Aylık Tahsis Talebinde Yurda Kesin Dönüş Şartı

T.C. YARGITAY

10.Hukuk Dairesi
Esas:  2010/8373
Karar: 2012/224
Karar Tarihi: 16.01.2012

YAŞLILIK AYLIKLARININ İSTİRDADI İSTEMİ – YURDA KESİN DÖNÜŞ KOŞULU GERÇEKLEŞMEDİĞİ İÇİN İPTAL EDİLEN AYLIKLAR – İKAMETE DAYALI SOSYAL SİGORTA VEYA SOSYAL YARDIM ÖDENEĞİNİN BİTİŞ TARİHİNİN YURDA KESİN DÖNÜŞ TARİHİ OLARAK KABUL EDİLMESİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: İkamete dayalı sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneğinin bitiş tarihi yurda kesin dönüş tarihi olarak kabul edilerek, yapılacak hesaplama sonucuna göre karar verilmesi gereğinin gözetilmemiş olması isabetsizdir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

(3201 S. K. m. 6) (2709 S. K. m. 23)

Dava: Dava, yurda kesin dönüş koşulu gerçekleşmediği nedenle iptal edilen yaşlılık aylıklarının istirdadı istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulü ile, davalının yurda kesin dönüş yapmadığı anlaşıldığından 01.08.1999 – 22.05.2006 tarihleri arasında davacı Kurum tarafından ödenen 22.089,23 TL tutarındaki aylıkların yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Y… A… S… tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Karar: Davaya konu somut olayda, 3201 sayılı Kanun uyarınca yaptığı borçlanma sonrasında, 08.07.1999 günlü tahsis talebine istinaden 01.08.1999 tarihinden geçerli olmak üzere davalıya yaşlılık aylığı bağlandığı; bir Kurum yazısına göre, aylık talep tarihinde Almanya’dan işsizlik yardımı aldığının tespit edildiği, bir diğer yazıya göre ise, 1970-13.09.2001 tarihleri arasında çalıştığı ve kesin dönüş yapmadığının tespit edildiği gerekçesiyle bağlanan yaşlılık aylığının 3201 sayılı Kanunun 6. maddesi gereğince iptal edildiği ve 01.08.1999-22.05.2006 tarihleri arası kendisine yersiz ödenen 22.089,23 TL’nin borç kaydedildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Davalı ise, Almanya’dan emeklilik (malullük) aylığı aldığını, belirtilen tarihler arasında çalışmasının yada işsizlik yardımı almasının söz konusu olmadığını, özürlü çocuğuna Alman yasaları uyarınca bakım ve gözetim yapıldığını, babası olması nedeniyle kendisinin bakım yükümlüsü olarak gösterildiğini, onun adına bakım yardımı yapıldığını ifade etmektedir. Dosyaya tercümesi ibraz edilen, TR-4 olarak kodlanan ve yardıma hak kazandıran Alman sigortalılık sürelerini gösterir belgede; tahsis talep tarihini de kapsayacak şekilde, 1999 yılından 13.09.2001 tarihine kadar, devreler halinde, <Bakıma muhtaçlık faaliyeti> ve <Uyum sağlama parası> kaydının yazılı olduğu; belirtilen devrede davacı Kurum’un iddia ettiği gibi çalışma yada işsizlik ödemesi kaydının bulunmadığı, bu durumun dosya içerisinde yer alan diğer tercüme belgelerde de ifade edildiği görülmektedir.

Mahkemece, <Emniyet Müdürlüğünden davalının yurda giriş çıkış sorgulamasının yapıldığı, her ne kadar Türkiye’ye sık sık gelip belirli sürelerle kalmış olsa da, Almanya’da kirada oturduğunu bildirdiği, çocuklarını ve yakınlarını ziyaret etmek maksadıyla misafir olarak gidip gelmediği, yılın yarısından fazlasını Almanya’da geçirdiği, açıklanan nedenlerle, davalının yurda kesin dönüş yapmadığı anlaşıldığından, yaşlılık aylığının iptali işleminin yerinde olduğu” gerekçesiyle,  isteminin kabulüne karar verilmiştir.

Yurtdışında çalışan Türk vatandaşlarının yurtdışında geçen hizmetlerinin borçlandırılarak, ülkemiz sosyal güvenlik mevzuatında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesini sağlamak amacıyla kabul edilen 3201 sayılı Kanun hükümleri uyarınca borçlandırılan sürelere dayalı olarak hangi şartlarda aylık bağlanacağı anılan Kanunun 6. maddesinde belirlenmiştir. Tahsis yapılabilmesi için aranan koşullardan birisi, yurda kesin dönülmüş olmasıdır.

Kesin dönüşün, aylık tahsis talebinde bulunanların yurtdışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu ifade ettiği; <sosyal sigorta ödeneği> deyiminden, çalışma yaşamı süresince karşılaşılan hastalık, iş kazası, meslek hastalığı veya işsizlik gibi riskler nedeniyle iş göremezlik veya işsizlik gibi adlar altında yapılan ödeneklerin amaçlandığı; <sosyal yardım ödeneği> ibaresinin ise bulunulan ülke mevzuatı kapsamında, geçimlerini sağlayacak hiçbir gelirleri olmayan veya mevcut gelirleriyle geçimlerini sağlamakta güçlük çeken kişilerin asgari geçim düzeyi ile sınırlı olmak üzere geçimlerinin sağlanması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları tarafından muhtaçlık durumuna ve süresine göre ödenen, ikamet şartına bağlı nakdi yardımlar anlamını taşıdığı kabul olunmaktadır. Ne var ki, <kesin dönüş> ifadesi, mutlak anlamda, yurtdışında bulunduğu ülkeden Türkiye’ye döndükten sonra tekrar yurtdışına çıkış yapmama şeklinde değerlendirilemez. İkamet şartına bağlı olmayan nitelikte sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği alanlara, anılan koşulun gerçekleştiğinin kabulü ile aylık bağlanabilecektir. Aksi yöndeki düşünce, Anayasamızın 23. maddesi ile güvence altına alınmış olan <Yerleşme ve seyahat hürriyeti>nin; İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine) ek 4 nolu Protokolün 2. maddesi ile tanınmış <Serbest dolaşım özgürlüğü>nün ihlali sonucunu doğuracaktır. 3201 sayılı Kanunun 6. maddesinin B bendi ile tekrar yurtdışına gitmek değil, yabancı ülke mevzuatına tabi olarak  çalışmak  ve  ikamete  dayalı  sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği almak, aylığın kesme nedeni olduğu belirtilmiş; 3201 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlanıp altı aydan daha uzun süre yurtdışında bulunmuş olanların, yurtdışında çalışıp çalışmadıklarını ve ikamete dayalı bir sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği alıp almadıklarını <3201 sayılı Kanuna göre aylık alanlara mahsus yoklama belgesi> vererek, aylıklarını almaya devam edebilecekleri, Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 14. maddesi ile hüküm altına alınmış olup, yurtdışında uzun süre kalmak, tek başına bir aylık kesme nedeni teşkil etmemektedir.

Ayrıca, yurtdışında geçen çalışmalar sonucu o ülkenin sosyal güvenlik sisteminden hak kazanılan yaşlılık yada malullük aylığının bir sonucu olan ve ikamete dayalı bulunmayan sosyal sigorta veya sosyal yardım niteliğinde ki edimlerden yararlanmak, yurtdışından kazanılmış olan sosyal güvenlik hakkının en doğal sonucu olup, bu haktan feragat anlamı çıkacak şekilde bir <kesin dönüş> tanımı yapılması, sosyal güvenlik hakkından feragat edilemeyeceği olgusunun göz ardı edilmesi sonucunu da doğuracaktır.

Mahkemece, TR-4 formunda <Bakıma muhtaçlık faaliyeti> ve <Uyum sağlama parası> olarak ifade edilen unsurların, ikamete dayalı sosyal sigorta veya sosyal yardım niteliğinde bulunup bulunmadığı yönü, yukarıda belirtilen maddi ve yasal olgular dikkate alınarak belirlenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile kabule karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Kabule göre, ikamete dayalı sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneğinin bitiş tarihi yurda kesin dönüş tarihi olarak kabul edilerek, yapılacak hesaplama sonucuna göre karar verilmesi gereğinin gözetilmemiş olması da isabetsizdir.

O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 16.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız