Aynı Davada Her İki Taraf da Ancak Bir Kere Islah Hakkını Kullanabilir

  • T.C.
  • YARGITAY
  • 11. HUKUK DAİRESİ
  • E. 2000/10669
  • K. 2001/1944
  • T. 15.3.2001

• KOOPERATİFÇE TAHSİS EDİLEN VİLLANIN YIKILMASI ( Sonradan Meydana Gelen Yasal Düzenlemeler Nedeniyle – Kooperatifin Davacıya Yeniden Konut Üretmek Çabası Mevcut ve İmkan Dahilinde İken Davacının İsteyebileceği Bir Tazminattan Söz Edilemeyeceği )

• KOOPERATİF ÜYESİNİN TAZMİNAT TALEBİ ( Tahsis Edilen Öngörümlü Villasının Sonradan Meydana Gelen Yasal Düzenlemeler Nedeniyle Yıkılması – Kooperatifin Yeniden Konut Üretmek Çabası Mevcut ve İmkan Dahilinde İken Davacının İsteyebileceği Bir Tazminattan Söz Edilemeyeceği )

• KOOPERATİF ÜYESİNİN FAZLA ÖDEMESİ ( Tahsis Edilip Sonradan Meydana Gelen Yasal Düzenlemeler Nedeniyle Yıkılan Öngörümlü Villa Nedeniyle – Kooperatifin Yeniden Konut Üretmek Çabası/İleride Ödeyeceği Aidat Borçlarından Mahsup Edilebileceği )

• ISLAH ( Aynı Davada Her İki Tarafın da Ancak Bir Kere Islah Hakkını Kullanabileceği )

818/m. 41

1086/m. 83

ÖZET : 1. Öngörümlü villalar sırf sözü edilen ve sonradan meydana gelen yasal düzenlemeler nedeniyle yıkıldığına göre, olayda davalı kooperatife izafe edilecek kusurdan söz edilemez. Davalı kooperatifin zorunlu nedenlerle konutu yıkılan davacıya ve aynı durumdakilere yeniden konut üretmek çabası mevcut iken ve bu da imkan dahilinde iken, bu aşamada davacının isteyebileceği bir tazminattan söz etmek mümkün değildir. Şayet davacı öngörümlü villa nedeniyle farklı ve fazla bir ödemede bulunmuş ise, bunun ileride ödeyeceği aidat borçlarından mahsup edilebileceği muhakkaktır.

2. Aynı davada her iki tarafında ancak bir kere ıslah hakkını kullanabilir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın İstanbul Asliye 1. Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 18.9.2000 tarih ve 1997/197-2000/856 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekilin tarafınca istenmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı, davalı kooperatifin ortağı olduğunu, kendine tahsis edilen öngörümlü ve boğaz manzaralı villanın yıkıldığını, olaya davalı kooperatif yöneticilerinin usulsüzlüklerinin neden olduğunu ileri sürerek, C-30 nolu villanın durumunun tespitine, kendine teslimine, muarazanın giderilmesini ıslah dilekçesiyle yeni tahsis edilecek villa ile değer farkı 100.000. USD’nin tahsilini ve bilahare de,teslim edilebilecek villa da bulunmadığından 400.000.USD tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı temsilcileri, davacıya ait villanın yıkılmasında kusurlarının bulunmadığını, artık öngörümlü villa yapılmasının mümkün olmadığından, normal villa yapılması hususunda çalışmaların sürdüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia ve savunmaya, toplanan delillere, bilirkişi raporlarına nazaran, davacıya tahsis edilen öngörümlü ve Boğaz manzaralı villanın mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle Belediye’ce yıktırıldığı, davacıya aynı nitelikte villa tesliminin imkansız hale geldiği gibi, yakın vadede davacıya teslimi mümkün başkaca villa bulunmadığından davacının tazminat isteminin yerinde olduğu her ne kadar dolar bazında tazminat istenilmiş ise de, kooperatifin amacı da nazara alındığında tazminatın güncelleştirme yapılarak TL. olarak istenebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ( 36.016.122.000. )TL. nın dava tarihinden yürütülecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

1. Yukarıda kısaca özetlendiği gibi, davacı adına dilekçesinde, kendisine tahsis edilen C-30 nolu villanın durumunun tespitine, muarazanın giderilmesi ve villanın teslimini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle arka görünümlü villa ile değer farkını istemiş, bilahare de, kendine tahsis edilen villanın teslim edilememesi nedeniyle tazminat isteğini bildirmiştir.

Konut üretmek ve ortaklarını konut sahibi yapmak amacıyla kurulan davalı kooperatifin inşa ettiği konutların bir kısmının deniz öngörümlü olduğu halde bir kısmının bu nitelikte olmadığı, davacıya tahsis edilen C-30 nolu villanın ise deniz öngörümlü iken daha sonra, imar mevzuatına aykırılık nedeniyle yıkım kararı alındığı hususlarında bir uyuşmazlık yoktur. Dosya kapsamından plan ve projesine göre ve ilgili makam ve yetkililerden gerekli izin ve onay alınmasını müteakip inşa edilen deniz öngörümlü konutların bilahare, Boğaziçi Yasası’nın bazı maddelerinin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmesi üzerine Belediyece yıkımına karar verildiği ve halen yürürlükteki mevzuata göre de, öngörümlü villa yapılmasının olanaksız olduğu anlaşılmaktadır. Öngörümlü villalar sırf sözü edilen ve sonradan meydana gelen yasal düzenlemeler nedeniyle yıkıldığına göre, artık olayda davalı kooperatife izafe edilecek kusurdan söz edilemez. Olayı müteakip davalı kooperatifin 1995 yılına ait genel kurul toplantısında konu ele alınmış ve yıkılan konutlar yerine arka görünümlü konutlar yapılmasına karar verilmiş olup, davacı, bu kararın geçersiz olduğunu ileri sürmediği gibi, bu yöndeki genel kurul kararlarının iptali hususunda dava açıldığına ilişkin bilgi ve belge de sunmamıştır. Hal böyleyken ve davalı kooperatifin zorunlu nedenlerle konutu yıkılan davacıya ve aynı durumdakilere yeniden konut üretmek çabası mevcut iken ve bu da imkan dahilinde iken, bu aşamada davacının isteyebileceği bir tazminattan söz etmek mümkün değildir.

Şayet davacı öngörümlü villa nedeniyle farklı ve fazla bir ödemede bulunmuş ise,bunun ileride ödeyeceği aidat borçlarından mahsup edilebileceği muhakkaktır. Yargılama boyunca davacı ortaklıktan çıkarıldığını veya çıktığını ileri sürmemiş olup, zaten, mahkemece, “Konut tahsis edilemeyen kooperatif ortağının isteyebileceği tazminat” ilkelerine göre dava sonuçlandırılmış ve bu gerekçeyi davacı temyiz etmemiştir. O halde, kar amacı gütmeyip sırf ortaklarını konut sahibi yapmak amacıyla kurulan kooperatiflerde beklenilmeyen bu tür risklerin hakkaniyet ölçülerine göre dağıtımı ve bir ölçüde ortağın buna katlanması zorunlu olup, eşitlik ilkeleri de bunu gerektirir.

Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

2. Kabul şekline göre de, HUMK.nun 83. maddesi hükmü gereğince, aynı davada her tarafın ancak bir kere ıslah hakkını kullanması mümkün olup, davacı, 12.11.1997 tarihli dilekçesiyle davadaki talebini öngörümlü villa ile arka görümlü villa arasındaki değer farkı olarak ıslah etmiş olup, mahkemece bu talep ile bağlı kalınarak inceleme ve sonuca gidilmesi gerekirken, bu istek dışına çıkılarak konut değerinin tamamına tazminat olarak hükmedilmesi isabetli olmamıştır.

SONUÇ : Yukarıda ( 1 ve 2 ) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Kazancı içtihat bankasından alınmıştır.

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız