Aylık arşiv: Ocak 2011

ASKERİ OKULLARA ALINAN ÖĞRENCİLER İLE SİLAHLI KUVVETLER HESABINA FAKÜLTE VE YÜKSEK OKULLARDA OKUYAN ÖĞRENCİLER İÇİN YÜKLENME SENEDİ DÜZENLENMESİNE VE BU OKULLARDAN ÇEŞİTLİ SEBEPLERLE AYRILACAK ÖĞRENCİLERE VEYA KEFİLLERİNE ÖDETTİRİLECEK TAZMİNATA DAİR YÖNETMELİK

 

Amaç

Madde 1 – Bu Yönetmeliğin amacı; askeri okullara alınan öğrenciler ile Silâhlı Kuvvetler hesabına fakülte ve yüksek okullarda okuyan öğrenciler için düzenlenecek olan yüklenme ve kefalet senedi ile bu okullardan başarısızlık, disiplinsizlik ve benzeri diğer sebeplerle ayrılacak öğrencilere Devletçe yapılan harcamaların karşılığı olarak tesbit edilecek tazminatın hesaplanmasında uygulanacak esasları belirlemektir. Okumaya devam et

ASKERİ ÖĞRENCİLERDEN BAŞARI GÖSTEREMİYENLER HAKKINDA KANUN

 

 

Kanun Numarası               : 5401

Kabul Tarihi                      : 30/5/1949

Yayımlandığı R. Gazete     : Tarih : 3/6/1949   Sayı : 7223

Yayımlandığı Düstur          : Tertip : 3   Cilt : 30   Sayfa : 1079

Madde 1 – Askeri lise ve ortaokullardan ikinci  maddenin (C) fıkrasında yazılı sebepler dışında çıkarılan öğrenciler Askerlik Kanunu hükümlerine tabi olmak üzere serbest bırakılırlar.

İkinci maddenin (C) fıkrasında yazılı sebeplerle çıkarılanlar hakkında bu (C) fıkrası hükmü uygulanır.

Madde 2 – Harb okullariyle ordu hesabına diğer yüksek öğrenim kurumlarında bulunan öğrencilerden; Okumaya devam et

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONELİNİN ÖĞRENİM, EĞİTİM VE YETİŞTİRME MASRAFLARININ TESPİTİNE DAİR YÖNETMELİK

Resmi Gazete Tarihi: 17.12.2005 Resmi Gazete Sayısı: 2602

Amaç

                Madde 1 — Bu Yönetmeliğin amacı, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz şeklinde sağlık raporu alanlar ile vazife malulü olarak ayrılanlar hariç olmak üzere, mecburi hizmet süresini tamamlamadan her ne şekilde olursa olsun Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan veya ilişiği kesilenlerin askeri öğrenci, subay ve astsubay olarak kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının tespitine esas unsurlar ile masrafların tahsiline ilişkin usul ve esasları belirlemektir. Okumaya devam et

Basit ve sıradan: Kadın ve Ölüm

Öldürülüyoruz!!!

Her gün gazetelerin üçüncü sayfasından haberlerimiz okunuyor. Çoğunlukla geçiştiriliyor ölümlerimiz.

Her gün içimizden üç kişi “günün seçilmiş kadını” oluyor. Ölümde sıramızı bekliyoruz.

Feryat ediyoruz!!!

Yüzümüz gözümüz morarmadan, birkaç bıçak darbesi almadan ve dahi raporlamadan Aile Mahkemesi Hakimi uzaklaştırmıyor yüzümüzü gözümüzü morartıp, bıçaklayacak olanı. Korunma kararı öyle kolaydan, canımız acımadan verilemiyor. Esasında “koruma kararını” alabildiysek şanslı bile sayılırız lakin can yandıktan sonra gelen adalete biz adalet demiyoruz! Bazen Cenaze namazımız kılınıyor adaletin tecelli ettiği saatlerde.

Cumhuriyet Savcılıklarında “yetersiz delilli” dosyalarımız “takipsizlik” kararlarıyla arşivlere kaldırılırken, her dosyanın bir mağduru bir de cesaret bulanı oluyor. Bize düşen rol çaresizlikle beklemekken, cesaret bulanlar ise planlar yapıyor ecelimize dair. Şiddetin hiçbir geçerli gerekçesi olamayacağını biliyoruz biz. Bilmeyen Savcılar var ki “ne yaptın da dövdü seni” diyebiliyor, meslektaş olmaktan utanıyoruz.

Kamusal otoritenin toplam üç yüz elli hakim ve savcıyı eğitmesi yetmiyor, yaralara derman olamıyor.

Koruma kararlı dosyalarımızın akıbeti kolluk kuvvetlerinden sorulamıyor. Arz edemiyoruz polise halimizi, arz ettiklerimiz “hadi barışın, olur böyle şeyler aile içinde” sümeninin altına tıkılıyor. Kırk bin dört yüz polisi “Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesinde Polisin Rolü ve Uygulanacak Prosedürler Eğitimi “ kapsamında eğitmemiş miydiniz?

Münferitmiş ölümlerimiz, öyle diyor Aileden ve Bizden Sorumlu Devlet Bakanı.

Kadını erkeğin şiddetinden koruyamadığından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde ceza alan Devletin bizi münferiden yahut topyekünen koruması lazım gelen Bakanının ilgisini çekmek için topluca mı katledilmemiz gerekir? Günde üç kadın cinayeti münferitse bir günde kaçımızın öldürülmesi gerekir?

“Kadın” kelimesini duymaya tahammülsüzler, bizi “kadın”, bizi “birey” olduğumuzdan değil “Aile”nin yapı taşı olduğumuzdan önemsiyor yalnız. “Aile” kurumu dışında varlık göstermemize kanun başlıkları engel oluyor, kadın oluşumuza set çekiliyor, sokuluyor gözümüze bireysizliğimiz.

Ailenin Korunması Hakkında Kanun dedikleri (4320 S.Y.) esasında KADINı şiddetten koruyan yasa değil. “Aileyi Bir Arada Tutma Yasası”, “Kol Kırılır Yen İçinde Kalır Yasası”. Kadını şiddetten koruma amaçları, kadını hapsetmek istedikleri AİLE’yi korumaktan öte değil.

Çok şey değil, sadece insanın en temel hakkı olan yaşam hakkını istiyoruz biz. Bu hakkımız için verdiğimiz dilekçeler dosyalarda birikiyor. Hayatta kalmak uğruna verdiğimiz mücadele küçümseniyor, yıldırılıyoruz. Bizi koruyacak mekanizmayı hayata geçirmek için vereceğimiz mücadelede bıktırılıyoruz.

Feryat ediyoruz!!!

Duymuyorlar…

Acı çekiyoruz!!!

Hissetmiyorlar…

Öldürülüyoruz!!!

Görmüyorlar…

Bu sebeplerle artık İsyan Ediyoruz!!!

AV. İlknur SEZGİN TEMEL

Ankara Barosu Kadın Hakları Kurulu

Başkan Yardımcısı

04.01.2011

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız