3-İŞ HUKUKU

Yurtdışı Borçlanmalarda sonradan SSK’lı işe girmek

  • T.C. YARGITAY
  • 10.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2013/8333
  • Karar: 2013/19685
  • Karar Tarihi: 31.10.2013

TESPİT DAVASI – ÇALIŞMA BAŞLANGICI TARİHİ AYNI SİGORTALILIK STATÜSÜNDE BİR BORÇLANMA İRADESİ OLARAK KABUL EDİLMESİ VE BU ÇERÇEVEDE YENİDEN YAPILACAK DEĞERLENDİRME SONUCUNA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Somut olayda, borçlanma bedelinin ödenmesinden önce, … günlü borçlanma bedelinin tebliğinden itibaren yasal üç aylık ödeme süresi içerisinde, … tarihinden itibaren Yasanın maddesinde öngörülen sigortalılık niteliğinde çalışmağa başlayan davacının, söz konusu sigortalı çalışmaların gerçek ve fiili olmadığı yönünde bir kurum iddiasının bulunmadığı da dikkate alınarak, anılan madde kapsamındaki çalışma başlangıcı tarihi, aynı sigortalılık statüsünde bir borçlanma iradesi olarak kabul edilmeli ve bu çerçevede yeniden yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir. Okumaya devam et

Emeklilik sebebiyle iş akdinin feshi

  • T.C. YARGITAY
  • 9.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2011/51535
  • Karar: 2014/52
  • Karar Tarihi: 13.01.2014

İŞÇİ ALACAKLARI DAVASI – SİGORTALILIK YILI İLE PRİM ÖDEME SÜRESİNE AİT YÜKÜMLÜLÜKLERİ TAMAMLAYAN İŞÇİNİN EMEKLİLİK İÇİN YAŞI BEKLEMESİNE GEREK OLMADAN İŞ SÖZLEŞMESİNİ AKTİF SONLANDIRABİLMESİ – KIDEM TAZMİNATININ ÖDENMESİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Somut olayda davacı, 1475 sayılı Kanunun 14. maddesinin birinci fıkrası (5) numaralı bendi uyarınca on beş yıl sigortalılık ve 3600 gün prim günü şartlarını sağladığı için 25.10.2010 tarihli dilekçesi ile işyerinden ayrılmış, 01.11.2010 günü başka bir işverene ait işyerinde çalışmaya başlamıştır. Davacının işyerinden ayrıldıktan sonra başka bir firmada çalışması hakkın kötüniyetli kullanılması olarak değerlendirilemez. Davacı, Kanunun kendisine verdiği yasal hakkını kullanmıştır. Kanunda tanınan bu hakkın amacı, işyerinde çalışarak yıpranan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlayan işçinin, emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini aktif sonlandırabilmesine imkân tanımaktır. Bu nedenle davacının, davasının kabulü ile kıdem tazminatının ödenmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece, hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Okumaya devam et

İhbar Tazminatı

  • T.C. YARGITAY
  • 9.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2011/52614
  • Karar: 2014/2342
  • Karar Tarihi: 29.01.2014

İŞÇİ ALACAKLARI DAVASI – İŞVEREN TARAFINDAN BİRKAÇ KEZ SERT ŞEKİLDE UYARILDIĞI ANLAŞILAN DAVACININ BUNU HAK ETMEDİĞİ DÜŞÜNCESİYLE İŞYERİNDEN AYRILDIĞI – İHBAR TAZMİNATI TALEBİNİN REDDİ GEREKTİĞİ

ÖZET: Somut olayda; işveren tarafından birkaç kez sert şekilde uyarıldığı anlaşılan davacının bunu hak etmediği düşüncesiyle işyerinden ayrıldığı ve iş akdinin davacı tarafından sona erdirildiği, haksız ve usulsüz feshe muhatap olan tarafça talep edilebileceği göz önüne alındığında ihbar tazminatı talebinin reddi gerekirken hatalı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Okumaya devam et

Sosyal Güvenlik Kurumunun Tespit Ettiğim Sorunları ve Çözüm Önerilerim

AV. İLKNUR SEZGİN TEMEL
Strazburg cd. No: 9 / 15 Sıhhiye / Çankaya / Ankara
TEL / FAX: 0 312 229 95 57  WEB: http://ilknurtemel.av.tr

———————————————————————————————————-

T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI’NA
Mithatpaşa cd. No: 7 ANKARA

24.04.2014

KONU       : Personel yetersizliği ve uygulama sorunlarının giderilmesi talebi

TALEPÇİ : AV. İLKNUR SEZGİN TEMEL (adres başlıkta)

Takip ettiğim iş ve davalar sebebiyle müvekkillerim adına Kurumunuzla sık sık yazışmalar, başvurular yapmaktayım. Özellikle Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezi’nde Yurtdışı Borçlanma başvurularının değerlendirilmesi konusunda ciddi sıkıntılar yaşamaktayım. Kendimce bu sıkıntıların sebeplerinin aşağıdakiler olabileceği düşüncesindeyim.

1- Personel Eksikliği; Genel Müdürlüğünüzün Ankara’da olması sebebiyle ve Ankara’da sadece Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezi’nin Yurtdışı Borçlanma İşlemlerini değerlendirmesi sebebiyle başvurulara yanıt alabilmek aylar sürmektedir (1 yılını tamamlamak üzere olan dosyalarım da mevcuttur). Zamanında cevap verilebilmiş olsaydı borçlanma miktarını ödeyip aylar önce emekli aylığı bağlanması gereken kişilerin maddi kayıplarının Sosyal Devlet İlkesi gereğince değerlendirilmesi gerektiği kanısındayım.

ÖNERİM: Özellikle İdari Yargılama Usulü Kanunu gereği İdare’nin cevap süresinin 60 gün olduğu, 60 gün sonunda yanıt verilmemesi halinde talebin reddedilmiş sayılması sebebiyle başvuru sahibinin dava açma süresinin başladığı göz ardı edilmeksizin, bununla birlikte Türk Ceza Kanunu’nun 257 / 2 maddesinde tanımlanan Görevi İhmal Suçunun da unsurları oluşmakla Kurumunuzun hiç değilse azami 60 günlük süre içinde yasalara uygun olarak cevap verebilecek düzeyde eğitimli personel istihdam etmesi gerekmektedir.

Ayrıca Ankara İli için Sıhhiye SGM dışında bu işlere bakabilecek en az bir Sosyal Güvenlik Merkezi’nin daha kurulması veya görevlendirilerek faaliyete geçirilmesinin bu sorunun hallinde yardımcı olacağı kanısındayım.

2- Sicil Dosyaları Arşivinin Merkeze Uzaklığı; Özellikle aynı dosya üzerinde birkaç kez yazışma yapmamız gerektiğinde / eksik evrak ibrazı gerektiğinde v.b. salt çalışanların azlığı değil, dosyaların arşivden talep edilmesi süreci, oradan çıkarılarak Merkeze gelmesi, Merkezde yeniden sıraya girmesi, ve sırası gelen dosyanın işleme alınması aylar sürmektedir. Bu durumun neden olduğu zaman ve hak kayıplarının da Sosyal Devlet İlkesi gereğince değerlendirilmesi gerekmektedir.

ÖNERİM: Sıhhiye SGM’nin arşivinin Merkeze daha yakın bir yere taşınması, kısa vadede bunun mümkün olmaması halinde evrak eksikliği bulunduğu vatandaş yahut avukata bildirilmiş olan dosyaların Arşiv’e gönderilerek en az 3 aylık zaman kaybı ve gecikmeye yol açmak yerine, Sıhhiye SGM’ye yakın geçici bir arşiv oluşturularak orada tutulması ve eksik evraklar tamamlandığında –yeni bir başvuru gibi ilgili dosyayı sıraya sokmak yerine- eksikliklerin tamamlanması için geçici arşivde bekletilen dosyalara işlem sırasında öncelik tanınması. Böyle bir uygulama, bir dosyanın en az 3 ay önce sonuçlanmasına, vatandaşların haklarına daha çabuk kavuşmasına neden olacağı gibi Sosyal Güvenliğe inancı da pekiştirecektir.

3- İç Yazışma ve Talimatlarınızın Aleni Olmayışı: Bu hususu bir hukukçu olarak değerlendirdiğimde oldukça üzücü sonuçlar çıkardığımı söylemem mümkün. Zira biz hukukçular Uluslararası Anlaşmalar, Anayasa, Kanunlar, Yönetmeliklerle bağlıyız, bu mevzuat çerçevesinde değerlendirme ve yorum yapmak üzere eğitim aldık. Ancak Kurumunuzun kendi iç yazışmaları / özelgeler / yayımlanmamış genelgeler / talimatlar / e-posta yollu yazışmalar v.b. mevzuatları bilebilme imkanımız olmadığından müvekkillerimizi hak kaybına uğratıcı nitelikte işlem yapmaktan nasıl sakınabileceğimizi bazen kestirememekteyiz. Herhangi bir başvurumuzda hangi kurum içi talimatı uygulayacağınızı, hangi iç yazışmaya göre karar ve cevap vereceğinizi başlangıçta kestirememek Anayasada tanımlanan Hukuk Devleti İlkesini de zedeleyici niteliktedir.

ÖNERİM: Kurumunuzun Taşra Teşkilatına gönderdiği, uygulamaya yönelik talimatların, yazıların aleniyete kavuşması. Vatandaşların da hukukçuların da yaptıkları başvuruların neye göre değerlendirileceğini daha başlangıçta bilebilecek durumda olması Kurum içi uygulamanızın da yeknesak hale gelmesini, vatandaşın yanlış işlemin bilincinde olarak düzelttirebilmesini, kurumunuz çalışanlarının keyfilikten uzak hareket etmesini (dolayısıyla olası davalarla kurum zararının önüne geçilmesini) ve sayısız faydayı da nispeten sağlama yolunda atılmış bir adım olabilecektir.

Bununla birlikte bazı ikincil mevzuatınızın birincil mevzuata aykırılıklar taşıdığı da herkesin malumudur. Genelgelerinizin Yönetmeliklere, Yönetmeliklerinizin Kanunlara, Kanunların Anayasa ve Uluslararası Sözleşmelere uygun hale getirilmesi çalışmalarının da yapılması gerektiği düşüncesindeyim.

4- Farklı İl Müdürlüğü ve Merkezlerin Farklı İşlem Yapması: Bir hukukçu ve vatandaş olarak her başvurumuzda kestirilebilir sonuçlar almayı ummaktayız. Tıpkı takip ettiğimiz davalardaki gibi bir olayın sonucunda ne tür bir karar verilebileceğini genel olarak kestirebildiğimiz halde ne yazık ki Kurumunuzun farklı il müdürlükleri ve merkezlerindeki uygulamaların tamamen personelin inisiyatifine kaldığını üzülerek müşahede etmekteyiz. Örn: Yurtdışı Borçlanmalarda karşılaştığımız bir soruna karşı kurumunuzun bir İl Müdürlüğü’ne yaptığımız itiraz değerlendirilerek düzeltme yoluna gidilirken, bir başka İl Müdürlüğü’nde düzeltme yoluna gidilmeyeceği, borçlanmanın tamamen iptali yoluna gidilmesi gerektiği yönlü cevaplar alabilmekteyiz. Aynı durumda olanlara, aynı mevzuatın uygulanması Anayasanın eşitlik ilkesi gereğidir. Kurumunuzun faklı müdürlüklerinin yaptığı bu tür işlemler Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.

ÖNERİM: Benzer işlerle uğraşan personel işlemlerinde yeknesaklığı sağlamak amacıyla Eğiticilerin Eğitimi ve Kurum içi eğitim. Bu eğitimlerde Hukuk Müşavirliğinizin her yıl tarafınıza bildirdiği, en çok sorun yaşanan ve kurumunuzun en çok / sıklıkla kaybettiği davalardaki durumların da değerlendirilmesi ve Anayasa’nın Sosyal Devlet İlkesi ile Kanun Önünde Eşitlik İlkelerinin hayata geçirilmesi.

Tespit ettiğim sorun ve sorunları çözmeye yönelik önerilerimi saygılarımla sunarım.

AV. İLKNUR SEZGİN TEMEL
Ankara Barosu
(ÇSGB Resmi Arabulucusu)

BİLGİ İÇİN :
1- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
2- Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğü

Almanya eğitim süresi başlangıcı Türkiye sigortasına giriş tarihi sayılır

Değerli site ziyaretçileri,

Yargıtay 10. H.D. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sözleşmelerinde geçen “Rant Sigortasına giriş tarihi”, “Yaşlılık sigortasına giriş tarihi” gibi uzun vadeli sigorta kollarına yurtdışındaki giriş tarihlerinin Türkiye Sigortalılık başlangıç tarihi olarak değerlendirilmesine ilişkin kararlarını genişletmiş bulunmaktadır.

Bir süre önce eğitim süresindeki zorunlu sigortalılık hali zaten Türkiye sigorta başlangıç tarihi olarak sayılmaya başlanmıştı. Aşağıya alıntıladığım kararda ise Schwangerschalt (hamilelik analık koruması)> ile <ptlichtbeitragszeit tür kindererzrechung (çocuk eğitimi zorunlu sigorta pirim süresi)> de usulünce araştırılıp uzun vadeli sigorta kolu (Rant Sigortasına Giriş) olarak kabul edildiği takirde Türkiye’deki sigortalılık başlangıç tarihi olarak sayılması gerektiğine ilişkin karar değişikliği yoluna gidilmiştir. (Av. İ.S.T.)

  • T.C. YARGITAY
  • 10.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2013/13960
  • Karar: 2013/21884
  • Karar Tarihi: 20.11.2013

TESPİT DAVASI – SÖZLEŞME HÜKMÜNÜN UYGULANMASINI GEREKTİRECEK NİTELİKTE RANT SİGORTASINA GİRİŞ TARİHİ USULÜNCE BELİRLENMESİ – BORÇLANMANIN VARLIĞI HALİNDE SİGORTA BAŞLANGICINA HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİ – SİGORTA BAŞLANGICINA HÜKMEDİLMESİNİN İSABETSİZLİĞİ Okumaya devam et

İş kazası – maddi manevi tazminat

  • T.C. YARGITAY
  • 21.Hukuk Dairesi
  • Esas:  2013/5568
  • Karar: 2013/11689
  • Karar Tarihi: 04.06.2013

TAZMİNAT DAVASI – DAVALININ KUSURUNUN OLMAMASI HALİNDE DE HÜKÜM ALTINA ALINAN TAZMİNATLARDAN SORUMLU OLDUĞU – DAVALININ KUSURU BULUNMASA BİLE TAZMİNATTAN SORUMLU OLACAĞININ GÖZETİLMEMESİNİN İSABETSİZLİĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Yapılmakta kurban kesim merkezinin montaj ve demontaj işinin, Kurban Kesim merkezinin altyapısıyla birlikte yapımına yönelik asıl işle ilgili ve uzmanlık gerektiren bir iş olduğu ortadadır. Hal böyle olunca davalı İ… … San Tic AŞ’nin kusur bulunmasa bile hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu olduğunun kabulü gerektiği açıktır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde ve özellikle, davalı İ… … San Tic AŞ’nin kusuru bulunmasa bile tazminattan sorumlu olacağı göz ardı edilerek, anılan davalıya yönelik davanın reddi ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Okumaya devam et

İş Kazasında sorumsuzluk anlaşması

  • T.C. YARGITAY
  • 11.Hukuk Dairesi
  • Esas:  2011/11607
  • Karar: 2013/13004
  • Karar Tarihi: 21.06.2013

ALACAK DAVASI – TARAFLAR ARASINDA YAPILAN SÖZLEŞME HÜKMÜNÜN SORUMSUZLUK ANLAŞMASI KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLİP DEĞERLENDİRİLEMEYECEĞİ – DAVANIN KABULÜNE KARAR VERİLMESİNİN İSABETSİZLİĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Olayda mahkemece, taraflar arasında yapılan sözleşmenin değinilen hükmünün, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan, mülga 818 Sayılı Kanunun ilgili maddesi kapsamında düzenlenen sorumsuzluk anlaşması kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği üzerinde durularak sonuca gidilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. Okumaya devam et

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız