirileceğini daha başlangıçta bilebilecek durumda olması Kurum içi uygulamanızın da yeknesak hale gelmesini, vatandaşın yanlış işlemin bilincinde olarak düzelttirebilmesini, kurumunuz çalışanlarının keyfilikten uzak hareket etmesini (dolayısıyla olası davalarla kurum zararının önüne geçilmesini) ve sayısız faydayı da nispeten sağlama yolunda atılmış bir adım olabilecektir.

Bununla birlikte bazı ikincil mevzuatınızın birincil mevzuata aykırılıklar taşıdığı da herkesin malumudur. Genelgelerinizin Yönetmeliklere, Yönetmeliklerinizin Kanunlara, Kanunların Anayasa ve Uluslararası Sözleşmelere uygun hale getirilmesi çalışmalarının da yapılması gerektiği düşüncesindeyim.

4- Farklı İl Müdürlüğü ve Merkezlerin Farklı İşlem Yapması: Bir hukukçu ve vatandaş olarak her başvurumuzda kestirilebilir sonuçlar almayı ummaktayız. Tıpkı takip ettiğimiz davalardaki gibi bir olayın sonucunda ne tür bir karar verilebileceğini genel olarak kestirebildiğimiz halde ne yazık ki Kurumunuzun farklı il müdürlükleri ve merkezlerindeki uygulamaların tamamen personelin inisiyatifine kaldığını üzülerek müşahede etmekteyiz. Örn: Yurtdışı Borçlanmalarda karşılaştığımız bir soruna karşı kurumunuzun bir İl Müdürlüğü’ne yaptığımız itiraz değerlendirilerek düzeltme yoluna gidilirken, bir başka İl Müdürlüğü’nde düzeltme yoluna gidilmeyeceği, borçlanmanın tamamen iptali yoluna gidilmesi gerektiği yönlü cevaplar alabilmekteyiz. Aynı durumda olanlara, aynı mevzuatın uygulanması Anayasanın eşitlik ilkesi gereğidir. Kurumunuzun faklı müdürlüklerinin yaptığı bu tür işlemler Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.

ÖNERİM: Benzer işlerle uğraşan personel işlemlerinde yeknesaklığı sağlamak amacıyla Eğiticilerin Eğitimi ve Kurum içi eğitim. Bu eğitimlerde Hukuk Müşavirliğinizin her yıl tarafınıza bildirdiği, en çok sorun yaşanan ve kurumunuzun en çok / sıklıkla kaybettiği davalardaki durumların da değerlendirilmesi ve Anayasa’nın Sosyal Devlet İlkesi ile Kanun Önünde Eşitlik İlkelerinin hayata geçirilmesi.

Tespit ettiğim sorun ve sorunları çözmeye yönelik önerilerimi saygılarımla sunarım.

AV. İLKNUR SEZGİN TEMEL
Ankara Barosu
(ÇSGB Resmi Arabulucusu)

BİLGİ İÇİN :
1- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
2- Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğü

Almanya eğitim süresi başlangıcı Türkiye sigortasına giriş tarihi sayılır

Değerli site ziyaretçileri,

Yargıtay 10. H.D. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sözleşmelerinde geçen “Rant Sigortasına giriş tarihi”, “Yaşlılık sigortasına giriş tarihi” gibi uzun vadeli sigorta kollarına yurtdışındaki giriş tarihlerinin Türkiye Sigortalılık başlangıç tarihi olarak değerlendirilmesine ilişkin kararlarını genişletmiş bulunmaktadır.

Bir süre önce eğitim süresindeki zorunlu sigortalılık hali zaten Türkiye sigorta başlangıç tarihi olarak sayılmaya başlanmıştı. Aşağıya alıntıladığım kararda ise Schwangerschalt (hamilelik analık koruması)> ile <ptlichtbeitragszeit tür kindererzrechung (çocuk eğitimi zorunlu sigorta pirim süresi)> de usulünce araştırılıp uzun vadeli sigorta kolu (Rant Sigortasına Giriş) olarak kabul edildiği takirde Türkiye’deki sigortalılık başlangıç tarihi olarak sayılması gerektiğine ilişkin karar değişikliği yoluna gidilmiştir. (Av. İ.S.T.)

  • T.C. YARGITAY
  • 10.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2013/13960
  • Karar: 2013/21884
  • Karar Tarihi: 20.11.2013

TESPİT DAVASI – SÖZLEŞME HÜKMÜNÜN UYGULANMASINI GEREKTİRECEK NİTELİKTE RANT SİGORTASINA GİRİŞ TARİHİ USULÜNCE BELİRLENMESİ – BORÇLANMANIN VARLIĞI HALİNDE SİGORTA BAŞLANGICINA HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİ – SİGORTA BAŞLANGICINA HÜKMEDİLMESİNİN İSABETSİZLİĞİ Okumaya devam et

Sıhhiye SGM’yi Şikayetim Üzerine Alınan Netice

Bundan birkaç ay önce, Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezinde yeni bir uygulamaya geçilmiş avukatların müvekkilleri adına başvurularında Vekaletname aslı yahut noter onaylı sureti istenir hale gelmişti. Özellikle aynı dosyaya girmek üzere, aynı müvekkille ilgili defalarca yazışma yapmamız gerektiğinde “dosyasında örneği var” dememize rağmen her yazı için noterde yüklü harçlar ödemek maddi külfet getirdiği gibi, SGK’nın bu uygulaması tamamen Avukatlık Kanunu’na aykırıydı.

Sıhhiye SGM’nin benim Avukatlık Kanunu’na göre onayladığım evrakımı almamak için gösterdiği çabayla başa çıkamadığımdan, Merkezin üst düzey yetkilisine ulaşma imkanım da kendisi şehir dışında olması sebebiyle mümkün olamadığından Ankara Barosu ve Türkiye Barolar Birliği’ne verdiğim şikayet dilekçesiyle netice alma yolunu seçtim.

Tarafıma aylar önce Ankara Barosu’nun Sosyal Güvenlik Kurumu’na yaptığı başvuru evrakları gönderilmişti. Şimdi ise resmi neticesi Baromun web sitesinde açıklandı.

Avukatların ve vatandaşların vekaletname ibrazıyla ilgili oldukça geniş kapsamlı bir çalışma yapmış Sosyal Güvenlik Kurumunun Hukuk Müşavirliği. Ben de sizlerle paylaşmak istedim. İlgili Yazıya Buradan Ulaşabilirsiniz.

 

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız