a) İş Hukuku- Yargıtay Kararları

2000 yılı öncesi Bağ-Kur’luluğun tespiti

  • T.C. YARGITAY
  • 10.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2013/16724
  • Karar: 2014/16486
  • Karar Tarihi: 03.07.2014

ZORUNLU SİGORTALI OLDUĞUNUN TESPİTİ – DAVACININ KENDİ NAM VE HESABINA BAĞIMSIZ ÇALIŞMASININ BULUNUP BULUNMADIĞI ARAŞTIRILARAK SİGORTALI OLDUĞUNUN TESPİTİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Mahkemece, davacının, vergi ve odaya kayıtlı olduğu uyuşmazlık konusu dönemde, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunup bulunmadığı araştırılarak, faaliyetinin bulunduğu anlaşılan dönemde sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, tescil tarihi gözetildiğinde, 04.10.2000 öncesi dönemde sigortalı sayılamayacağı gerekçesi ile karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

(506 S. K. m. 79)

Dava ve Karar: Davacı, vergiye kayıtlı olduğu 05.08.1986 – 15.11.1986 tarihleri arası, 03.11.1995 tarihinden başlayarak Kurum’a tescil edildiği 04.10.2000 tarihine kadar olan dönemlerde 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın Eser tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Sosyal güvenlik hakkı, temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile Anayasalarda güvence altına alınmıştır. Ülkemizin ekonomik, sosyal ve kültürel değişimi sosyal güvenlik haklarına olumlu yansımakla birlikte, kimi zaman bu hakları sınırlayıcı düzenlemelere gidildiği de görülmektedir.

Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Kanun, zorunlu sigortalılık şemsiyesi altına alınan “esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlara” Kanunda yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını taşımakta olup, 26. madde ile sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağını, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğunu, aksi durumda Kurum tarafından resen tescil işleminin yapılacağı hükme bağlanmıştır.

619 sayılı KHK’nin Geçici 1. maddesine göre “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Ancak, 1479 sayılı Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20.4.1982 tarihinden bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” denilmekte olup, 4.10.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 8.8.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü kararı uyarınca 619 sayılı KHK tüm hükümleriyle iptal edilmiştir.

4956 sayılı Kanunun 47. maddesiyle, Bağ-Kur Kanununa eklenen Geçici 18. maddesine göre; “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 4.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.”

Tüm bu düzenlemelerde ortak nokta, tescilin belirtilen tarihlerden sonra yapılmasına karşın, Kanunda tanınan süreler içinde borçlanma hakkının kullanılabilecek olmasıdır. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi’nce iptaline karar verilmiş olan 619 sayılı KHK, borçlanma hakkı için bir süre de öngörmemiştir.

Anılan hükümle belirtilen şartları yerine getiren kişiler maddede belirtilen sürelere ilişkin prim tutarlarını ödeyerek o döneme ilişkin süreleri sigortalı saydırabileceklerdir. Anılan düzenleme ile borçlanma hakkı, 4.10.2000 tarihinden sonra zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kur’a tescil edilmiş olanlardan, daha önce vergi kaydı bulunanlara tanınmıştır.

Kanunda, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlaması için öngörülen tarihlerden itibaren, borçlanma hakkı belirtilen bu süreler dahilinde kullanılmalıdır. Bu süreler içinde borçlanma hakkının kullanılmaması halinde ise, sonrasında Bağ-Kur sigortalılığının tespitine olanak bulunmamaktadır. Bilindiği gibi, 1479 sayılı Kanunda 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun hizmet tespitine ilişkin 79/10. maddesine koşut bir düzenleme bulunmamaktadır.

Davaya konu olayda, 1479 sayılı Kanun kapsamında, 24.08.2001 tarihli işlemle 04.10.2000 tarihinden itibaren sigortalı olarak tescil edilen davacının, uyuşmazlık konusu dönemlerin tamamında vergiye, 10.11.1995 tarihinden itibaren de oda ve sicile kayıtlı olduğu görülmüştür. Davacının, Kuruma tescil edildiği tarihte, 619 sayılı KHK’nin Geçici 1. maddesi Anayasa Mahkemesinin 8.8.2001 tarihinde yürürlüğe giren kararı ile iptal edilmiştir. Benzer bir düzenlemeyi öngören 4956 sayılı Kanun ile değişik 1479 sayılı Kanunun Geçici 18. madde hükmü ise Kanunun yayım tarihi olan 2.8.2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmakta olup; buna göre uyuşmazlığın, 1479 sayılı Kanunun 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren ve 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişen hükümleri gözetilerek çözümlenmesi gerekir.

3165 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanunda yapılan değişiklikte; “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlar” dan, gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.

Mahkemece, davacının, vergi ve odaya kayıtlı olduğu uyuşmazlık konusu dönemde, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunup-bulunmadığı araştırılarak, faaliyetinin bulunduğu anlaşılan dönemde sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, tescil tarihi gözetildiğinde, 04.10.2000 öncesi dönemde sigortalı sayılamayacağı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 03.07.2014 gününde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

Emeklilik sebebiyle iş akdinin feshi

  • T.C. YARGITAY
  • 9.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2011/51535
  • Karar: 2014/52
  • Karar Tarihi: 13.01.2014

İŞÇİ ALACAKLARI DAVASI – SİGORTALILIK YILI İLE PRİM ÖDEME SÜRESİNE AİT YÜKÜMLÜLÜKLERİ TAMAMLAYAN İŞÇİNİN EMEKLİLİK İÇİN YAŞI BEKLEMESİNE GEREK OLMADAN İŞ SÖZLEŞMESİNİ AKTİF SONLANDIRABİLMESİ – KIDEM TAZMİNATININ ÖDENMESİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Somut olayda davacı, 1475 sayılı Kanunun 14. maddesinin birinci fıkrası (5) numaralı bendi uyarınca on beş yıl sigortalılık ve 3600 gün prim günü şartlarını sağladığı için 25.10.2010 tarihli dilekçesi ile işyerinden ayrılmış, 01.11.2010 günü başka bir işverene ait işyerinde çalışmaya başlamıştır. Davacının işyerinden ayrıldıktan sonra başka bir firmada çalışması hakkın kötüniyetli kullanılması olarak değerlendirilemez. Davacı, Kanunun kendisine verdiği yasal hakkını kullanmıştır. Kanunda tanınan bu hakkın amacı, işyerinde çalışarak yıpranan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlayan işçinin, emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini aktif sonlandırabilmesine imkân tanımaktır. Bu nedenle davacının, davasının kabulü ile kıdem tazminatının ödenmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece, hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Okumaya devam et

İhbar Tazminatı

  • T.C. YARGITAY
  • 9.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2011/52614
  • Karar: 2014/2342
  • Karar Tarihi: 29.01.2014

İŞÇİ ALACAKLARI DAVASI – İŞVEREN TARAFINDAN BİRKAÇ KEZ SERT ŞEKİLDE UYARILDIĞI ANLAŞILAN DAVACININ BUNU HAK ETMEDİĞİ DÜŞÜNCESİYLE İŞYERİNDEN AYRILDIĞI – İHBAR TAZMİNATI TALEBİNİN REDDİ GEREKTİĞİ

ÖZET: Somut olayda; işveren tarafından birkaç kez sert şekilde uyarıldığı anlaşılan davacının bunu hak etmediği düşüncesiyle işyerinden ayrıldığı ve iş akdinin davacı tarafından sona erdirildiği, haksız ve usulsüz feshe muhatap olan tarafça talep edilebileceği göz önüne alındığında ihbar tazminatı talebinin reddi gerekirken hatalı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Okumaya devam et

Almanya eğitim süresi başlangıcı Türkiye sigortasına giriş tarihi sayılır

Değerli site ziyaretçileri,

Yargıtay 10. H.D. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sözleşmelerinde geçen “Rant Sigortasına giriş tarihi”, “Yaşlılık sigortasına giriş tarihi” gibi uzun vadeli sigorta kollarına yurtdışındaki giriş tarihlerinin Türkiye Sigortalılık başlangıç tarihi olarak değerlendirilmesine ilişkin kararlarını genişletmiş bulunmaktadır.

Bir süre önce eğitim süresindeki zorunlu sigortalılık hali zaten Türkiye sigorta başlangıç tarihi olarak sayılmaya başlanmıştı. Aşağıya alıntıladığım kararda ise Schwangerschalt (hamilelik analık koruması)> ile <ptlichtbeitragszeit tür kindererzrechung (çocuk eğitimi zorunlu sigorta pirim süresi)> de usulünce araştırılıp uzun vadeli sigorta kolu (Rant Sigortasına Giriş) olarak kabul edildiği takirde Türkiye’deki sigortalılık başlangıç tarihi olarak sayılması gerektiğine ilişkin karar değişikliği yoluna gidilmiştir. (Av. İ.S.T.)

  • T.C. YARGITAY
  • 10.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2013/13960
  • Karar: 2013/21884
  • Karar Tarihi: 20.11.2013

TESPİT DAVASI – SÖZLEŞME HÜKMÜNÜN UYGULANMASINI GEREKTİRECEK NİTELİKTE RANT SİGORTASINA GİRİŞ TARİHİ USULÜNCE BELİRLENMESİ – BORÇLANMANIN VARLIĞI HALİNDE SİGORTA BAŞLANGICINA HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİ – SİGORTA BAŞLANGICINA HÜKMEDİLMESİNİN İSABETSİZLİĞİ Okumaya devam et

İş kazası – maddi manevi tazminat

  • T.C. YARGITAY
  • 21.Hukuk Dairesi
  • Esas:  2013/5568
  • Karar: 2013/11689
  • Karar Tarihi: 04.06.2013

TAZMİNAT DAVASI – DAVALININ KUSURUNUN OLMAMASI HALİNDE DE HÜKÜM ALTINA ALINAN TAZMİNATLARDAN SORUMLU OLDUĞU – DAVALININ KUSURU BULUNMASA BİLE TAZMİNATTAN SORUMLU OLACAĞININ GÖZETİLMEMESİNİN İSABETSİZLİĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Yapılmakta kurban kesim merkezinin montaj ve demontaj işinin, Kurban Kesim merkezinin altyapısıyla birlikte yapımına yönelik asıl işle ilgili ve uzmanlık gerektiren bir iş olduğu ortadadır. Hal böyle olunca davalı İ… … San Tic AŞ’nin kusur bulunmasa bile hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu olduğunun kabulü gerektiği açıktır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde ve özellikle, davalı İ… … San Tic AŞ’nin kusuru bulunmasa bile tazminattan sorumlu olacağı göz ardı edilerek, anılan davalıya yönelik davanın reddi ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Okumaya devam et

İş Kazasında sorumsuzluk anlaşması

  • T.C. YARGITAY
  • 11.Hukuk Dairesi
  • Esas:  2011/11607
  • Karar: 2013/13004
  • Karar Tarihi: 21.06.2013

ALACAK DAVASI – TARAFLAR ARASINDA YAPILAN SÖZLEŞME HÜKMÜNÜN SORUMSUZLUK ANLAŞMASI KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLİP DEĞERLENDİRİLEMEYECEĞİ – DAVANIN KABULÜNE KARAR VERİLMESİNİN İSABETSİZLİĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Olayda mahkemece, taraflar arasında yapılan sözleşmenin değinilen hükmünün, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan, mülga 818 Sayılı Kanunun ilgili maddesi kapsamında düzenlenen sorumsuzluk anlaşması kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği üzerinde durularak sonuca gidilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. Okumaya devam et

İbraname / iş sözleşmenin feshi

  • T.C. YARGITAY
  • 9.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2011/16248
  • Karar: 2013/18138
  • Karar Tarihi: 13.06.2013

İŞÇİ ALACAKLARI DAVASI – İŞVERENİN İBRANAME SAVUNMASININ DEĞERLENDİRİLMESİ GEREĞİ – İMZA VE İÇERİK BAKIMINDAN DAVACI ASİLDEN DİYECEKLERİNİN SORULMASI – EKSİK İNCELEME – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Somut olayda davalı işverence dosyaya ibraname başlıklı belge sunulduğu halde mahkemenin gerekçesinde bu belge değerlendirilmemiştir. İşverence ileri sürülen ibraname savunmasının mahkemece değerlendirilerek imzası ve içeriği bakımından davacı asilden diyecekleri sorulup, dosyadaki diğer delillerle birlikte bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. Okumaya devam et

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz av.i.s.temel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız