5-HUKUK USULÜ

Ziynet Eşyalarında İspat Yükü

  •   Yargıtay
  • 6.Hukuk Dairesi
  • 2008/544 E
  •  2008/3619 K.

Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.

Uyuşmazlık, çeyiz ve ziynet eşyalarının iadesine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, bozma gereklerine uygun şekilde karar verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davalı vekilinin ziynet eşyalarına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;

Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların aralarında görülmekte olan boşanma davasının açılmasından bir süre sonra ayrı yaşamaya başladıklarını, davacının yanına hiçbir eşya almadan müşterek haneden ayrıldığını belirterek, 19.09.1998 tarihli çeyiz senedinde yazılı eşyaların aynen iadesini ya da bedeli olan 20.000 YTL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Okumaya devam et

Kadastro Kanunu’na göre delil, davanın açılmamış sayılması.

  • Yargıtay
  • 16. Hukuk Dairesi
  • Esas No : 2009/7846
  • Karar No : 2009/8173
  • YARGITAY İLAMI
  •  Mahkemesi : Gaziantep Kadastro Mahkemesi
  •  Tarihi : 11/10/1993
  •  Numarası : 1992/781-1993/387
  •  Davacı: Halil ÇELİK
  • Davalı: Narlıca Köyü Tüzel Kişiliği

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Kadastro sırasında 114 ada 2 parsel sayılı 29.750 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Narlıca Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiştir. Davacı Halil Çelik, yasal süresi içinde özetle, “çekişmeli taşınmazın, kendi adına tespit gören komşu 114 ada 3 parsel sayılı taşınmazın devamı ve kendisine ecdadından kalan bir yer olduğu, çekişmeli taşınmaz içinde yer alan su pınarını köy halkının istemesi üzerine köye verdiğini, bu nedenle su pınarı ile birlikte 5 dönüm yeri Köy Tüzel Kişiliğine vermeyi kabul ettiğini belirterek geriye kalan 24.000 metrekare küsur yerin adına tescili” istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının dava dilekçesinde dava sebep ve delillerini bildirmediği gibi çıkarılan meşruhatlı davetiyeye rağmen duruşmada hazır bulunmak suretiyle de bu eksikliği gidermediği gerekçesiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına ve çekişmeli 114 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş ve hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Okumaya devam et

Vekile Tebligat – İlamda vekil belliyse

  • Daire:HGK
  • Tarih:2003
  • Esas No:2003/12-442
  • Karar No:2003/445

İlgili Maddeler: Avukatlık Kanunu md.41, 171 Tebligat Kanunu md.11, 32  HUMK md.62

Taraflar arasındaki “icra takibinin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;Akşehir İcra Tetkik Merciince istemin reddine dair verilen 27.11.2002 ve 2002/108-124 s. kararın tetkiki Davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.02.2003 tarih ve 309-2780 s. ilamı ile; (…Avukatlık Yasası ve Yönetmeliği 171. maddesi gereğince avukat, üzerine aldığı işi yasa hükümleri ve yazılı sözleşme şartlarına göre sonuna kadar takip eder. Takip dayanağı boşanma ilamında borçlu vekille temsil edilmiştir. HUMK’nun 62-68, Avukatlık Yasası 41, Tebligat Yasası 11. maddeleri gereğince vekille takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Açıklanan nedenle, takip dosyasındaki icra emrinin vekil yerine asile tebliğ olunması usulsüzdür. Mercice icra emri tebliğ işleminin iptal edilmesine karar vermek gerekirken, dayanak ilam göz ardı edilerek, borçlu vekilinin icra dosyasında vekaleti olmadığından bahisle talebin reddine karar verilmesi isabetsizdir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Okumaya devam et

Müddeabihin azaltılması / Islah değil Feragattir

  • T.C. YARGITAY
  • 3.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2005/1257
  • Karar: 2005/1591
  • Karar Tarihi: 21.02.2005

ÖZET: Dava konusu olayda olduğu gibi davacının talep sonucunu azaltması ( daraltması ) davayı değiştirme sayılmaz. Bu nedenle, davacının talep sonucunu azaltabilmesi için kural olarak davalının muvafakatine ihtiyaç olmadığı gibi ıslah yoluna başvurmasına da gerek yoktur. Davacı, talep sonucunu kısmi feragat yolu ile daraltabilir.
(1086 S. K. m. 83, 87)

DAVA: Dava dilekçesinde 8.500.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 6.452.578.800 lira için kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Okumaya devam et

Zamanaşımı def’i / Islah

  • T.C. YARGITAY
  • 9.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2006/5032
  • Karar: 2006/26967
  • Karar Tarihi: 12.10.2006

ÖZET: Davalı vekili, davacının ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunmuştur. Islah yeni bir talep olduğundan, davalının ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunması mümkündür. Bu nedenle ıslahla talep edilen fazla çalışma ve genel tatil alacakları yönünden ıslah tarihinden geriye doğru son beş yıl içinde oluşan anılan alacakların bilirkişiden ek rapor alınarak belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Ayrıca, Davacı işçi aylık maktu ücretle çalıştığına göre aylık ücretinin içinde genel tatil ücretinin olduğu kabul edilir. Bu nedenle bayram ve genel tatil ücreti hesaplanırken bir katı dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekir. Bunun yanında duruşmada, davacıya <yıllık izinlerini kullandığına dair> yemin teklifinde bulunmuş, aynı celsede davacı vekili davalının yemin teklifini kabul etmediklerini bildirmiştir. Mahkemece yıllık izin ücretinin reddine karar yerilmesi gerekir. Okumaya devam et

Boşanma davasından feragat-yeni davada önceki hadiselere dayanılamama

  • T.C. YARGITAY
  • 2. HUKUK DAİRESİ
  • E. 2003/13053
  • K. 2003/14056
  • T. 22.10.2003

• BOŞANMA ( Önceki Açılan Davadan Feragat Edildiğine Göre Bu Tarihten Önceki Hadiselere Dayanılarak Boşanmaya Karar Verilemeyeceği )

• FERAGAT ( Önceki Açılan Boşanma Davasından – Bu Tarihten Önceki Hadiselere Dayanılarak Boşanmaya Karar Verilemeyeceği )

• AİLE MAHKEMELERİ ( Türk Medeni Kanunu’nun m. 118-494 Kaynaklanan Bütün Davalara Bakılacağını ve Sonuçlanmamış Davaların Bu Mahkemelere Devredileceği )

1086/m.91

4787/m.4/1,Geç.1

ÖZET : Feragat haktan vazgeçmeyi içerir. İradenin açıklandığı anda kesin bir hükmün sonuçlarını kendiliğinden meydana getirir. Önceki açılan davadan 18.09.2000 tarihinde feragat edildiğine göre bu tarihten önceki hadiselere dayanılarak boşanmaya karar verilemez. Aradan geçen iki günlük süre içinde de boşanmayı gerektiren maddi bir hadisenin varlığı kanıtlanamadığına göre davanın bu nedenle reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozma nedenidir. Okumaya devam et

Boşanma Davasında Cevap Süresi

  • T.C.
  • YARGITAY
  • 2. HUKUK DAİRESİ
  • E. 1986/2029
  • K. 1986/4155
  • T. 21.4.1986

• BOŞANMA DAVASINDA CEVAP SÜRESİ
743/m.150

ÖZET : Dava dilekçesinde cevap süresi yazılı değilse Kanunda öngörülen on günlük cevap müddeti tanınmış sayılır.

Dava dilekçesinde belirtilmese dahi cevap için kanunda yazılı 10 günlük süreye uyulması zorunludur. Ancak davaya 10 gün içinde cevap verilmemesi, delil ibraz etmek hakkını ortadan kaldırmaz. Şu durumda davalıyı delillerini göstermek üzere imkan tanınmadan, cevap için kanuni süreyi geçirdiğinden söz edilerek savunma hakkının kısıtlanması Usul ve Kanun’a aykırıdır.

DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız

Çalışma Saatlerimiz:

Hafta içi.........: 09:00 - 18:00
Cumartesi.....: 10:00 - 15:00