Aylık arşiv: Eylül 2010

İŞE İADE DAVALARI

İŞE İADE DAVALARI


Yazan: Av. İlknur SEZGİN TEMEL

GİRİŞ: Bu çalışmamda işe iade davaları hakkında bilinmesi gereken pratik bilgileri, kısaca mevzuattaki düzenlemeleri ve en sık sorulan soruların yanıtlarını bulabilirsiniz. Açıklamaların anlaşılırlığını sağlamak amacıyla örnekleme yöntemi kullanılmıştır.

I- MEVZUATTAKİ DÜZENLEMELER

1-                  GÖREVLİ MAHKEME: Kuşkusuz İş Mahkemesidir. İş Mahkemesi bulunmayan yerlerde İş Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesidir. Örn: Kars’ta işyeri olan bir işçi için görevli mahkeme İş Mahkemesi sıfatıyla Kars Asliye Hukuk Mahkemesidir.

2-                  YETKİLİ MAHKEME: 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 5.maddesine göre işverenin ikametgahı sayılan yer mahkemesi (Ticaret Sicil Kaydının bulunduğu yer) veya işçinin işini yaptığı işyerinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili. Bu düzenlemeye aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.  Örn: Merkezi İstanbul’da olan bir işletmenin bünyesindeki fabrika Ankara’nın Kazan ilçesinde ise, fabrikadaki iş akdi geçerli bir sebep olmaksızın feshedilen işçi davasını İstanbul’daki iş mahkemelerinde açabileceği gibi, Kazan ilçesi, Ankara Büyükşehir İlçe Belediyesi olduğundan Ankara İş Mahkemesi’nde de açabilir.

II- İŞE İADE DAVASININ KOŞULLARI: Okumaya devam et

İşe iade davası / iş güvencesi tazminatı / işe başlatmama

  • T.C.
  • YARGITAY
  • 9. HUKUK DAİRESİ
  • E. 2007/29283
  • K. 2008/27243
  • T. 14.10.2008

DAVA : İşe iade için başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmayan işveren; boşta geçen süreye ait 4 aylık ücretleri ve mahkemece takdir edilen iş güvencesi tazminatını ödemek zorundadır.

İşe iade başvurusunun ardından işverenin daveti üzerine işe başlamayan işçi; boşta geçen süreye ilişkin 4 aylık ücretleri ve iş güvencesi tazminatını işverenden talep edemez.

İşe iade davası sonunda işçinin başvurusu, işverenin işe başlatmaması ve buna bağlı olarak ihbar tazminatı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Okumaya devam et

Fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuşsa Islah’tan sonra da kısmi dava açılabilir

  • T.C.
  • YARGITAY
  • HUKUK GENEL KURULU
  • E. 2004/7-754
  • K. 2005/36
  • T. 9.2.2005 

ÖZET : Dava, işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, ıslah ( değer artma ) dilekçesi erken verilmişse, sonradan ortaya çıkan değişiklikler ( örneğin bilirkişi hesap raporunun yeniden düzenlenmesi ) karşısında ne yapılacağı noktasında toplanmaktadır. Islah dilekçesi, her davada bir kez verilir, ikinci kez ıslah yoluna başvurulamaz. Kısmi davada saklı tutulan alacak bölümü için gerek kısmi dava karara bağlanmadan önce, gerekse daha sonra ayrı bir dava açılması usulen olanaklıdır. Uygulamada bu ayrı davaya ek dava denilmektedir. Yine kısmi davadan sonra açılan ek davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması ve davacının hukuki yararının bulunması koşullarının birlikte varlığı halinde, birden fazla ek dava açılması mümkündür. O halde, somut olayda, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutan davacının ıslah talebinden sonra, ek davalar yoluyla fark alacağını isteyebileceği sonucuna varılmaktadır.

Okumaya devam et

Yabancı Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tenfiz ve Tanınması Üzerine İnceleme

YABANCI MAHKEME KARARLARININ TANINMASI VE TENFİZİ

AV. İLKNUR SEZGİN TEMEL

GİRİŞ: Yabancı Mahkemelerce verilmiş kararların Türkiye’de icra olunabilmesi / kesin hüküm teşkil etmesi / kesin delil teşkil etmesi bu kararların Türk mahkemelerinde yeni bir dava yoluyla tanınması veya tenfizine bağlıdır.

1-      YETKİLİ MAHKEME

MÖHUK M.52 / (2)’ye göre; Kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, Türkiye’de yerleşim yeri yoksa sâkin olduğu yer mahkemesi, Türkiye’de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biridir. Bu davalarda yetki Kamu Düzenine ilişkin olmadığından davalı yetki itirazında bulunmayacaksa dava Türkiye’nin her yerinde açılabilir. Okumaya devam et

İşçinin nakli sırasında trafik kazası / İş Kazası

  • T.C.
  • YARGITAY
  • 21. HUKUK DAİRESİ
  • E. 2008/11455
  • K. 2009/2912
  • T. 2.3.2009

ÖZET : Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davanın aynı sebepten doğması ve biri hakkında verilecek hükmün diğerini de etkileyecek nitelikte bulunması nedeni ile aralarında bağlantının bulunduğu, davalılardan biri ile davacı arasında hizmet ilişkisi bulunduğundan zarara neden olan olayın trafik iş kazası olması sonucu açılan tazminat davasının Yasa gereğince İş Mahkemesinde görülmesi gerektiği, davalılardan bir kısmı hakkında arada hizmet ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle ayırma ( tefrik ) kararı verilemeyeceği, öte yandan mahkemenin yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için birlikte açılmış davaların ayrılmasına karar verilebileceğinin belirtilmesi karşısında, bir arada görülmesinde yarar bulunduğu açık olan davada ayırma kararı verilmesinin doğru olmadığı ortadadır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

DAVA : Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Okumaya devam et

  • “İşverenler ve İşletmeler İçin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Danışmanlık Hizmetleri Rehberi”miz ilknursezgintemel@gmail.com adresinden talepte bulunan İşletmelere internet ortamında gönderilmektedir.
DİKKAT:
Randevu neticesinde avukatlarla yapılan görüşmeler danışmanlık ücretine tabidir.
İletişim bilgileri için tıklayınız
Danışmanlık hizmeti ve ücreti için tıklayınız